Toplumlar tarih boyunca çeşitli kültürel, sosyal ve ekonomik değişimlere uğradı. Zamanın akışıyla birlikte devlet yapıları, eğitim sistemleri, teknolojik imkânlar ve sosyal anlayışlar değişti. Ancak değişmeyen ve değişmemesi gereken yegâne değer, aile ve onun temel direkleri olan anne ile baba oldu. Çünkü toplumun huzuru, geleceği ve insan ilişkilerinin sağlıklı işleyişi, sağlam aile yapıları üzerine kurulur. Aileyi ayakta tutan en önemli unsur ise hiç şüphesiz anne ve babadır.
Anne ve baba sadece çocuk dünyaya getiren bireyler değil, o çocuğun kişiliğini şekillendiren, karakterini oluşturan ve onu hayata hazırlayan birer öğretmendir. Bir toplumda saygının, sevginin, merhametin, vefanın ve adaletin hâkim olmasını istiyorsak, işe evde anne ve babaların tutumlarıyla başlamalıyız. Çünkü çocuk, ilk terbiyesini sokakta, okulda ya da sosyal medyada değil, annesinin kucağında ve babasının dizinin dibinde alır.
ANNELİK VE BABALIK SADECE BİYOLOJİK BİR ROL DEĞİLDİR
Anneliği ve babalığı yalnızca biyolojik bir görev olarak görmek, modern dünyanın en büyük yanılgılarından biridir. Annelik; sabah gözlerini açtığında çocuğuna sevgiyle bakmak, onu en güzel şekilde yetiştirmeyi amaçlamak, yeri geldiğinde fedakârlık yapmaktır. Anne, yalnızca çocuğun karnını doyuran ya da ona kıyafet alan kişi değildir. O, karakterin mimarıdır. Çocuğa sevgiyi, şefkati, paylaşmayı ve insan olmayı öğretendir.
Baba ise sadece evin geçimini sağlayan bir figür değildir. Çocuğun güven kaynağı, yol göstericisi ve ilk örnek aldığı adamdır. Onun davranışları, sözleri ve kararları çocuk için bir ölçüttür. Çocuk, babasının hayata karşı duruşunu görerek cesaretlenir ya da ürker. Babanın evdeki varlığı, çocuğun iç dünyasında bir güven duvarıdır. O yüzden anne ve babalar yalnızca kendi çocukları için değil, aynı zamanda o çocuğun yetişeceği toplum için de önemli bir sorumluluk taşır.
TOPLUMSAL BOZULMANIN TEMELİNDE ZAYIF AİLE YAPISI YATIYOR
Son yıllarda şiddetin, saygı eksikliğinin, hoşgörüsüzlüğün ve sevgisizliğin arttığı yönünde toplumda sıkça şikâyet ediliyor. Elbette suçlu olarak sosyal medya, teknoloji, ekonomik sıkıntılar ya da eğitim sistemindeki problemler gösteriliyor. Fakat unuttuğumuz çok önemli bir gerçek var: Toplumdaki bozulmanın temel nedeni, aile yapısının zayıflaması ve ebeveyn-çocuk ilişkilerinin yüzeyselleşmesidir.
Bir çocuk, küçüklüğünde sevgi görmemişse büyüdüğünde başkasına sevgi vermeyi bilmez. Saygıyı tatmamışsa, saygı göstermeyi öğrenemez. Kendi değerini bilmeyen bir birey, başkalarının değerine kıymet veremez. İşte bu yüzden her türlü toplumsal sorunun çözümü, sağlam aile bağları ve bilinçli ebeveynlik anlayışından geçiyor.
TEKNOLOJİ ÇAĞINDA AİLE DEĞERLERİNİ KAYBETMEYELİM
Günümüz dünyasında teknoloji hayatımızın her alanına girmiş durumda. Çocuklar küçük yaşlarda tablet ve telefonla tanışıyor, oyun arkadaşlarını dijital ortamda buluyor, akşam sohbetleri yerini sessiz ekran başı vakitlerine bırakıyor. Ne yazık ki anneler babalar da bu değişimin içinde kaybolmaya başladı.
Oysa hiçbir teknoloji, çocuğun gözünün içine sevgiyle bakan bir annenin, sıcacık nasihatleriyle yol gösteren bir babanın yerini dolduramaz. Hiçbir uygulama, akşam sofrasında edilen sohbetin, bayram sabahı yapılan aile dualarının, birlikte yaşanan güzel anların yerini tutamaz. Anne ve babalar, çocuklarıyla vakit geçirip onlara değer verdiğini hissettirmedikçe, toplumsal değer kayıplarının önüne geçilmesi mümkün değildir.
ANNE BABAYA SAYGI, TOPLUMUN VİCDANIDIR
Bir toplumda anne ve babaya gösterilen saygı, o toplumun vicdanının ve insanlık seviyesinin göstergesidir. Anne ve babaya hürmet etmek, sadece dini ve kültürel bir yükümlülük değil, aynı zamanda insan olmanın gereğidir. Bugün yaşlı anne babaların unutulduğu, huzurevlerine terk edildiği, sözlerinin kıymetinin kalmadığı toplumlarda ahlaki çöküntü kaçınılmaz olur.
Çünkü bir insan, kendisini dünyaya getiren, büyüten ve bugünlere getiren anne babasına değer vermezse; başkasına, toplumuna ve vatanına nasıl değer verebilir? İşte o yüzden anne baba sadece kendi ailelerinin değil, bütün bir milletin temel taşıdır.
Unutulmamalıdır ki; iyi bir toplum, iyi yetişmiş bireylerden; iyi bireyler de bilinçli, sevgi dolu ve sorumluluk sahibi anne babalardan doğar. Eğer geleceğimizin sağlam temeller üzerine kurulmasını istiyorsak, önce kendi evimizdeki anne baba olma bilincimizi gözden geçirmeli, aile değerlerimizi diri tutmalı, çocuklarımıza sevgi ve saygı kültürünü kazandırmalıyız.
Gelin, değerlerimize ve aile yapımıza sahip çıkalım. Anne babaya hürmeti, onların emeklerine vefayı ve aile sıcaklığını yaşatalım. Çünkü anne ve baba; yalnızca bir evin değil, bir milletin vicdanı, teminatı ve temel taşıdır.