Her gün gazete sayfalarında, haber bültenlerinde ya da sosyal medyada karşımıza çıkan acı haberler… Daha gencecik yaşında hayalleri elinden alınan, bedenine ve ruhuna zehir zerk edilen gençler… Ve bunun en başındaki insanlık düşmanları: Zehir tacirleri.

Uyuşturucu meselesi artık sadece bir asayiş sorunu değil. Bu, topyekûn bir toplum sağlığı ve gelecek meselesi. Sokaklarda, okulların çevresinde, mahalle aralarında sinsice dolaşan, gençleri hedef alan bu karanlık yapılar; yalnızca bireyleri değil, aileleri ve toplumun bütününü tehdit ediyor.

Geçtiğimiz günlerde Malatya Emniyeti’nin Narkotik ve İstihbarat ekiplerinin yaptığı başarılı operasyonları gördük. Kamyon kasalarında, mobilya parçaları arasında, türlü türlü yöntemlerle saklanmış uyuşturucular… Ve her biri gençlerin hayatını karartacak miktarda zehir. Yakalanan onlarca zehir taciri… Peki sormak lazım; biz bu insanlara nasıl, hangi zayıf noktalardan fırsat veriyoruz?

Uyuşturucu meselesi sadece polisiye tedbirlerle çözülecek bir konu değil. Aileden başlamak üzere, okullar, medya, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarıyla el ele verilip, gençlere sağlıklı ve umut dolu bir yaşam alanı sunulmalı. Boşta kalan, umutsuz, yönünü kaybetmiş her genç; bu karanlık şebekelerin ağına düşmeye adaydır.

Uyuşturucu kullanan her genç, sadece kendi hayatını değil; ailesini, çevresini ve hatta gelecekteki toplum yapısını da etkiliyor. Bu yüzden bu mücadele bir kişinin, bir kurumun değil, hepimizin meselesi. Başarılı operasyonlar moral veriyor, umut oluyor. Ancak esas mücadele, çocuklarımızı o bataklığa hiç düşürmemekle başlar.

Uyuşturucuyla savaş yalnızca sokakta değil, evde başlar. Anne babalar çocuklarını tanımalı, arkadaş çevresinden haberdar olmalı. Okullar sadece bilgi değil, hayat eğitimi de vermeli. Mahalledeki esnaf, komşu bile bu konuda duyarlı olmalı. Çünkü bu bela hepimizin kapısını çalabilir.

Malatya’da olduğu gibi Türkiye’nin dört bir yanında süren bu kararlı mücadelede görev alan polislerimizi, savcılarımızı, kamu görevlilerini yürekten tebrik ediyorum. Ama daha alınacak çok yol, yapılacak çok iş var.

Unutmayalım, bu memlekette hiçbir çocuk, hiçbir genç karanlık köşelerde kaybolmayı hak etmiyor.