Dünya hızlı değişiyor. Her gün ekranlarımıza onlarca haber düşüyor. Savaşlar, afetler, kazalar, toplumsal olaylar… İçimizi burkan, umutlandıran ya da kaygılandıran türlü gelişmeler. Bu hızlı akışta zaman zaman unuttuğumuz, kıyıda köşede kalan bir şey var: iyilik yapmak.
İyilik; sadece birine yardım eli uzatmak değil, gönül almak, dert dinlemek, bir tebessüm ettirmek demektir. Bazen yaşlı bir teyzeye otobüste yer vermek, bazen kapının önünde oynayan çocuklara bir şeker ikram etmek, bazen de hiç tanımadığımız birine “Günaydın” diyerek başlamak güne. Küçüktür belki ama insan ruhunun derinliklerinde yankılanan bu güzel hareketler, dalga dalga yayılır, büyür ve dünyayı olduğundan daha güzel bir yer haline getirir.
Geçtiğimiz yıl yaşadığımız büyük deprem felaketinde bunu çokça gördük. Devletin, kurumların, büyük kuruluşların yetişemediği anlarda mahallesindeki yaşlı komşuya çorba götüren, enkazdan yabancı birini elleriyle çıkaran, çocukların başını okşayıp moral veren binlerce isimsiz kahraman vardı. Onlar haber bültenlerinde, sosyal medya manşetlerinde yer almadı. Ama belki de en büyük iyiliği onlar yaptı. İşte iyilik budur. Beklentisiz, gösterişsiz, sadece içten gelen bir duyguyla yapılan…
O gün gördük ki; her mahallenin, her sokağın, her apartmanın kendi içinde küçük kahramanları var. Ve iyilik yalnızca afet anlarında değil, her gün ihtiyaç duyulan bir şey.
İyilik evrenseldir. Ne mezhebi ne dili ne milliyeti vardır. Bir kediye su veren yaşlı amca da aç bir çocuğun elinden tutan kadın da düşen bir çocuğu kaldıran genç de aynı dili konuşur: insanlık.
Bu yüzden diyorum ki; her fırsatta iyiliği çoğaltmak gerek. Çoğu zaman sandığımızdan daha kolaydır. Yoldan geçen birine selam vermek, bir esnafa “Kolay gelsin” demek, komşunun çocuğuna çikolata vermek, iş arkadaşına kahve ısmarlamak… Bunlar büyük şeyler gibi görünmeyebilir ama insan kalbinde sıcak izler bırakır.
Unutmayın, iyilik bulaşıcıdır. Tıpkı kötü davranışların yayıldığı gibi, iyilik de yayılır. Siz birine iyilik yaptığınızda, o kişi de bir başkasına iyilik yapma cesareti bulur. Ve böylece görünmeyen bir iyilik zinciri oluşur.
NEDEN DAHA FAZLA İYİLİĞE İHTİYACIMIZ VAR?
Çünkü çağımızın en büyük problemi, duyarsızlık. Herkes kendi derdinde. Kalabalıklar arasında insanlar yalnız. Dertleşecek bir dost, kapısını çalacak bir komşu, halini hatırını soracak bir tanıdık arıyor herkes.
Bizim kültürümüzde ise "Komşusu açken tok yatan bizden değildir" diye bir söz var. Ama ne yazık ki modern hayatın koşturmacasında bu değerleri kaybetmeye başladık. Eskiden apartmanlarda herkes birbirini tanırdı. Şimdi aynı binada yıllardır oturan insanlar birbirinin adını bilmez oldu.
Oysa bu kopukluk, toplumları zayıf düşürür. Birbirine değer veren, iyilik eden, destek olan toplumlar ise her türlü zorluğun üstesinden gelir. Tarih bunun örnekleriyle dolu.
İYİLİK YAPARKEN NELERE DİKKAT ETMELİ?
En önemli nokta samimiyet. İyiliği gösteriş için, birilerine hava atmak için yapmamalı insan. Kimsenin bilmesine gerek yok. Hatta en güzel iyilik, sağ elin verdiğini sol elin bilmediği iyiliktir.
Bir başka mesele de beklentisizlik. Birine iyilik yaptıktan sonra ondan bir şey beklemek, iyiliğin ruhuna aykırıdır. Zaten gerçek iyilik, karşılık beklemeden yapılanıdır. Çünkü iyilik, bir ticaret değil, insanlık borcudur.
KÜÇÜK DOKUNUŞLAR, BÜYÜK DEĞİŞİMLER
Belki birine vereceğiniz ikinci el bir kitap, onun hayatını değiştirecek. Belki bir selam, kendini yalnız hisseden birinin gününü aydınlatacak. Bilemezsiniz. Bazen küçücük bir iyilik, umutsuz bir kalpte kocaman umut çiçekleri açtırır. Bu yüzden diyorum ki; iyilik yapmak için büyük projelere, büyük paralar harcamaya gerek yok. Herkesin yapabileceği bir şey mutlaka vardır. Yeter ki niyet olsun.
BİR ÇAĞRI: BUGÜN BİR İYİLİK YAPIN
Bu yazının sonuna gelirken herkese küçük bir çağrım var: Bugün bir iyilik yapın. Kimsenin bilmediği, sadece sizin ve o iyilik yaptığınız kişinin bildiği bir şey. Belki yaşlı bir komşuya yemek götürün, belki sokağın kedisine bir kap su bırakın, belki de arkadaşınıza güzel bir söz söyleyin. Göreceksiniz, iyilik sizi de mutlu edecek. Çünkü insan iyilik yaptığında, kendi ruhunu da iyileştirir.
Haydi, iyiliği çoğaltalım. Bugün, yarın ve her zaman… Çünkü dünya, iyiliği çoğaltan insanların omuzlarında döner.