Okullarımız Yeniden Güvenin Adresi Olmalı

HÜSEYİN KOCAMAN

24-09-2026 09:42

Çocuklarımızı her sabah okullara, yalnızca ders öğrensinler diye göndermiyoruz. Onları geleceğe hazırlıyor, hayaller kurmalarını, kendilerine güvenmelerini ve ülkemizin yarınlarına katkı sunmalarını istiyoruz. Çünkü biliyoruz ki bugün okul sıralarında oturan çocuklarımız, yarının öğretmenleri, doktorları, mühendisleri, sanatçıları, yöneticileri ve emekçileri olacak. Kısacası bir ülkenin geleceği, bugün çocuklarına sunduğu güvenli ortamla şekillenecek. Ancak son yıllarda okullarda ve okul çevrelerinde yaşanan şiddet olayları, bu güven duygusunu ciddi biçimde zedeliyor. Bir çocuğun okulda kendisini tehdit altında hissetmesi, yalnızca o çocuğun eğitim hayatını etkilemez. Anne ve babasının kaygısını artırır, öğretmenin huzurunu bozar, diğer öğrencilerin şevkini kırar. Bir süre sonra bu kaygı, toplumun geneline yayılan bir güvensizlik duygusuna dönüşür. Oysa okul, çocuğun kendisini en güvende hissetmesi gereken yerlerden biridir. Bu nedenle okul güvenliği konusunda alınan önlemler daha da artırılmalı, güvenlik yalnızca okul yönetimlerinin veya kolluk kuvvetlerinin sorumluluğu olarak görülmemelidir. Bu konuda hepimize görev düşmektedir. Anneye, babaya, kardeşe, akrabaya, öğretmene, okul yöneticisine, mahalleye, ilçeye, kente ve ülkeye… Hatta daha geniş bir bakışla, insanlığın tamamına. Çünkü şiddet çoğu zaman bir anda ortaya çıkmaz. Bugün “küçük bir öfke”, “önemsiz bir tehdit”, “şaka” ya da “bir şey olmaz” diyerek geçiştirdiğimiz bir davranış, yarın çok daha ciddi sonuçların başlangıcı olabilir. Günümüzde bunun örneklerini ne yazık ki fazlasıyla görüyoruz. Bu nedenle şiddetin büyümesini beklemeden, daha ilk işaretinde müdahale etmek zorundayız. Elbette yalnızca önlem almak da yeterli değildir. Şiddet ve tehdit içeren eylemler karşısında caydırıcı ve adil yaptırımlar uygulanmalıdır. Verilen ceza, “O yaptı, ona bir şey olmadı, ben de yaparım” anlayışını ortadan kaldıracak kadar açık ve etkili olmalıdır. Ancak cezanın amacı yalnızca cezalandırmak değil, aynı zamanda toplumun güven duygusunu korumak olmalıdır. Bununla birlikte, asıl soruyu da sormalıyız, bu çocuk ya da genç neden şiddete yöneldi? Sorunun yalnızca görünen kısmıyla mücadele edersek, aynı sorun başka bir biçimde karşımıza çıkabilir. Aile yapısından sosyal çevreye, akran ilişkilerinden dijital dünyaya, madde kullanımından eğitim ortamına kadar şiddeti besleyen nedenler araştırılmalı ve mümkün olduğunca ortadan kaldırılmalıdır. Çocuklarımızın şiddeti, zorbalığı veya suç kültürünü bir güç ve statü göstergesi olarak görmesine izin verilmemelidir. Mafya ve suç dünyasını özendirici unsurların normalleştirilmesi karşısında da toplum olarak daha dikkatli ve bilinçli olmalıyız. Çünkü güven, yalnızca güvenlik kameralarıyla kurulmaz. Güven; çocuğun öğretmenine, öğretmenin okul yönetimine, velinin okula, bireyin adalete ve toplumun birbirine inanmasıyla oluşur. Bunun için çocuklarımızı dinlemeli, onların korkularını küçümsememeli, şiddetin en küçük işaretini bile önemsemeliyiz. Okullar aslında güvenin, öğrenmenin ve geleceğe umutla bakmanın mekânlarıdır. Bu güven duygusunu yeniden ve daha güçlü biçimde inşa etmek hepimizin sorumluluğudur. Çünkü mesele yalnızca bugünün çocuklarını korumak değildir. Mesele, yarının Türkiye'sini nasıl bir toplum olarak teslim edeceğimizdir. Çocuklarımızın okula korkuyla değil, umutla gitmesini sağlamalıyız. Onlara “Güvendesin, yalnız değilsin ve seni korumak için buradayız” diyebilmeliyiz.  Bunu söyleyebilen ve gereğini yapabilen bir toplum, geleceğine de güvenle bakabilir.

DİĞER YAZILARI Site Yönetmek, Sadece Aidat Toplamak Değildir! 01-01-1970 03:00 Başarmanın Önündeki Engel: Korkularımız 01-01-1970 03:00 Sabır, İnsanı Muradına Erdiren Bir Erdemdir 01-01-1970 03:00 İçimizdeki Barış, Yarının Gücü 01-01-1970 03:00 Unutkanlık 01-01-1970 03:00 RUH SAĞLIĞI 01-01-1970 03:00 MALATYA’DA VİCDAN SÖMÜRÜSÜ! 01-01-1970 03:00 Bir Şehre Ait Hissetmek 01-01-1970 03:00 GEÇİNMENİN YOLLARINI ARAMALIYIZ 01-01-1970 03:00 Geçmişin Gömme Dolapları 01-01-1970 03:00 SPOR YAPMAK 01-01-1970 03:00 Madde Bağımlılığıyla Mücadele   01-01-1970 03:00 Sağlıklı Beslenme 01-01-1970 03:00 AKRAN İLİŞKİLERİ 01-01-1970 03:00 Er Meydanında Yaşayan Bir Gelenek 01-01-1970 03:00 Teknoloji İnsanlığı Yüceltmek İçin Vardır 01-01-1970 03:00 Fuarlar ve Şehrin Kazanımı  01-01-1970 03:00 Kararsızlık 01-01-1970 03:00 Yazıhan Besi OSB 01-01-1970 03:00 Sahip Olduğumuz En Büyük Zenginlik: Rutinlerimiz 01-01-1970 03:00 Misafirperverlik 01-01-1970 03:00 Çevre Duyarlılığı 01-01-1970 03:00 Kardeş Olmak 01-01-1970 03:00 Uzakta Okumak 01-01-1970 03:00 Açlıkla Sınanmak 01-01-1970 03:00 İhmal Edilen En Değerli Hazinemiz, Sağlığımız 01-01-1970 03:00 Ev Taşımak... 01-01-1970 03:00 Yanlış ve Doğru 01-01-1970 03:00 Yapay Zekâ Riski… 01-01-1970 03:00 Mutsuzluk ve Gençlik 01-01-1970 03:00 Gençler Neden Evlenemiyor? 01-01-1970 03:00 Eğlencenin Değişen Yüzü: Aileden Bireyselliğe 01-01-1970 03:00 Sonbaharın Sessiz Güzelliği 01-01-1970 03:00 Çocukluğumuzdan Bugüne 01-01-1970 03:00 HAYATA POZİTİF BAKMAK ÇOK GÜZEL BİR SANAT 01-01-1970 03:00 Sınavdan Sınava Geçen Bir Ömür 01-01-1970 03:00 HAYVAN SEVGİSİ BİR VİCDAN MESELESİ 01-01-1970 03:00 Okul Öncesi Alışveriş Telaşı 01-01-1970 03:00 SEVGİ DİLİMİZDE KALDI, KALBİMİZDEN UZAKLAŞTI 01-01-1970 03:00 Yaşlılık Üzerine 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Tescilli Lezzetleri, Şehrin Değerleri 01-01-1970 03:00 Malatya Adliyesi İçin Yeni Bir Başlangıç 01-01-1970 03:00 Teknoloji Üzerine… 01-01-1970 03:00 İş Güvenliği Kağıt Üzerinde Değil, Hayatın İçinde Olmalı 01-01-1970 03:00 Ormanlarımızı Korumak, Geleceğimizi Korumaktır 01-01-1970 03:00 Ormanlarımızı Korumak, Geleceğimizi Korumaktır 01-01-1970 03:00 SEVGİ DİLİMİZDE KALDI, KALBİMİZDEN UZAKLAŞTI 01-01-1970 03:00 Malatya’yı Tanıtmak, Değerlerimize Sahip Çıkmaktır 01-01-1970 03:00 Yardımlaşma 01-01-1970 03:00 Tarım ve Hayvancılık: Geleceğin Güvencesi 01-01-1970 03:00 Yaşlılık Üzerine 01-01-1970 03:00 Güne Enerjik ve Dipdiri Uyanmak 01-01-1970 03:00 Şiddete Karşı Dur Demek 01-01-1970 03:00 Sağlığımızın Kıymetini Bilmek 01-01-1970 03:00 Malatya: Tarihin ve Doğanın Buluştuğu Şehir 01-01-1970 03:00 Zaman akıp giderken… 01-01-1970 03:00 İş Kazası Kader Değil, Sessizliğin Sonucu 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Kültürle Yeniden Yükselişi 01-01-1970 03:00 İyiliğin Gölgesine Düşen Kötülük 01-01-1970 03:00 Eşleştirmeyin, eleştirmeyin! 01-01-1970 03:00 Değişen Sadece Teknoloji mi? 01-01-1970 03:00