Bir zamanlar Malatya sokaklarında çocuk olmak bambaşka bir şeydi. 90’lı yılların o tozlu, samimi, cıvıl cıvıl günleri… Henüz cep telefonlarının hayatımıza girmediği, internetin adını bile bilmediğimiz zamanlar.

Mahallenin köşesindeki bakkaldan alınan leblebi tozu, gazoz kapaklarıyla oynanan oyunlar ve akşam ezanıyla biten günler… Biz o sokaklarda büyüdük.

EN GÜZEL OYUN: İSTOP

Mahallede en çok oynanan oyunların başında istop gelirdi. Kimin topu daha uzağa atacağı değil, top havadayken herkesin çığlık çığlığa kaçmasıydı aslında heyecanı. Topu tutup “istooop!” diye bağıran çocuk, herkesin donup kalmasını sağlardı. Sonrası ya hedef alma yarışması ya da kahkahalarla dolu kaçış.

SEKSEK VE MENDİL KAPMACA

Mahalle aralarında tebeşir bulunmazsa taşla çizdiğimiz seksekler olurdu. Üzerinde saatlerce sek sek atlardık. Yere düşen taş tekrar atılır, oyundan çıkan kenara oturur ama hep bir umut sıranın tekrar kendisine gelmesini beklerdi.

Bir de mendil kapmaca vardı ki… Mahallenin en hızlı çocukları burada belli olurdu. “Çabuk ol, yakala!” çığlıkları arasında mendilin peşinden koşturur, kimi zaman yere yuvarlanır, yine de gülmeye devam ederdik.

GAZOZ KAPAĞI VE CIZLAK TOP

90’lı yıllarda sokak aralarında her çocukta mutlaka gazoz kapakları bulunurdu. Kimi biriktirirdi, kimi oyun oynardı. En kıymetli gazoz kapağı yayla gazozunun kapağıydı. Cızlak toptan yapılma maçlar ise bambaşka bir heyecandı. Kalemiz bazen taş olurdu, bazen montlar… Yenilen takım ‘bir dahaki maçta kesin yeneceğiz’ diye dağılırdı.

SAKLAMBAÇ VE KÖREBE

Saklambaç oynarken kimse eve girmek istemezdi. Mahallenin en karanlık köşesini seçip gizlenirdik. Oyun ezan sesine kadar sürerdi. Körebe ise en komik olanıydı. Gözleri bağlı çocuğun duvara çarpması, kovalamaca sırasında düşmesi… Bugünün çocukları tablete dokunurken biz birbirimize dokunurduk.

ŞİMDİ NE OLDU?

Şimdi bakıyorum da Malatya sokakları sessiz. Ne istop sesi var, ne seksek çizgileri… Sokaklar park eden arabalarla dolu, çocuklar dijital oyunların içinde kaybolmuş. Biz ise hatırladıkça o tozlu sokakları, yüzümüzde bir tebessümle “ne güzeldi o günler” diyoruz.

Belki de her şeyin dijitalleştiği şu zamanda, eski oyunlarımızı yaşatmanın zamanı geldi. Bir gün mahallede yine istop oynamak, seksek çizmek, mendil kapmaca koşturmak dileğiyle…