Madde bağımlılığı, yalnızca madde kullanan bireyin değil, ailesinin, çevresinin ve bütün toplumun karşı karşıya olduğu önemli bir sorun. Üstelik bu sorun sadece belli yaş gruplarını ya da belli sosyal çevreleri ilgilendirmiyor. Özellikle çocukların ve gençlerin maddeyle daha erken yaşlarda tanışma ihtimali, hepimizi daha dikkatli olmaya mecbur bırakıyor. Peki madde bağımlılığı neden artıyor? Bunun tek bir nedeni yok. Aile içindeki iletişim sorunları, yalnızlık, sosyal çevre, ekonomik ve psikolojik sıkıntılar, merak, akran baskısı ve kolay erişim gibi birçok faktör bir araya gelebiliyor. Özellikle gençler açısından kabul görme isteği ve arkadaş grubuna uyum sağlama arzusu, yanlış kararların önünü açabiliyor. “Bir kereden bir şey olmaz” düşüncesi ise tehlikenin en büyük başlangıç noktalarından biri olabiliyor. Bugün bir başka önemli konu da dijital dünya ve medya. Sosyal medya ve internet, doğru kullanıldığında bilgiye ulaşmayı ve iletişimi kolaylaştıran güçlü araçlar. Ancak madde kullanımını özendiren, normalleştiren veya tehlikelerini görünmez hale getiren içerikler çocuklar ve gençler üzerinde olumsuz etkiler oluşturabilir. Özellikle gençlerin sürekli maruz kaldığı içeriklerde zararlı alışkanlıkların özgürlük, eğlence veya sıradan bir yaşam biçimi gibi sunulması ciddi bir risk taşıyor. Burada medyaya da önemli bir sorumluluk düşüyor. Madde bağımlılığını haberleştirirken yalnızca olayın kendisini gündeme taşımak yerine, bağımlılığın sonuçlarını, korunma yollarını ve tedavi imkanlarını anlatmak gerekiyor. Şiddet, suç ve madde kullanımını özendirici görüntülerin kontrolsüz biçimde paylaşılması yerine toplumu bilinçlendiren bir yayıncılık anlayışının benimsenmesi büyük önem taşıyor. Sosyal medya kullanıcılarının da paylaşmadan önce “Bu içerik bir başkasına zarar verebilir mi?” diye düşünmesi gerekiyor. Ancak sorumluluğu yalnızca medyaya yüklemek de doğru değil. Aileler çocuklarıyla daha güçlü iletişim kurmalı, onları yargılamadan dinlemeli ve davranışlarındaki değişiklikleri dikkate almalı. Çocuğun okul başarısındaki ani düşüş, arkadaş çevresindeki belirgin değişiklikler, içine kapanma veya alışılmadık davranışlar hemen şımarıklık ya da ergenlik olarak görülmemeli; gerektiğinde uzman desteğine başvurulmalı. Toplum olarak da gençlere boş zamanlarını değerlendirebilecekleri sağlıklı alanlar oluşturmalıyız. Spor, sanat, kültür, eğitim ve sosyal faaliyetler yalnızca zaman geçirmek için değil, gençlerin kendilerini değerli hissetmeleri ve geleceğe umutla bakmaları açısından da önemlidir. Bir gencin enerjisini spora, müziğe, sanata veya eğitime yönlendirmek, onu kötü alışkanlıklardan uzak tutmak adına atılmış önemli bir adımdır. Madde bağımlılığıyla mücadelede en büyük yanlışlardan biri de bağımlı bireyi dışlamak ve damgalamaktır. Bağımlılık bir sağlık sorunudur ve tedavi edilebilir. Yardıma ihtiyaç duyan kişiye sırt çevirmek yerine onu tedaviye ve doğru desteğe yönlendirmek gerekir. Çünkü bağımlılıkla mücadele, yalnızca kullanma demekle bitmez; kişinin neden bu noktaya geldiğini anlamayı ve yeniden hayata tutunmasına yardımcı olmayı da gerektirir. Unutmamalıyız ki çocuklarımızı ve gençlerimizi korumak yalnızca anne babaların görevi değildir. Aile, okul, yerel yönetimler, sağlık kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya ve toplumun her bireyi bu mücadelenin bir parçasıdır. Bugün görmezden geldiğimiz bir sorun, yarın çok daha büyük bir toplumsal probleme dönüşebilir. Bu nedenle madde bağımlılığıyla mücadelede en güçlü silahlarımız; bilinç, doğru iletişim, eğitim, dayanışma ve erken müdahaledir. Çocuklarımızın ellerinden tutmak, onları dinlemek ve kendilerini gerçekleştirebilecekleri sağlıklı ortamlar oluşturmak hepimizin sorumluluğudur. Çünkü bir genci kötü alışkanlıktan uzaklaştırmak, yalnızca bir hayatı değil, o hayatın dokunacağı onlarca hayatı da kurtarmaktır.
Diğer Yazıları
Çok Okunanlar