Bazı kelimeler vardır, söylenişi kolay, anlamı tarifsiz… “Anne” de o kelimelerden biridir. Her dilde söylenişi farklı olsa da, yeryüzünün neresine giderseniz gidin, her yürekte bıraktığı iz aynıdır. Anne demek; sevgi demek, merhamet demek, sığınak demek, güven demektir. Ama aslında bundan da fazlasıdır. Anne olmak, bazen hiç konuşmadan anlamak, bazen gözyaşlarını içine akıtmak, bazen tek gülüşle tüm dertleri unutabilmektir.
Bir kadın, anne olduğunda yalnızca bir çocuk dünyaya getirmez; aynı anda başka bir dünyayı da kurar. Uykusuz geceler, bitmeyen telaşlar, türlü türlü endişeler başlar. O günden sonra kalbi, iki beden taşır. Kendini unutur, evladını var eder. Anne olmak, sadece doğurmakla sınırlı değildir. Bazen bir bakışla, bir sarılışla, bir omuz verişle de annelik yapılır. Çoğu zaman isimle değil, yürekle okunur bu unvan.
Anne olmak demek; hiç şikâyet etmeden, hayatın en zor sınavlarını verip yine de “İyiyim” diyebilmektir. Evladının aç olduğunu hissetmek, daha sormadan derdini anlamak, yüzündeki en küçük çizgiyi bile fark edebilmektir. Dünyada her şey değişir, modalar geçer, çağlar atlanır, ama annelerin duaları ve sevgisi hiç eksilmez.
Annenin duası, çocuğunun baş ucunda, kalbinde, yolunda her an hazırdır. Çocuk büyür, serpilen bir fidan gibi dallanır, kendi hayatını kurar, belki şehir değiştirir, belki ülke. Araya mesafeler girer, ama annenin kalbi hep aynı yerde, evladının yanındadır. Telefonlar susar, yollar ayrılır, ama annenin gözleri her kapıda, yüreği her haberde evladını arar. Hangi yaşta olursa olsun, evladının adı geçtiğinde gözleri parlayan, sesi titreyen, yüreği kabaran kişidir anne.
Anneler, kendilerini ifade etmekte çoğu zaman sessiz kalır. Kimi zaman çocukları tarafından anlaşılmaz, kimi zaman kıymeti geç fark edilir. Ama yine de sevgisi hiç değişmez. Çünkü annenin sevgisi koşulsuzdur. Ne başarınızla büyür, ne hatanızla küçülür. Var olmanız yeterlidir. Ne kadar uzaklaşırsanız uzaklaşın, ne kadar hata yaparsanız yapın, annenin yüreğinde her zaman size ayrılmış bir yer, açılmış bir kapı vardır.
Bu dünyada kimsenin sevgisi anneninkiyle ölçülemez. Evet, eş dost sever, kardeş sahip çıkar, ama annenin sevgisi başkadır. Onun sevgisi yargısızdır, hesap sormaz, koşul koymaz. Evladını kucakladığında geçmişini değil, geleceğini düşler. Yanlışını değil, doğrusunu büyütmeye çalışır.
Anneler çoğu zaman görünmeyen kahramanlardır. Sabah erkenden kalkar, evladının kahvaltısını hazırlar, okul yolunda arkasından bakar, akşam onunla birlikte ödev yapar, derdiyle dertlenir. Büyüdüğünde evladının ilk öğretmeni, ilk sırdaşı, ilk yol arkadaşı olur. Annenin yaptığı fedakârlıklar bazen fark edilmez, çünkü o hiçbir şeyin karşılığını istemez. Onun en büyük ödülü, evladının yüzündeki bir tebessümdür.
Bu yüzden anneliği sadece bir güne sığdırmak haksızlıktır. Çiçek almak güzel, hediye almak anlamlıdır elbette. Ama asıl değer, her gün yüreğinde ona yer ayırmak, ona sevgiyle yaklaşmak, hayattayken kıymetini bilmektir. Ne yazık ki çoğu zaman değerini kaybedince anlarız. Telefon açamadığımızda, o tatlı sitemlerini duyamadığımızda, o sevgi dolu bakışlardan mahrum kaldığımızda, yüreğimizde büyüyen o boşlukla yüzleşiriz.
Bugün annesini kaybedenler, annesinin dizinin dibinde büyüyemeyenler, anne olmayı özlemle bekleyenler, evladını toprağa veren anneler de var… Hepsinin yüreğinde tarifsiz hikâyeler, bitmeyen yaralar, sessiz dualar saklı. Onlar da bu dünyanın en güçlü kadınları. Evlatlarına, kaybettikleri yavrularına, hayallerine rağmen dimdik duran, sabırla gülümseyen, gözyaşını içine akıtan kadınlar…
Hayat ne kadar karmaşık ve zor olsa da, bir annenin sevgisi her zaman yolumuzu aydınlatır. Bazen bir hatırlama, bazen bir dua, bazen sadece “iyi ki varsın” demek yeter. Çünkü anne kalbi, dünyada karşılıksız seven tek kalp.
Bugün tüm annelerimizin günü. Onları yılda bir kez değil, her gün hatırlayalım. Hayattaysa sımsıkı sarılalım, yanımızdaysa kıymetini bilelim, eğer değilse dualarımızla onların ellerinden öpelim.
Anne olmak bir ömre sığmaz… Ve her kalpte mutlaka bir anne izi kalır.