Geçtiğimiz hafta ‘’Eski bir arkadaşım benim geçmişimle ilişki bir not düşmüş ve benden bir istekte bulundu. İşte o arkadaşımın isteği üzerine bu yazı ortaya döküldü.

İnsan dediğimiz varlık, tek bir yüzle anlatılamaz. İçinde hem doğrular hem de yanlışlar, hem güzellikler hem de çirkinlikler taşır. Bazen bir sözle gönül kırar, bazen bir tebessümle dünyayı güzelleştirir. İnsan dediğimiz varlık, tek bir yüzle anlatılamaz. İnsan… Bir yandan narin, bir yandan dağları delen bir kudret. Kendi iç dünyasında, iyilikle kötülüğü, doğrulukla eğriliği, sevgiyle öfkeyi, umutla umutsuzluğu bir arada taşır. Yeryüzünde başka hiçbir varlık, bu kadar zıt duyguyu bir kalpte saklayamaz. İşte bu yüzden insan hem hayranlık uyandıran bir gizem, hem de hayal kırıklığına uğratabilen bir muammadır.

Her insanın içinde iki ses vardır: Biri vicdanın berrak sesi; diğeri nefsin karmaşık uğultusu. Vicdan; dürüstlüğün, merhametin, adaletin yolunu gösterir. Nefis ise zaman zaman öfke, çıkar ve ihtirasla onu bu yoldan saptırır. Fakat tam da bu çatışma, insanın büyüme ve olgunlaşma potansiyelini doğurur.

İnsan, bazen düşer, bazen kalkar. Yalan söyler, pişman olur; hata yapar, ders çıkarır; kötülük eder, sonra iyiliğin önemini kavrar. Her yanlış, ona doğruluğu öğretir; her kayıp, kıymeti hissettirir. Bu yüzden insan, yalnız hatalarından ibaret değildir; onları aşmaya çalışan bir yolcudur.

Ve insanın bir diğer yönü: iyilik. Hiç tanımadığı birine el uzatan, merhamet gösteren, sevgisini paylaşan yanıdır. Bu yan, onun gerçek gücüdür. Dünya ne kadar değişirse değişsin, insanın içindeki bu ışık hiç sönmez. Çünkü bu ışık, insana ait olan en kadim hakikattir.

Belki de insanı insan yapan, hatalarla güzellikleri birlikte taşımasıdır. Bir çiçeğin dikenleriyle açması gibi, insan da zaaflarıyla birlikte olgunlaşır. Ve ancak kendi gölgesini tanıyan insan, başkalarının ışığına saygı duymayı öğrenir.

İşte bu yüzden insanı yalnızca hatalarıyla ya da yalnızca doğruluklarıyla tanımlamak eksik kalır. “İnsan, bütünüyle insandır.” Bir yolculuktur, bir denemedir, bir sınavdır ve aynı zamanda İnsanın asıl büyüklüğü, yanlışını fark ettiğinde doğruyu aramasında, kötülükle yüzleştiğinde iyiliğe” sarılmasındadır. Onu değerli kılan, mükemmel oluşu değil, eksiklikleriyle birlikte güzellik yaratabilmesidir. Bir umuttur.

İnsana dair gerçeğimiz şudur: Biz, gölgelerimizle birlikte ışığımızı taşırız. Ve işte bu yüzden “Her insan, eksikliklerine rağmen değerlidir.’’

İnsan dediğimiz varlık, tek bir yüzle anlatılamaz. İçinde hem doğrular hem de yanlışlar hem güzellikler hem de çirkinlikler taşır. Bazen bir sözle gönül kırar, bazen bir tebessümle dünyayı güzelleştirir. İnsanı yalnızca hatalarıyla görmek haksızlıktır; yalnızca doğruluklarıyla yüceltmek de eksiktir. Çünkü insan, “Hem düşen hem kalkan, hem yanılan hem de öğrenen bir yolcudur.’’