Ayaklarım Malatya’nın eski sokaklarında kerpiç evlerin hafızasını okşuyor. Hangi eve girsem, hangi kahvehanenin kapısından baksam, yüzler tanıdık ama bir o kadar uzak. İçimde tek bir şey var: Yazmak. Ama kime?

Saatlerdir dolaşıp duruyorum. İnsan yaş aldıkça bir şeyleri sebepli sebepsiz özlüyor; belli bir zamanda değil, herhangi bir anda, bazen yavaş yavaş, bazen birdenbire. Yeni zamanlara, yeni zamanların getirdiği yeni yaşama hallerine hiç ısınamadığım için ben hep geçmişe, özellikle de çocukluk yıllarımda kalan zamanlara.

Biliyorum, adım gibi eminim… Ne kimse üzerine alacak, ne de bir yere konduracak bu sözleri. Söz dediğin, bazen toprağa düşen yağmur damlası gibi. Kimse görmez, kimse duymadan yerin altına sızar. Peki öyleyse Asım, yıllardır günlerdir neden didinip duruyorsun? Kimse okumayacaksa, kimse saklamayacaksa, kimse hatırlamayacaksa neden hâlâ peşindesin bu kelimelerin?

Varsın okumasınlar. Varsın hiç kimse sayfalara dokunmasın. Ben yine de yazacağım. Defterim olmasa bile, parmak uçlarımla kazıyacağım toprağa. Bir gün, belki yüz yıl sonra, bir çocuk o toprağı eşelerken kelimelerime rastlayacak. O an, beni tanımayacak. Ama hissedecek. Çünkü toprak saklar... Hem kemikleri hem de kelimeleri…

Toprak, hem yaşamın hem ölümün hafızasıdır. İnsan, sevinçlerini, acılarını, umutlarını toprağa eker, kimi zaman ekin olur, kimi zaman mezar taşı.

Toprağa yazacağım… Belki de yazdığım her şey, bu şehrin kerpiç evlerinin gölgelerinde, kayısı ağaçlarının dibinde, Beydağ’ının yeraltı sularının serinliğinde saklanacak.

Saatlerdir Malatya’nın eski sokaklarında dolanıyorum. Adımlarım bazen hızlanıyor, bazen ağırlaşıyor; ama bir türlü duramıyorum. Sanki yürüdükçe kelimeler yere düşüyor, damların arasına sıkışıyor, oradan bana bakıyor. Birkaçını yakalamak istiyorum, ama hepsi elimden kaçıyor. Kafamın içinde aynı soru dönüp duruyor: ‘’Kime Yazsam?’’

Biliyorum, adım gibi eminim. Ne bu şehirde ne de uzağında, kimse bu satırları üzerine almayacak. Kime dokunsa silinip gidecek. Yine de yazmak istiyorum. Öyle bir yazmak ki, ne sayfaya ne mürekkebe muhtaç olsun. Toprağa yazmak istiyorum. Çünkü toprak, insanların unuttuğu her şeyi hatırlar.

Devamı yarın 2 Eylül 2025 Salı günü Sonmanşet gazetesinde.