Modernlik, sık sık yanlış anlaşılan ve çarpıtılan bir kavram. Pek çok kişi, modern olmayı; gelenekten kopmak, kültürel ve ahlaki değerleri bir kenara bırakmak ve her türlü sınırın kalktığı bir hayat biçimiyle eşitleme eğiliminde. Oysa modernlik, esasen aklı ve bilimi rehber edinerek toplumun refahını artırmak, insan haklarını savunmak ve yaşam kalitesini yükseltmektir. Ne yazık ki bugün, özellikle popüler kültürün ve sosyal medyanın etkisiyle bazı kesimler çıplaklığı ya da sınır tanımazlığı "modernlik" adı altında pazarlıyor. Bu büyük bir yanılgıdır.

Çıplaklık, insana dair mahremiyetin en özel hali. İnsan bedeninin saygınlığı ve mahremiyeti, kültürlerin ve medeniyetlerin binlerce yıllık tecrübesiyle korunmuş, belli bir edep ve terbiye anlayışı çerçevesinde şekillenmiştir. Bu sınır, insanın kendisine ve çevresine duyduğu saygının da göstergesidir. Modern olmak demek; sınırları kaldırmak değil, bu sınırları akıl ve ahlak terazisinde dengeleyerek özgürlük ve sorumluluk bilincini birlikte taşımak demektir.

Bugün bazı çevrelerde çıplaklık, sanat ya da özgürlük adı altında yüceltilmeye çalışılıyor. Elbette herkesin yaşam biçimi ve tercihi kendine aittir. Ancak bu durum, toplumun genel ahlaki yapısını, aile kurumunu ve gençlerin değer algısını doğrudan etkiliyor. Modernlik, bireyin kendini ve başkalarını küçültmeden, incitmeden, yozlaştırmadan da yaşayabileceği bir çizgi sunar. Bu çizginin adı ise sadece çağdaşlık ya da teknolojiyle donanmak değil; aynı zamanda insan onuruna yakışır bir yaşam kültürü geliştirmektir.

Toplumlar, değerleriyle ayakta durur. Değerini kaybeden toplumlar, bir süre sonra yönsüzleşir, köksüzleşir ve kimlik bunalımına sürüklenir. Bugün, kimliğini ve kültürel hafızasını kaybetmek üzere olan toplumların yaşadığı sorunların temelinde de bu vardır. O yüzden unutmamalıyız ki modernlik; çıplaklıkla, ölçüsüzlükle ya da her şeyi serbest bırakmakla değil, çağın ruhunu yakalarken kendi değerlerinden ödün vermemekle mümkündür.

Çünkü çıplaklık modernlik değil, yozlaşmanın ve sahte özgürlük anlayışının göstergesidir. Modern insan, aklını, kalbini ve ahlakını birlikte taşımayı başaran insandır. Gerçek özgürlük ise ölçüyü bilmek ve kendini değerleriyle birlikte var edebilmektir

Modernlik, kelime olarak modern sözcüğünden gelir ve "çağdaşlık", yani "yaşanılan dönemin değer ve anlayışına uygunluk" demektir. Ama bu sadece yeni ve güncel olanı takip etmek değildir. Modernlik, aslında birkaç temel ilkeye dayanır:

MODERNLİK NEDİR?

Akla ve bilime önem vermek: Modern düşünce, hurafelerle değil; akıl, bilim ve mantıkla hareket eder. Bireyin haklarını gözetmek: İnsan onurunu esas alır. Her bireyin eşit ve özgür doğduğunu kabul eder. Toplumsal ilerlemeyi hedeflemek: Eğitim, sağlık, hukuk ve ekonomi gibi alanlarda toplumun refahını yükseltmeyi amaçlar. Geleneklere körü körüne bağlı kalmaz, ama değerleri de büsbütün reddetmez. Akıl ve vicdan süzgecinden geçirir. Yanlışı sorgular, dogmaları kabul etmez. Her düşünceyi tartışma hakkı tanır.

MODERNLİK NE DEĞİLDİR?

Modernlik ahlaksızlık değildir. Modernlik çıplaklık veya sınır tanımazlık değildir. Modernlik gelenek düşmanlığı değildir. Modernlik sadece teknoloji kullanmak değildir. Yani modern olmak, kendi değerlerinden kopmadan, çağın imkanlarını akıllıca kullanabilmek, bireyin ve toplumun iyiliği için yeniliğe açık olmak demektir.

Modernlik, çağın ruhunu yakalarken insan onuruna, ahlaka ve toplumsal değerlere saygıyı koruyarak yaşamak demektir.