Kayısı diyarı olarak tanınan Malatya, sahip olduğu tarihi miras, kültürel zenginlikler ve doğal güzellikleriyle Anadolu’nun öne çıkan şehirlerinden biridir. Geçmişten günümüze pek çok medeniyete ev sahipliği yapan şehir, tarihi ve gezilecek yerler bakımından oldukça geniş bir yelpazeye sahiptir. Malatya’yı önemli kılan da yalnızca kayısısı değil, binlerce yıllık geçmişi ve farklı ilçelerine yayılan eşsiz değerleridir. Malatya’nın tarihi zenginliğinin en önemli simgelerinden biri Arslantepe Höyüğüdür. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan yaklaşık 7 bin yıllık höyük, Anadolu’nun en eski yerleşim merkezlerinden biri olmasının yanı sıra dünyanın bilinen en eski saray yapılarından birine ev sahipliği yapmaktadır. Arslantepe, geçmiş uygarlıkların yaşamına ve devletleşme sürecine ışık tutması bakımından büyük önem taşımaktadır. Şehrin tarihi dokusunu yakından görmek isteyenlerin mutlaka uğraması gereken yerlerden biri de Battalgazi ilçesidir. Eski Malatya olarak da bilinen Battalgazi, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden günümüze ulaşan eserleriyle dikkat çekmektedir. İlçedeki Ulu Camii, tarihi sokaklar, medrese ve türbeler Malatya’nın geçmişten günümüze taşıdığı kültürel mirasın önemli parçalarıdır. Malatya, tarihi kadar doğal güzellikleriyle de dikkat çekmektedir. Akçadağ ilçesindeki Levent Vadisi, 242 metre yükseklikteki cam seyir terasıyla ziyaretçilerine etkileyici bir manzara sunmaktadır. Doğa yürüyüşleri ve fotoğrafçılık açısından da önemli bir merkez olan vadi, şehrin doğal zenginliklerinin en güzel örneklerinden biridir. Darende ilçesi ise tarih, inanç ve doğanın bir arada bulunduğu önemli merkezlerden biridir. Somuncu Baba Türbesi, Tohma Kanyonu, Kudret Havuzu ve Günpınar Şelalesi, ilçenin öne çıkan ziyaret noktaları arasında yer almaktadır. Özellikle Günpınar Şelalesi, çevresindeki doğal güzellikleriyle Malatya’nın görülmeye değer alanlarından biridir. Şehir merkezinde bulunan Radyo ve Gramofon Müzesi ile Fotoğraf Makinesi Müzesi de Malatya’nın kültürel hayatına önemli katkı sağlamaktadır. Geçmişten günümüze teknoloji ve sanatın gelişimini gözler önüne seren bu müzeler, ziyaretçilere farklı ve nostaljik bir deneyim sunmaktadır. Sümerpark, Beydağı ve Pınarbaşı gibi mesire alanları ise şehir içerisinde doğayla buluşmak isteyenlere alternatif oluşturmaktadır. Malatya’nın önemli ilçelerinden Arapgir de doğal dokusu ve tarihî yapılarıyla keşfedilmeyi bekleyen merkezlerden biridir. Bunun yanı sıra Nemrut Dağı, Malatya’nın yakın çevresindeki en önemli tarihi değerlerden biri olarak öne çıkmaktadır. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Nemrut, Kommagene Krallığı’ndan kalan devasa heykelleri ve anıtsal kalıntılarıyla dünya çapında tanınmaktadır. Bütün bu değerler bir arada düşünüldüğünde Malatya’nın yalnızca kayısıyla değil, tarihi ve gezilecek yerleri bakımından da Anadolu’nun önde gelen şehirlerinden biri olduğu açıkça görülmektedir. Binlerce yıllık medeniyetlerin izlerini taşıyan tarihi alanları, müzeleri, camileri, türbeleri, vadileri, şelaleleri ve doğal güzellikleriyle Malatya, ziyaretçilerine geçmiş ile bugün arasında özel bir yolculuk sunmaktadır. Malatya’yı keşfetmek, aslında Anadolu’nun binlerce yıllık hikâyesine tanıklık etmektir. Şehrin tarihi ve doğal zenginliklerinin yanı sıra kendine özgü lezzetlerini tatmak da bu yolculuğun önemli bir parçasıdır. Malatya, sahip olduğu bütün bu değerlerle keşfedilmeyi ve daha yakından tanınmayı bekleyen önemli bir kültür ve turizm şehridir.