Kent Konseyi Tarih ve Kültür Mirası Çalışma Gurubu Eğitim Seminerlerini yürüten ve başkanlığını yapan hemşerimiz Tarih hocası değerli Orhan Tuğrulca kardeşimizin, en büyük ekonomik kazanımının “Tarımsal verilerden” elde edildiği bir kent olan, halen tarımsal üretimden ihracat gelirlerinin önemli bir yer tuttuğu, ayrıca Malatya’mızın önemli bir sorunu olan “Tarım Sorunumuzun” çözümlenmesine vesile olacak olan  “Tarımsal Gelişmemize” ilişkin Cumhuriyet Sonrası yaşadığımız gerçekliği yıllarca bu konuya emek harcamış, onlarca makaleye ve onlarca bilimsel kitaplarıyla Malatya’mızın hem tarımsal gelişmesiyle birlikte önemli değeri olan “Kaysımızın” gelişmesine katkı veren, Malatya Turgut Özal Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğretim üyesi hemşerimiz Profesör Doktor Bayram Murat Asma hocamızın katkılarıyla, biz hemşerilerinin tarımsal gelişmemize bir ölçüde de gelişememesinin önündeki engellerinin neler olduğunu ilişkin “zihinlerimizin Gelişmesine” bilgiler aktarmışlardır.

Yine bu toplantıda Malatya Ticaret Borsası Başkanımız hemşerimiz Sayın Ramazan Özcan bizlere kaysımızın ihracatı ve kaysımızın sıkıntıları konusunda değerli bilgiler aktarmışlardır.

Murat Asma hocamız; Malatya’mızın 1913 yılı tarım sayımına göre “Afyon” üretiminin hem kalite hem de ekonomik bakımında önemli bir yer tuttuğunu belirtmiştir. Malatya’mızın geçmişinde dokumacılığın önemli bir yer tutuğunu, bu nedenle pamuk ekiminin yaygın olduğunu görselleri ile bizlere aktarmış olup, 6 bin dokuma tezgahının bulunduğuna yer vermiştir. Pirinç, kuru dut, tütün üretiminin de önemli gelir kaynaklarımızdan olduğundan söz ederek, Cumhuriyet sonrası verilerine baktığımızda meyve çeşitliliğinin bolluğundan ve aromasının kalitesine vurgu yapmıştır.

Elbette Değerli hemşerimiz Bayram Murat Asma hocamızın özel bir yeri ve önemi olan “Kaysımız” üzerine yıllardır sürdürdüğü çalışmalarını buraya aktarmaya ne sütunlarımız ne sayfalarımıza sığdıramayız. Ancak yazdığı makaleler ve kitapları bizlere önemli kaynaklar olarak önümüzde durmaktadır.

Aslında “Tarımsal” alanda öneli bir geçmişi ve verimliliği olan Malatya’mızın, “Ekonomik” verimliliğini bir değer olarak hemşerilerimizin gelirlerine aktaramadığımız gibi yatırım olarak da “Sanayi” alanlarına kaynak aktaramadık.

Malatya’mızda bugünden yarına, “Tarımımızın Bugünü ve Geleceğine İlişkin Bir Çalıştayın” acilen düzenlememizin gerekliliğini buradan yüksek sesle söylemek ve seslendirmek istiyorum.  Malatya’mızın bu konuda bilgi birikimi ile donanımlı insanlarımızın ve kurumlarımızın var olduğunu, bunların öncülüğünde Tarımımızın bir an önce şehrimize “Planlı Bir Rehber” oluşturmamızın gerekli ve önemli olduğunu da ayrıca söylemek ve dillendirmek istiyorum.

Tarımın geçmişten günümüze bütün toplumlar için hayati önemi olduğu bir gerçeklik olarak karşımızda durmaktadır. “Tarımın” en hayati ve en önemli “Ekonomik” faaliyetinin iki faktörden kaynaklandığını, bunlardan birincisinin insanların en temel sorunu olan ‘’Beslenme’’ ihtiyacının doğrudan karşılaması. İkincisi İse “Ekonomik kalkınmaya” sürekli kaynak sağlamasıdır. Bir yandan da tarımsal ihracatımızın sürekliliğini sağladığımız ölçüde, ülkemize “döviz” sağlamış oluruz.

Sonuç olarak teknolojinin geliştiği bu aşamada, her yerde ve her alana girmiş olan “Yapay Zekâ” üreticisi robotların konuşulduğu bir dünyada, “Tarımsal Alanlarımızın” bilişim teknolojisinden mahrum edilmesi düşünülebilir mi? Bunun içinde “Tarımsal Alanlarımızda” acilen üçlü bir yapısal değişikliğine gitmemizin zorunluluğu hasıl olmuştur.

1-Tarımsal Alanlarımızda “Ölçek büyüklüğünü” sağlamak durumundayız. 3-5 dönüm parçalanmış toprak yapımıza “biyolojik teknolojiyi” tarım alanlarımızda gerçekleştiremediğimiz sürece hem verimlilik hem kalite hem de pahalıya mal ettiğimizi tarımsal ürünlerle küresel dünyada yerimizin olamayacağını üzülerek görmek durumundayız.   

2-Bu nedenlerle Tarımsal Büyüklüğünü sağladığımız alanlara acilen “Biyolojik-Teknolojinin” alt yapısını oluşturmak.

3-Malatyamızın önümüzdeki 50 yılının su kaynaklarımızın yapısının planlarını hazırlamak ve hayata geçirmek zorunluluğu da küresel alanda “İklim Değişikliğinin de” kapımızı çalmakta olduğu bir zaman diliminde yaşadığımızı ne yazık ki ayrıca belirtmek zorundayız.