87 yaşıma el sallarken güzelim 88 yaş günüm hoş geldin.

Yaşanmış sürçlerimiz ne bir günlük, ne bir yıllık? İçinde o güne kadar yaşanmışlığımızın taşıdıkları ve biriktirdikleri ile bir bütündür. İşte o biriktirdiklerimizle attığımız adımlar, yürüdüğümüz yollar, Bizim yol haritalarımızdır. Attığımız adımlar, yürüdüğümüz yollar elbette bizi bir yere taşıyorlardır. Taşıyacaklardır da. İlk yola çıktığımızda doğru adım atmamıza, doğru yolda yürümemize ilk dokunuşları kim atmış, kim attırmışsa, sonra da bu dokunuşlara yeni dokunuşları ile birileri mutlaka attığımız adımların yürüdüğümüz yolun doğru yolda olmasına yardımcı olmuşlardır.

İşte bu ilk adımımı atmamı, doğru yolda yürümeme, ilk dokunuşları ile yön veren İsmetiye Mahallesinin küçüklerin Azet abla, büyüklerin Azet bacı diye çığırdıkları rahmetli anam oldu.

Rahmetli anamın Türkçe okuması yazması yoktu. Eskillerin deyimiyle ümmiydi. Kuranı içten okuduğunu, okuduklarını yaşamına yansıttığını, attığı adımlarla, yürüdüğü yolda gösterdiği sebatlı duruşuyla ve kulağıma üfürdüğü sözlerle yoluna devam etti. Ve benim de bu yolda yürümeme rehber oldu.

“Doğru ol, doğru duvar yıkılmaz,Yalan söyleme, yalana tevessül etme. Aman ha aman, Oğlum Asım, ar damarın, hayâ damarın çatlamasın dikkat et’’ derdi. Sonra sıkıntılı günlerimizde “Oğlum Asım gün doğmadan neler, neler doğar” diyerek yaşadığımız zorlu günlerde, sebat ve sabrın şahikası ile hayatın zorluklarına karşı ilk dokunuşları giydirerek bana öncü oldu. Geçmiş kadim kültürümüzün bu ortak anonim sözcüklerini bize giydirerek dolaştırdılar analarımız. Çıplak dolaştırmadılar. Kolayına dillerimize düşmedi şu anonim sözler “Ana gibi yar olmaz, Bağdat gibi diyar olmaz’’ diye. ‘’Bağdat’ı tarumar ettiler,’’ aman ha aman, analarımıza sahip çıkalım.

Bu yolda yürürken yolum uzun sürdü. Yolculuğumda anamı rahmete uğurladık. Sonrası mı?

Ara sıra sapmalarıma karşı ince dokunuşlarıyla, doğru yolda adım atmama ve yürümeme bu kez de yardımcı olan, çocuklarımın anası, torunlarımın babaanneleri sevgili hayat arkadaşım, yoldaşım Vasfiye DEMİRKÖK yol arkadaşım yürüyenim oldu. Hayat yolunda gâh ben onu, gâh o beni omuzlarımızda taşıyarak, yarım asrı geçen hayatın yükünü taşınır hale getirerek, hafiflettik. Daha yaşanır bir geleceği ellerimizi ellerimizin üstüne, onların üzerine çocuklarımızı, onların üzerine torunlarımızı oturtturarak, hep birlikte bir aile olduğumuzu ortaklaştırıyoruz. Hayatı güzel yaşanır kılan beklide yarım asrı aşan ortaklaştırdığımız bu hayat felsefenin içinde yatıyor. Bu dokunuşlardan sonra ne oldu derseniz? Bu uzun süren yolculukta yollarda gördüklerim, okuduklarım, düşüncelerim yollara döküldü iz oldu. Ne olursunuz kızmayın bu yollara dökülenlere. Kolay dökülmedi. Gecelerin zifiri karanlığında dolarak, sabahın şafağında aydınlanarak döküldü. İşte beni 88 yaşıma taşıyan iki muhteşem kadının bu ince  dokunuşları yollarımın izi ve yol göstericisi oldu.