Yaşamımızın üç dilsiz öğretmenleri

ASIM DEMİRKÖK

13-10-2025 12:26

Yaşamımın içindeki yaşadıklarımı, gözlemlerimi, okuduklarımı düşündüğümde,  bedenimin  bazı organlarımın ben bir makine değilim, canlı dip diri yaşayan akıllı bir organizmayım deyip durduğunu geç olsa da öğrendim. Bazen anlamadım. Bazen anlamazlıktan geldim.  Oysa bilge bir canlıyım der gibi bana seslenirdi. Yavaş olsa da vücudumun dilini öğrenmeye çalıştım, halen de çalışıyorum.
Oysa o organlarımız ne fazla konuşur, ne bize süslü laflar eder. Sadece beden diliyle, bazen bir yorgunlukla, bazen bir ağrıyla bize seslenir.
“Dikkat et,” der, “benimle ilgilen.”
İşte o zaman fark ederiz: Vücudumuzun ‘’üç akıllı organını.’’ Aslında onlar yaşamımızın gizli ‘’Önemli Sessiz Dilsiz’’ öğretmenleridir. İnsan bedeni, milyonlarca yılın evrimsel sürecinde mükemmel bir denge üzerine inşa edilmiştir. Bu dengeyi sağlayan birçok organ vardır, ancak bazıları yalnızca yaşamsal değil, aynı zamanda “akıllı” birer düzenleyici işlevi de görür. Bunlardan ‘’Zihin, bağırsaklar ve su-üreme sistemi…’’ Bu üç temel yapı, insanın hem fiziksel hem ruhsal sağlığını yöneten üç ana sütundur.

ZİHİN VÜCUDUN BİRİNCİ BEYNİ - BİLGELİĞİN VE YÖNÜN MERKEZİ

‘’Zihin,’’ insanın en akıllı organıdır. Beyin sadece düşünmeyi değil, yön bulmayı, karar vermeyi ve duygusal dengeyi de yönetir. Yaklaşık yüz milyar sinir hücresi, bir orkestra gibi uyum içinde çalışır. Ancak zihin, tıpkı dolan bir odanın nefes alamaz hâle gelmesi gibi, gereksiz düşüncelerle ve geçmişin yükleriyle dolduğunda işlevini kaybeder.
Bu nedenle zihnin zaman zaman “boşalması” gerekir. Gereksiz kaygılar, kırgınlıklar ve korkular atılmadığında insan kendi iç sesini duyamaz, doğru yönü göremez. Meditasyon, dua, doğa yürüyüşleri veya sadece sessizlik anları… Zihin bunlarla kendini tazeler. Beyin yalnızca emir veren bir mekanizma değil, duyguların ve sezgilerin de kalbidir. İnsan, beyniyle düşünen ama kalbiyle hisseden bir varlıktır. Beyin bu iki gücü birleştirerek bizi “insan” yapan ‘’bilinci’’ yaratır.

BAĞIRSAKLAR - VÜCUDUN İKİNCİ BEYNİ

Bilim insanları bağırsaklara artık “ikinci beyin” diyor. Çünkü bağırsaklar yalnızca sindirimden sorumlu değildir; ruh hâlimizi etkileyen ‘’insana mutluluk, canlılık ve zindelik hissi veren bir yapı taşıdır.’’ Hormonlarımızın büyük kısmı burada üretilir.
Zamanında boşaltılamayan bağırsak sistemi, vücudun bütün organlarına zarar verebilir. Besinlerin geç ulaşması, toksinlerin birikmesi hem fiziksel hem zihinsel yorgunluğa neden olur. Düzenli beslenme, lifli gıdalar, su ve hareket, bağırsakların akıllı işleyişini destekler. ‘’Sağlıklı bir zihin, sağlıklı bir bağırsaktan başlar.’’ Bu sistem, insanın sadece sindirim değil; ruh halini, stresi, bağışıklığı ve enerjiyi de yönetir. Kimi zaman ‘’kabızlık’’ sadece fiziksel bir sorun değildir; içimizdeki sıkışmış duyguların, bastırılmış düşüncelerin de bir yankısıdır.

SU VE ÜREME SİSTEMİ – YAŞAMIN KAYNAĞI

İnsan bedeninin yaklaşık %70-90’ı sudan oluşur. Su, organların çalışması, hücrelerin yenilenmesi ve toksinlerin atılması için temel öğedir. Su, ‘’hayatın dilidir.‘’ Bedenin susuzluğu, ruhun da ‘’yorgunluğudur.’’ Su azaldığında, insanın iç dengesi de bozulur. Ayrıca üreme sistemi, sadece neslin devamı değil, bedenin iç denge mekanizmasının da bir parçasıdır. Hormonlar, su dengesiyle birlikte çalışır; yeterli su alınmadığında hormonal sistem de dengesizleşir. Su eksikliği, hem bedenin hem zihnin bozulmasına yol açar.
Bu nedenle su, sadece içilen bir madde değil, ‘’yaşamın aklıdır.’’ O, vücudun üçüncü akıllı organının ruhudur.

SONUÇ

Zihin, bağırsaklar ve su/üreme sistemi… Üçü birlikte çalıştığında insan hem ruhen hem bedenen güçlüdür. Bu üçlü bozulduğunda ise yaşam dengesini kaybeder.
İnsan bedeni aslında bize sessizce şunu fısıldar: “Beni dinle, ben seni yaşatırım.”
Bu üç akıllı organı korumak, yaşamı bilinçle yönetmenin ilk adımıdır. Beyin düşünür, bağırsak hisseder, üreme ve boşaltım sistemi yeniler. Bu üçlü, bedenin biyolojik zekâsının üç sütunu gibidir.
İnsanın kendi bedenini tanıması, yalnızca sağlık için değil, kendini tanıma yolculuğu için de bir anahtardır. Yeter ki bu anahtarımızla zamanında ve yerinde kapımızı ‘’Vücudumuzu’’ açmayı bilelim.

DİĞER YAZILARI 89 yaşıma yol alırken yolumun iki ışığı 01-01-1970 03:00 Gazetecilikte Haberi Kim Yazıyor, Gerçeği Kim Savunuyor? 01-01-1970 03:00 Bildiğimiz dünyanın sonu: Eşitlik mi, belirsizlik mi? 01-01-1970 03:00 Dünyanın Yeni Sahipleri mi Doğuyor? 01-01-1970 03:00 YAŞADIĞIMIZ DÜNYA TOPLUMLARI NEREYE EVRİLİYOR? 01-01-1970 03:00 Ben Yoruldum, Ya Siz? 01-01-1970 03:00 28 Mart 2026 Toplantısının Ardından: Malatya’mız Medyasının İşlevi Ne Olmalı? 01-01-1970 03:00 Sözün Bittiği Yerde Bir Ömür Konuşur 01-01-1970 03:00 Küresel Vicdan, İnsanlığın Çığlığına Ait Bir Çıkış Arıyor 01-01-1970 03:00 Malatya’da 2030 İçin Tarımla Sanayi 01-01-1970 03:00 Malatya 2030: Sanayi, Sürdürülebilirlik ve İnsan Gücü 01-01-1970 03:00 Malatya Kadim Kent Kültürünün Yol Haritası 01-01-1970 03:00 2026 Yılına Girerken Bizleri Ne Bekliyor? 01-01-1970 03:00 Kaliteli insan unsuru olmadan parti içi demokrasi ve liyakat nasıl gerçekleşir? 01-01-1970 03:00 Dan Brown’un Sırların Sırları Kitabı Bizlere Ne Söylüyor? 01-01-1970 03:00 Yaşadığımı Çağın İçinde İnsanlık Krizini Yaşıyor 01-01-1970 03:00 Bir Sabah Kalkıp Elimizi Uzattığımızda; Yoksalar Ne Yaparız? 01-01-1970 03:00 Bilinçli kent dediğimizde ‘bilinçten’ ne anlıyoruz? 01-01-1970 03:00 Şehrimiz geleceğe nasıl yürümeli? 01-01-1970 03:00 Geleceğe nasıl bakmalıyız? 01-01-1970 03:00 Gerçeklikten Kaçmak mı, Yüzleşmek Mi 01-01-1970 03:00 İnsan Bilincinin Anlam Arayışı 01-01-1970 03:00 Yapay Zeka çağında insanın yeri ne olmalı? 01-01-1970 03:00 Bana sordun insana ait ne diyorsun diye 01-01-1970 03:00 Yaşamın içinde yürürken bagajım doldu taştı 01-01-1970 03:00 Her Gün Yeni Bir Başlangıç 01-01-1970 03:00 Yenilenme İle Geleneğin Arasındaki Diyalektik İlişki 01-01-1970 03:00 Toprak Unutulmuşun Peşinde Bölüm 5 01-01-1970 03:00 Toprağın altından gelen sesler 4 01-01-1970 03:00 Toprağın Altından Gelen Sesler 3 01-01-1970 03:00 Toprağa mı Yazsam 1 01-01-1970 03:00 Çarşı Merkezine Yapılacak Yeni Dükkanlar Ne Olacak? 01-01-1970 03:00 Baba-Oğul, Ana-Kız Çatışması 01-01-1970 03:00 Nemi Olmaya Çalışıyorum? 01-01-1970 03:00 DEĞİŞİM EVRENLE BİRLİKTE YÜRÜR 01-01-1970 03:00 PKK SİLAHINI BIRAKMALI VE DEVLET DE SİLAHINI SUSTURMALI VE AFFETMELİ 01-01-1970 03:00 Bizler Niye Kucaklaşmak Zorundayız 01-01-1970 03:00 Bugün Benim Yaş Günüm 01-01-1970 03:00 Söylesem Bana Yazık Söylemesem Yine Bana Yazık 01-01-1970 03:00 PARÇALANMIŞ ÖRSELENMİŞ KÜLTÜRÜMÜZÜN! FARKINDAMISINIZ? 01-01-1970 03:00 Aynaya aynanıza bakar mısınız? 01-01-1970 03:00 Giderek Değişen Yalnızlaşan Bir Dönemin İçindeyiz 01-01-1970 03:00 21. Yüzyılın Son Çeyreği Kentlerin Yüzyılı Olacak! 01-01-1970 03:00 Çin Temel ve Ortaöğretimde Yapay Zekâyı Odağına Alıyor 01-01-1970 03:00 Malatya Kaysı Sorununu Nerede Aramalı? 01-01-1970 03:00 Dünya Yeni Şeylere Gebe Ha Doğdu Ha Doğacak 01-01-1970 03:00 Bizlere Ne oluyor Böyle 01-01-1970 03:00 BU ÜLKE BİZİM BU MALATYA HEPİMİZİN 01-01-1970 03:00 Sorunlarımız Gittikçe Yığılıyor; Aşamıyoruz 01-01-1970 03:00 ‘Malatya’da Cumhuriyet Sonrası Tarımsal Gelişme’ 01-01-1970 03:00 İnsanlar Neden İletişim Kopukluğu Yaşıyor? 01-01-1970 03:00 Bu Gidişle Nereye Varacağız? 01-01-1970 03:00 Geçmişten Geleceğe Bir Not 01-01-1970 03:00 MALATYA’DA KIŞ HAZIRLIKLARI 01-01-1970 03:00 Dünya Yeni Şeylere Gebe 01-01-1970 03:00 Yaklaşan Dalga Dünyaya ve Bize Ne Söylüyor? 01-01-1970 03:00 Yarınlara Ne Bırakmak İstiyoruz? 01-01-1970 03:00 Küreselleşme – Malatya– Kayısı 01-01-1970 03:00 Yaklaşan Tehlike! 01-01-1970 03:00 Sami Er Başkan’ım 01-01-1970 03:00 Ayıptır, Yazıktır, Günahtır 01-01-1970 03:00 Malatya Yerleşkemizin Depremle İlişkisi 01-01-1970 03:00 Yanlış İliklenmiş Gömlekle Malatya’mız Nereye Gidiyor? 01-01-1970 03:00 Şehrimizi Bu Hale Kim Getirdi? 01-01-1970 03:00