Hayat, bazen aceleyle koşuşturduğumuz, bazen büyük idealler peşinde sürüklendiğimiz, kimi zaman da kendi içimize dönüp anlam aradığımız uzun ve çetrefilli bir yolculuk. Bu yolculukta çoğu kez büyük sözler, yüksek makamlar, gösterişli hareketler ve alkış peşinde koşarız. Fakat insanı insan yapan, toplumları ayakta tutan, bireyleri birbirine bağlayan en kıymetli değerler; çoğu zaman sessiz, gösterişsiz ve adı bile anılmadan yaşananlardır. İşte bunların başında saygı gelir.

Saygı; sözlüklerde başkalarının düşünce, değer, varlık ve haklarını önemseme hali olarak tanımlanır. Ancak bu tanım, saygının yalnızca görünen yüzüdür. Gerçekte saygı; göz göze geldiğinizde bir tebessümde, yaşlı birinin ağır adımlarına eşlik etmenizde, çocuğun sesine kulak verip düşüncesini önemsemenizde, doğadaki bir ağacın dalını kırmamanızda, suskun bir yürekle yan yana durabilmenizde saklıdır. Saygı, bazen söylenmeyen bir söz, bazen de atılan bir adımdır. Adı konmaz, etiketlenmez ama hissedilir.

MODERN ZAMANLARIN UNUTULAN DEĞERİ

Ne yazık ki modern çağ, beraberinde birçok kolaylığı ve yeniliği getirirken, kimi kıymetli değerleri de gölgeledi. Sabırsızlık, tahammülsüzlük ve “ben merkezli” yaşam biçimi, insanları birbirine yabancılaştırdı. Fikir ayrılıkları, inanç farklılıkları, yaş ve statü farkı; aramıza duvarlar ördü. Oysa saygı, en büyük ortak paydamızdır. Renklerimiz, düşüncelerimiz, dünyaya bakışımız ne kadar farklı olursa olsun, birbirimize duyduğumuz saygı sayesinde aynı sofrada oturabilir, aynı havayı soluyabiliriz.

Bir toplumun medeniyet seviyesini ölçmek istiyorsanız, en lüks binalarına, yollarına, teknolojisine değil; sokakta yürüyen yaşlı bir insana verilen selama, çocukların cümlelerinin ne kadar ciddiye alındığına, farklı düşünen bir bireyin susturulup susturulmadığına bakın. Çünkü saygı, yalnızca insana değil; doğaya, emeğe, tarihe ve geleceğe de duyulur.

SAYGI, SADECE KARŞILIKLI DEĞİL, AYNI ZAMANDA KARAKTERDİR

Saygı, çoğu zaman iki kişi arasında karşılıklı yaşanan bir duygu gibi algılansa da aslında bir insanın kendi karakterine, kişiliğine ve duruşuna olan saygısının da göstergesidir. Kendi fikirlerine saygısı olmayan birinin başkasına saygı göstermesi beklenemez. Hayatını yalnızca kendi çıkarları üzerine kuran biri, başkalarının değerine, emeğine, yaşamına kıymet veremez.

Bu yüzden saygı, insanın kendisiyle başlar. Kendi varlığını, emeğini, düşüncesini ve hayatını değerli gören kişi, başkalarının da varlık hakkına aynı özeni gösterir. Çünkü bilir ki hayat yalnızca kendi ekseninde dönmez. Her insan, her canlı, her yaşam biçimi, bu büyük evrende kendine has bir anlam taşır.

BİR SELAMLA BAŞLAR HER ŞEY

Bazen büyük değişimlerin başlangıcı, küçük bir selamdır. Yanından geçtiğiniz yaşlı bir teyzeye gülümsemek, asansörde karşılaştığınız bir komşuya “günaydın” demek, farklı bir düşünceyi sonuna kadar sabırla dinlemek… Bunlar, basit ama içten davranışlardır ve toplumun ruhunu besler. Saygının olduğu yerde kavga değil, uzlaşma vardır. Kin değil, hoşgörü; uzaklaşma değil, yakınlaşma vardır.

Unutmayalım, bizler birbirine saygı duydukça; şehirler daha huzurlu, aileler daha güçlü, toplum daha sağlıklı olur. Bugün birbirimizin fikirlerine, yaşam biçimlerine, inançlarına, varlıklarına saygı duyalım ki; yarın biz de aynı değeri görebilelim. Çünkü güzel bir söz vardır: “Saygı göstermek, karşındakine değil, aslında kendi insanlığına olan borcundur.”

HAYATA SAYGI, TOPRAĞA SAYGI, GEÇMİŞE VE GELECEĞE SAYGI

Saygı yalnızca insanlara değil, aynı zamanda doğaya, tarihe ve geleceğe de duyulmalıdır. Toprağın kıymetini bilmek, çevreyi kirletmemek, tarihi değerlere sahip çıkmak, sokaktaki bir cana su vermek de aynı değerin yansımasıdır. Bugün toprağı hoyratça kullanan, doğayı hunharca tahrip eden, geçmişine sırt çeviren toplumlar, geleceğe umutla bakamaz.

O yüzden saygı, yalnızca bugüne değil; geçmişe ve geleceğe de duyulan bir sorumluluktur. Geçmişimizin değerlerine sahip çıkmalı, bugünü özenle yaşamalı ve yarınlar için yaşanabilir, huzurlu bir dünya bırakma bilincini taşımamız gerekir.

BİRLİKTE DAHA GÜZEL BİR DÜNYA İÇİN

Belki de bugün, hep birlikte küçük bir adım atmanın zamanı. Önce çevremize daha dikkatli bakalım. Kaç kişinin gözlerinin içine içtenlikle bakıp “merhaba” dedik? Kaç farklı düşünceyi sabırla dinleyip anlamaya çalıştık? Kaç kez karşımızdaki insanın yaşamına, fikrine, hayallerine gerçek bir saygı gösterdik? Bunları sorgulamak ve telafi etmek için hiçbir zaman geç değil.

Çünkü insanı değerli kılan; serveti, makamı, sözleri değil, gösterdiği saygıdır. Unutmayalım; sevgi saygıyla başlar, hoşgörü saygıyla büyür, dostluk saygıyla kalıcı olur.

Sevgiyle ve saygıyla…