Toki’nin bildiğim kadarı ile Battalgazi ilçesi Orduzu Gelincik Tepesi, Yıldız Mahallesi Yıldız Tepe çevresi,  Büyükşehir Belediyesi çöp atık çevresi, Çamurlu Mahallesi Çevresi, Orduzu Pınarbaşı çevresi ve yakınında askeri alan içerisinde;

Yine Yeşilyurt İlçesi İkizce Mahallesi Çevresinde yaklaşık elli binin üzerinde deprem konutu üreterek, deprem felaketinde mağdur olan hak sahibi ailelere ve hemşerilerimize konutlar bittikçe teslim edilecek. Ve Buralarda ya yeni bir Malatya yüzü ve Kültürü fışkıracak ya da ‘Kültürsüzlüğü.’

 

Yine yüz binin üzerinde ki hemşerilerimiz bu yerleşkelerde onlarca mahalle ve sokak oluşturarak yarının Malatya Kültürünü yenden birlikte inşa etme sürecine girecekler. Her mahalle her bir sokak ayrı bir yaşam ve kültür oluşmasına sahne olur mu, yaşanır mı diye bir soru sormak da içimden gelmiyor değil? Hele günümüzde sosyal medyanın etkin olduğu bu dönemde bu çağda geçmişimizin Malatya kültürünü hem de kendilerinden onlarca kilometre uzaklıkta eski yerleşim yerinde yüz binlerin üzerinde ‘Yerinde Dönüşümle’ ev sahipliliğine kavuşan hemşerilerimizle birlikte ‘Malatya Kent Kültürünü’ nasıl inşa edecekler. Belediye Başkanlarımız hiç düşündünüz mü? Evet belki de en kolayından yola çıkarak konutları teslim edere Malatya’nın yarınlarını inşa edeceğinizi düşünüyorsanız, bu kentin üzerine gelecekte insan yükü çöktüğünde nasıl altından kalkacağımızı söylemeye dilim bile varmıyor.

 

Bu yerlerde yeşerecek evler, mahallerimize, sokaklarımıza ne zaman dönüşecek. Ya da Mahallelerimiz sokaklarımız ne zaman oluşacak?

Kimin, kimlerinin  ne zaman mahalleleri ya da sokakları olacak?  Sonuç olarak en güzel planları ve programları ortaya koysak dahi, bunu yaşama geçirecek hemşerilerimizin bilinçli katılımları olmadığı sürece her zaman hüsrana uğrayacaktır. İçinde halkın olmadığı, hemşerilerin kent yönetimine demokratik bir biçimde yansımadığı sürece geleceğin Malatya’mızı nasıl oluşturacağız, nasıl inşa edeceğiz?

 

Yakında 88’ime adım atacağım. Geçmişime dönüp bakıyorum. Teze Cami’nin Batısına 800 metre uzaklığında İsmetiye Mahallesi Şerbetçi sokağı 17 Nolu doğduğum ev ve çevresi yaşamımın merkezinde idi. Oradan yıllar sonra ayrılıp başka yerlerde başka mekanlarda bulunduğum yıllar içerisinde de çoğu kez geceler olmak üzere bu sokak içindeki mekanlar, o mekanlar içindeki yılların damıtılmış  komşularımızla beraber akrabalılaşmıştık, hısımlaşmıştık. Onun kokusunu ve duygusunu almadan Malatya’da, Malatyalı olduğumun tadını alamıyordum. 

Buralara uğramadan, mahallemin kokusunu almadan ayrılamazdım.

 

Nasıl unutabilirim? Malatya’mızın İsmetiye  Mahallesi Şerbetçi Sokağını ve içindeki evimize 50 metre mesafedeki işletmesi1940’lı yılların ortalarına dayanan şehrimizde ilk ve tek üretildiği ‘Simit’ fırınını ve yerini. Bu yer sanki biz çocuklarınındı. Fırın işleticisi Sait usta ve ustalarından Erzurumlu Yusuf  amca sabah ezanından önce simitlerini fırına atar, fırının önünün de kuyruğa giren yaşları 10 ila 15 arasındaki çocuklara servis ederlerdi. Fırından aldıkları taze simitleri başlarının üzerindeki tepsilere sahanlara dizen bu çocuklar, sabah ezanı ile birlikte sokaklara düşer, avazları yettiği kadar çocukları uyandırıp simit aldırmak için ’simit, taze gevrek simit geldi’ diyerek bağrışırlardı. Bu fırın evimize yakın olduğu için erkenden fırından simit almayı çok sever ve fırına giderdim. Simit fırınına öyle sık gider olmuştum ki, bu çocukların birçokları ile ahbap bile olmuştum. Her birinin ayrı bir öyküsü vardı. Bazı çocuklar simitlerini satmış, ikinci kez simit almak için simit kuyruğuna girmiş olurlardı. İkinci kez simit alıp kuyruğa girenlerin her birinin ayrı ayrı acılı  öyküleri vardı. Bunlar simit satan çocukların en yoksuluydu.

 

Bu yapılarla ve üretim ilişkileri ile oluşan Malatya’mızın ‘Mahalle ve Sokak Kültürümüz’ yılların içerisinde damıtılarak oluşmuştu. Depremle birlikte işte biz bu kültürü kaybettik. En acısı da bu değil mi? Farkındamısınız? 

 

Tokinin ev yapması ve evlerin depremzede hemşerilerimize teslim edilir olması belki de Malatya’mızın inşasında işin en kolay yanı. Ya bu yeni yerleşim yerlerinde fışkıracak mahalle ve sokaklarının oluşması ile birlikte Malatya Kültürünün! Nasıl şekilleşeceğini? Yine Malatya’mızın kadim mahalle ve sokaklarında ‘Yerinde Dönüşümle’ birlikte yeniden şekillenecek ‘Parçalanmış Örselenmiş Malatya’mızın bu mahalle ve sokaklarımızın komşuluk kültürünü!’ kimin inşa edeceğini hiç düşündünüz mü? Farkındamısınız?

 

Büyükşehir Belediye Başkanım Sayın Sami ER. Yeşilyurt Belediye Başkanım Sayın İlhan Geçit. Battalgazi Belediye Başkanım Sayın Bayram Taşkın.

 

Asıl Belediye Başkanlığınızın geleceği, Malatya’mızın ‘Kadim Kültürünün’ yeni oluşacak Malatya’mızın yüzüne vuracağınız ‘Kültür İnşanızla’ birlikte sizlerinde ‘Kültürünüzü ve Belediye Başkanlığınızı’ yansıtacak.

Ne dersiniz? Farkındamısınız?

Tüm hemşerilerim ve okuyucularımın Kurban Bayramını kutlar, gelecek güzel günlerimizin hepimizin olması dileklerimi iletirim.