İnsan; insanlarla çağlar boyu iletişim kurmuştur. Kurduğu iletişimin üç temel boyutunun, birincisi düşüncesinin, ikincisinin duygusunun ve üçüncüsünün bilgisinin aktarımı olduğunu düşünüyorum. Eğer bu üç boyut iletişimin içinde yoksa, bunları ‘algı’ üzerinden yapıyorsa giderek insan, hem kendisine hem de iletişim kurduğu insanla kurduğu iletişimi yavanlaşır ve giderek kuruma kendini göstermeye yüz tutar.
Aynı zamanda insan, yaşamını yeniden yeniden üreten bir varlıktır. Bu da İnsanı, insani ilişkileri içerisinde ‘toplumsal’ bir varlık olduğunu gösterir. Bu toplumsallığı içerisinde yaşayan insan, toplumu anlamaya ve anlamlandırmaya çalışır. Toplumu anlamaya ve anlamlandırmaya çalışırken hayvanlardan farklı bir yönünün bulunduğunun farkına vararak, yeme içme barınma örtünme dahil her türlü insanı ihtiyaçlarını çevresiyle birlikte değiştirip dönüştürerek, değişen koşulları yaratma becerisini göstermektedir. Şöyle bir bakalım hangi yaşlarda olursak olalım, dün gibi geçen daha on yıllar içerisinde geçen yaşanmışlığımız bizlere bir şeyler ifade etmiyor mu?
Evimizin içerisinde kullandığımız aletler, haberleşme aletlerimizden adımımızı attığınız sokağımız, caddemiz, kentimizdeki değişim dönüşüm bizlerin nereye gideceğimizin habercisi değil mi? Bu değişimlerin adına ne diyeceğiz, nereye koyacağız? Bu dediklerim yalnız on yıllar için hem düşüncelerimizdeki, hem de yaşantımızdaki değişimi ifade ediyorsa, şimdiyi ise bugün için bir yerlere not edelim. Bırakın beş yılı, yarın ne olacağımızın belirsizliği içerisinde bir dünyanın içerisine düştüğümüzün telaşı, bizleri nereye sürükleyeceğini düşünüyor muyuz?
Yavaşça eğilin kulağımıza bir şey fısıldayacağım. Kalabalıklaşan dünyamızda, ülkemizde kentimiz, cadde ve sokaklarımızda ve giderek evimiz içerisinde bizi bize yalnızlaştıran, bir yaşamın içinde, bizi dinleyen en kıymetlimizden yakın, avucumuzun içerisinden bir türlü bırakamadığımız öyle bir aletimiz var ki her geçen gün bizlere yeni yeni şeyler sunarak, kendimizin en yakın organımızdan, en yakın organımıza, kendimize dönüşen telefonlarımız bizleri kendine esir alıyor. Artık o ekran bütünüyle iletişimizin ana unsuruna, kendisi olmaya dönüşüyor.