Geçtiğimiz hafta notlarımın kalıcılığından söz ederken birincisinin ‘’Her Gün Yeni Bir Başlangıç’’ olarak belirtmiş ve bu konudaki görüşlerimi köşe yazım olarak yazmıştım. İkincisi ise; ‘’Bagajını Kontrol Et ve Boşalt.’’ bu hafta ki köşe yazımın konusu bu oldu ve sizlerle bu konudaki görüşlerimi paylaşmak istedim.
Hayat uzun bir yolculuktur. Çocuklukta omuzlarımızda hafif bir çanta vardı; içinde hayaller, umutlar ve merak… Gençlikte bu çanta biraz daha dolar; hırslar, tutkular, kırgınlıklar, aşkın ve arayışın izleriyle ağırlaşır. Orta yaşlarda çantamız bavula dönüşür; sorumluluklar, kaygılar, başarıların gururu ama aynı zamanda hayal kırıklıklarının ağırlığı yerini alır. Ve işte yıllar geçip de 88 yaşıma geldiğimde elimde koca bir “bagaj” kaldığını gördüm…
Ama soralım kendimize: Bu bagajın ne kadarı gerçekten gerekli? Ne kadarı bize yük ne kadarı bize ışık tutan bir hatıra?
Yaş ilerledikçe insan şunu fark eder: Gereksiz yüklerle yol alınmaz. Kalbimizi yoran, zihnimizi tüketen, geçmişte kalmış kırgınlıkları ve pişmanlıkları taşımaya gerek yoktur. Küs kalınmış dostlar, artık düzeltemeyeceğimiz hatalar, geriye dönüp de değiştiremeyeceğimiz pişmanlıklar… Bunlar bavulun en ağır taşlarıdır. Oysa biz, bu yolun son deminde hafiflemek zorundayız. Çünkü ruh, hafiflediği ölçüde özgürleşir.
88 yaş, yaşamın sadece “sona yaklaşma” evresi değildir; aynı zamanda bir “arınma” evresidir. İnsan, geriye dönüp baktığında anlar ki aslında hayat, yük taşımak için değil, yürüyebildiğin kadar hafif ve huzurlu yürümek içindir. Zaman zaman bu yükü hafifletmek için bagajı temizlemek ve arındırmaktan geçtiğini yaşam bana öğretti. Her fazla yük, manzarayı seyretmeyi engeller. Her kırgınlık, kalbin sesini kısmaya çalışır. Oysa ömrün bu kıymetli döneminde yapmamız gereken tek şey, gereksiz olanı bırakmak, değerli olanı kucaklamaktır.
Geriye dönüp bir teşekkürle bırakabiliriz yüklerimizi:
-Kırgınlıkları geride bırakıp, “yaşandı ve bitti” diyerek teşekkür etmek…
-Bizi üzmüş insanlara bile, “hayatıma kattığın dersler için şimdiden teşekkür ederim” diyebilmek…
-Kendimize de “yanlışlarımla, doğrularımla beni ben yapan tüm tecrübeler için teşekkür ederim” diyebilmek…
Aslında insan ömrünün en güzel ‘’vedası,’’ geride kalan her şeye teşekkür edebilmektir. Çünkü teşekkür etmek, yükleri hafifletir. Teşekkür eden insan, özgürleşir.
İşte 88 yaşımda yürürken yapılacak en kıymetli şey budur: Bagajımızı hafifletmek. Kalbimizi kırgınlık yerine minnetle doldurmak. Ve yolun sonunu ağır bir bavulla değil, küçük bir çantayla, içinde sadece ‘’sevgi ve huzurla’’ yürümek.
Şimdiden teşekkür ederim… Hem geçmişime hem hayatıma hem de bu yolculuğu benimle paylaşan herkese. Ve en çok da kendime ve hayatımın içinde ki yanlışlarımın büyük bir bölümünü sırtına yükleyen torunlarımın babaanneleri ‘’sevgili eşim Vasfiye Hatunuma;’’ Benimle, bu yaşıma kadar ki yolculuğuma eşlik etmesine…