Bir şehirde fuar düzenlemek, birkaç gün boyunca salonları stantlarla doldurup binlerce insanı aynı alanda buluşturmaktan çok daha fazlasıdır. Fuarlar; ticaretin, üretimin, tanıtımın, turizmin ve şehir ekonomisinin aynı noktada buluştuğu önemli organizasyonlardır. Ancak burada sorulması gereken asıl soru şudur, fuar bittiğinde şehir ne kazandı? Fuarın kapısından giren ziyaretçi yalnızca stantları gezip oteline dönüyorsa, şehir merkezindeki restoranı, kafeyi, taksiyi, oteli, mağazayı ve diğer yerel işletmeleri hiç görmeden kentten ayrılıyorsa, o fuarın şehir ekonomisine katkısını yeniden düşünmek gerekir. Çünkü bir fuarın başarısı yalnızca ziyaretçi sayısıyla ölçülmemeli. Kaç kişinin geldiği kadar, bu insanların şehir ekonomisine ne kadar katkı sunduğu da önemsenmeli. Fuar şehrin içine taşmalı. Fuar alanı elbette organizasyonun merkezidir. Fakat fuarın ekonomik etkisi o alanın duvarları arasında kalmamalıdır. Fuar için kente gelen bir ziyaretçi konaklamalı, yemek yemeli, alışveriş yapmalı, şehirde vakit geçirmeli ve mümkünse kentin turizm değerlerini görmelidir. Böylece fuar, yalnızca organizatörün veya stant açan firmaların değil, bütün şehrin kazandığı bir ekonomik harekete dönüşür. Burada özellikle yerel esnafın kazanımı üzerinde durmak gerekiyor. Bir kente fuar getiriyorsak, o fuarın ekonomik pastasından o şehirde yıllardır kepenk açan esnafın da pay almasını sağlamalıyız. Çünkü yerel esnaf, şehrin ekonomik hayatının en önemli aktörlerinden biridir. Fuar için gelen misafir otelinde kalıyor, fuar alanında yemek yiyor ve yine fuar alanındaki işletmelerden alışveriş yapıyorsa şehir merkezindeki esnaf bu hareketlilikten yeterince faydalanamıyor demektir. Oysa doğru planlama ile fuar ziyaretçisi şehir merkezine yönlendirilebilir. Fuarlar için yeni bir bakış şart. Fuar organizasyonlarında artık yalnızca “kaç stant kuruldu?” veya “kaç ziyaretçi geldi?” sorularını sormak yeterli değil. Kaç yerel firma iş bağlantısı kurdu? Kaç esnaf satış yaptı? Otel doluluklarına ne kadar katkı sağlandı? Şehirdeki restoran, kafe ve ulaşım sektörü bundan ne kadar faydalandı? Fuar sonrasında kentte yeni ticari bağlantılar oluştu mu? Bunlar da ölçülmeli. Fuarların şehre katkısı rakamlarla ortaya konulmalı. Çünkü amaç yalnızca bir organizasyon gerçekleştirmek değil, şehrin ekonomik hareketliliğini artırmaksa, bunun karşılığı şehirde görülmeli. Fuarlar ne olmalı, ne olmamalı? Fuarlar şehrin tanıtımını yapmalı, yerel üreticiyi desteklemeli, yeni ticaret bağlantıları oluşturmalı ve ziyaretçiyi kentin ekonomik hayatıyla buluşturmalı. Fuarlar yalnızca birkaç gün süren, stantların açılıp kapanmasıyla sınırlı organizasyonlar olmamalı. Yerel üreticiye, esnafa ve girişimciye alan açılmalı. Şehrin gastronomisi, kültürü, turizmi ve üretim gücü fuarın bir parçası haline getirilmeli. Buna karşılık fuarlar şehrin yerel işletmelerini dışarıda bırakan, ekonomik hareketliliği yalnızca fuar alanına sıkıştıran organizasyonlara dönüşmemeli. Bir başka önemli konu da fuarların kent takvimine rastgele yerleştirilmemesi. Aynı tarihlerde birbirinin benzeri etkinlikler düzenlemek yerine, şehrin ekonomik ihtiyaçlarına göre fuar takvimi oluşturulmalı. Amaç şehre katkıysa, esnaf da kazanmalı. Bu noktada çok açık bir cümle kurmak gerekiyor, eğer amaç şehre katkı sunmaksa, yerel esnaf da kazanmalı.
Fuar için Malatya'ya, Kayseri'ye, Gaziantep'e veya başka bir şehre gelen ziyaretçinin o kentin ekonomisine dokunması sağlanmalı. Bir ziyaretçinin otelde konaklaması, şehirde yemek yemesi, taksi kullanması, alışveriş yapması, tarihi ve turistik noktaları gezmesi; fuarın ekonomik etkisini katlayacaktır. Bunun için fuar organizasyonları ile yerel yönetimler, ticaret ve sanayi odaları, esnaf odaları, turizm sektörü ve yerel işletmeler arasında güçlü bir iş birliği kurulmalı. Fuar alanına gelen ziyaretçiye şehir anlatılmalı. Şehir merkezine ulaşım kolaylaştırılmalı. Yerel işletmeler tanıtılmalı. Gastronomi rotaları oluşturulmalı. Alışveriş noktaları gösterilmeli. Kısacası fuar ziyaretçisi şehrin misafiri olduğunu hissetmeli. Fuar biter, etkisi kalır. İyi bir fuar, kapılarını kapattığı gün bitmez. Ardında yeni ticari bağlantılar, yeni müşteriler, yeni yatırımlar, yeni tanıtım fırsatları ve şehir ekonomisine canlılık bırakır. Asıl başarı da budur. Fuarın sonunda yalnızca organizatörün yüzü gülüyorsa eksik bir şeyler var demektir. Stant açan firma, otelci, restoran sahibi, taksici, mağazacı, üretici, küçük esnaf ve şehirde yaşayan vatandaş da bu hareketlilikten pay alıyorsa işte o zaman fuar gerçekten amacına ulaşmış demektir. Çünkü fuarlar sadece “şehirde yapılan” etkinlikler olmamalı. Şehirle birlikte yapılan ve şehre kazandıran etkinlikler olmalı ve artık fuarları değerlendirirken en önemli soruyu sormaktan çekinmemeliyiz, “Bu fuardan şehir ne kazandı?” Cevabımız güçlü olduğu sürece, fuarların sayısından çok şehre bıraktığı değeri konuşabiliriz.