Uzun süredir yazmıyorum. Daha doğrusu yazamıyorum. Ama bu arada  hem kurumsal ilişkiler olarak,hem de insanlar arası ilişkileri bağlamında epeyi biriktirmelerim, gözlemlerim oldu. Yine yazım uzun olacak. Okuyanı da ona göre az olacak. Bunu göze alarak yazıyorum. Bunun niye böyle olduğunu, okuyucunun neden kısa yoldan sosyal medyanın kendisine ‘bilgi diye sunduğu’ binlerce yığının %90’ının  mefşuratla (Feshedilmiş, Kaldırılmış, Dağıtılmış, Bozulmuş’  düşüncelerle dolu olduğunu, %10’nun ise doğru olup ancak o yanlışların içinden ayırt edilemediğini kurduğum ilişkilerimde gözlemiş olduğumu da buradan söylemiş olayım.    

Bu ilişkileri gözlemlerlerimde bana değerli hemşerim Prof. Ünal Şentürk  Hocamın ‘’sosyolog Pierre Boudieu’yu (1 Ağustos 1930-23 Ocak 2002) anlatımları ve tanıtmaları ile bu gözlemlerime ulaşmama vesile olduğunu söylemeliyim.    

Kısaca Sosyolog Pierre Bourdieu: Avrupa Sosyoloji Merkez Kurucusu, aynı zamanda sosyolojinin öncülerinde olan Emile Durkheim, Karl Marx, Weber’in sosyolojilerini ’Alan-Habitus ve Sermaye çeşitliliği üzerinden birbirleri ile olan ilişkilerinden yürüyerek bize anlatan ve kazandıran bir sosyologla buluşturduğu için hocama sonsuz teşekkürlerimi sunarım. Konumuza dönecek olursak:

 

Kendim dahil bizlere ne oluyor böyle deyince, gördüğüm ilişkiler ağında ister ‘solcu, sağcı milliyetçi muhafazakar’ izim sahiplerinin dün rahatlıkla içine sığındığı Dünya Görüşlerinin ‘paradigmalarının İdeolojilerinin’  içinin boşaldığı, bu nedenle de içini dolduracaklar bir ‘Habitus Alanı’ da bulamadıkları için sosyal medyanın savuruculuğu üzerinden her gün bir oyana başka bir gün bu yana dolanıp duruyorlar. Açıkçası ‘Sosyal Platform Yönlendiricileri’ ideologları oluyor. Şimdi altını siyahla çizdiğim bu paragrafın (Alanın) neresindesiniz?

 

Dünya yeni şeylere gebe, ha doğdu ha doğacak. İdeolojiler (sağ, sol) çöküyor. Her gün dünyayı yeniden şekillendiren, ne ola ki? ‘ Üretim Güçleri’ yeniden şekillenirken, üretim güçlerini oluşturan, yapışık ikizler; “Üretim Araçları” ve “Üst Yapı Kurumları” zaman ve mekân kavramını “Uzamı” da içine alarak bir gün bir yerden, bir başka bir güne, yeni yere, başka zaman ve mekâna yola alıyor. Bu ‘ Zihnin Makineleşme’ hali olmasın’ ne dersiniz?

 

Gelecek günlerde dünyanın yen şekline bu bakış açısından bakmaya çalışacağım.