10 Ocak Gazeteler günü nedeniyle Malatya Büyükşehir Belediye Başkanımız Sami ER Malatya Nikah Salonunda gazeteci arkadaşlarımızla birlikte beni de davet ettiler. Biz de bu davete icabet ettik. Sami ER Başkanımız konuşmasının içerisinde önemli iki noktanın altını çizdi. Mealen; Biri, gazeteciler gerçekleri yerinde ve zamanında yazmalı. Diğeri ise Malatya’mızın geçmişte de zor günleri böylesi olmasa da zor günlerimiz olmuştur ve yaşamışızdır. Ancak Malatya’mızda Tezvirata yer vermediğimiz sürece sorunlarımızı el birliği ile çözeceğimize inanıyorum diyerek, Bir yandan sorunların çözüm noktalarını, bir yandan da kendi anılarından bahsederek, siz gazeteci arkadaşlarım hem sorunlarını, sorunlarımızı hem de anılarını anlatırlarsa memnuniyetle dinlerim diye arkadaşlarımıza mikrofonlar uzatıldı. Onlarda hem sorunları hem de anılarına yer verdiler.
Ben de bu yazımızla birlikte bunlara ilişkin geçmişe ait yazılarımıza yer vererek tarihe not düşmek istedim. Malatya’mıza her zaman birlikte sahip çıktık. Haydi, Malatyalı asıl gündemimiz olan işe, aşa sarılmaya. Ne dersiniz?
Aşağıda 19 Mayıs 1999 Malatya Yorum Gazetesinde çıkan “Malatya’mızı Hep Beraber Sahiplendik” köşe yazımdan hepimizin üzerine düşen derslerin olduğunu düşünüyorum. O yıllarda hemşerilerimiz ideolojik kaygılarıyla birbirine küs gezdiriliyor, gençlerimiz birbirine vurdurulmaya çalışılıyor, Rahmetli Belediye Başkanımız Hamid Fendoğlu’nun bir faili cinayete uğratılması ile Malatya’mızı ateş sarmalına sarılmak isteniyordu. Malatya’mızı zor günler bekliyordu. O zor günlerimizi birbirimize sarılarak atlattık. Asrın 1000 yılda bir yaşadığımız bu “deprem felaketini de” geçmişte olduğu gibi sorunlarımızı açık seçik hiçbir baskıya telaşa yer vermeden ideolojik kaygılarımızı dün olduğu gibi bugünde öteleyerek sorunlarımıza birlikte, olumsuzluklarımızın da üzerine üzerine “Bakırcılar Çarşısında” olduğu gibi belediye başkanımız Sami Er’inde yanlış iliklenmiş düğmeyle yol alınamayacağını görmesi ve yanlışların üzerine gidileceğinin sözünün verilmesi bunun da üzerine gitmesi, biz gazeteciler olarak sorunlarımızı dile getirip yetkililerden de bunların çözmelerini açık yüreklilikle istediğimiz de sorunlarımızın görülmesinin olumlu olduğunu, çözümlerinin bu görülme bilgisine ilişkin not düşülmesi önemli bir haberin, habercisi oldu. Gazeteciler olarak, “Fikri Takibimizi de” asla elden bırakmadan.
İşte O yazımız da belirttiğimiz ve dün olduğu gibi bugünde “Malatya Hepimizin” diyerek, geçmişte sorunlarımızı birbirimize sarılarak nasıl çözdüğümüzü not düştüğüm yazımı siz değerli hemşerilerimle paylaşmak istiyorum.
“MALATYA’MIZI HEP BERABER SAHİPLENDİK”
Doğanın toplumun ve bireyin yaşamı, sorunları çözme sürecidir. Bu yaşam çok boyutludur. Siz bunu tek bir sürüce, tek bir soruna indirgeyemezsiniz. İsteseniz de indirgeyemezsiniz. Doğada yalnız kış mevsimi yaşanmaz. İlkbaharın, yazın, sonbaharın var olduğunu ve bunların güzelliklerini yaşadığımız gibi, bizleri etkileyen olumsuzluklarını da yaşarız. İnsanız; yaşadığımız sürece her an yüzlerce sorunlarla ve onların şu veya bu biçimde bizleri etkileyen olumlu ve olumsuz, çözümleri ve çözümsüzlükleri ile karşı karşıya geliriz. Sorunlarımızın çözümsüz gibi görüldüğü süreçlerinde, bir de bakmışız ki yüzlerce çözüm içeren seçenekler önümüze konmuştur. Önemli olan bu seçenekleri tararken, duygularımızı, hisselerimizi, dogmalarımızı öne çıkarma yerine, aklımızı öne çıkararak, sorgulayarak bize uygun çözüm seçenekleri ile birlikte yaşama irade ve gücümüzü ortaya koyalım.
Toplumların yaşamında da bir yığın sorunlar ve çok yönlü çözme süreçleri vardır, bu süreçler yaşanır. Dışarıdan ithal görüntü ve düşüncelerin bizleri yormaya, germeye, kırgınlıklara itmeye hakları olmamalı diye düşünüyorum. Bizlerin yaşamını yapay olarak tek gündemli halde bırakmaya çalışanlar hep olmuştur. Bundan sonra da olacaktır. Böyle yapay yaratılan tek gündemli bir kentin insanları değiliz. Bizler kendi yaşadığımız, gördüğümüz, havasını soluduğumuz, topraklarına birlikte bastığımız Malatya’mızın asıl gündemini ortak aklımızı, öne çıkararak bulacağız ve yaratacağız. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Kentimizde sahte gündem yaratanları, yaratmaya çalışanları hemşerilerimiz gündeminden çıkarmayı başarmıştır. Bazı ulusal medyayı izleyince sanki bu kentte ben yaşamıyor muyum diye kuşkuya kapıldığım olmuyor da değil. Acaba Malatya’da ben yaşamıyor- muyum diye düşünmüyor da değilim. Ancak; geçtiğimiz hafta boyunca kentimizdeki bir iki gözlemimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Geceleri geç vakitlere kadar caddelerimizi ve sokaklarımızı dolaştım. Başörtülü, başörtüsüz halkımız sokakları, caddeleri doldurmuş, kimimin elinde dondurma, kimi çekirdeklerini çıtlayarak güle oynaya geç saatlere kadar gezip eğleniyorlardı. Saat 20. 00 sularında dolmuşa ayrı duraklarda tek başına 17 yaşlarında biri başörtülü, biri başörtüsüz kızımız bindi. Kent merkezinde inerek gidecekleri yöne doğru yürüdüler. Başlarının örtülü veya örtüsüz olmaları ne kendi gündemlerinde ne de diğer hemşerilerimizin gündemindeydi. Bakışları ve yürüyüşleri bunu çok da güzel ifade ediyordu. Yine geçtiğimiz cuma günü saat 11. 00’den 15. 00’e kadar Yeni Cami, Söğütlü Cami ve Akpınar Meydanında dolaştım. O civardaki esnafımızla görüştüm. Sohbet ettim. Bir iki esnafımızın dışında tüm esnaflarımızın dükkânları açıktı. Alışverişlerini yapıyorlardı. Cuma namazına giden esnaflarımız dahi kepenklerini kapama gereğini duymamışlardı. Gerçekten esnaflarımızın ortak aklını kullanışları, bana gelecek günlerimizin daha güzel, daha sevecen, barış dolu olacağının umudunu dolu dolu taşıdı. Korku duvarı yaratanların, korku duvarlarını aştık. Geçit vermedik korku duvarlarına. Malatya’mıza her zaman birlikte sahip çıktık. Haydi, Malatyalı asıl gündemimiz olan işe, aşa sarılmaya.
“19 Mayıs 1999 Malatya Yorum Gazetesi Asım Demirkök”