Hayatın en ilginç yanı, zamanın kimseyi beklememesidir. Her sabah yeni bir güne uyanırken önümüzde uzun yıllar varmış gibi hissederiz. Oysa farkına bile varmadan günler haftalara, haftalar aylara, aylar ise yıllara dönüşür. Bir bakmışız çocukluk anılarımız geçmişte kalmış, gençlik heyecanlarımız yerini sorumluluklara bırakmış. İşte bu yüzden zamanın değerini, henüz elimizdeyken bilmek gerekir. Her şey zamanında güzeldir. Çocukluğun neşesi çocuklukta, gençliğin enerjisi gençlikte yaşanmalıdır. Sürekli "Daha sonra yaparım, bir gün mutlaka fırsat bulurum" diyerek ertelediğimiz birçok şey, bazen hiç gerçekleşmez. Çünkü zaman, biz plan yaparken sessizce akıp gitmeye devam eder. Bugünün işini yarına bırakmamak gerektiğini hepimiz biliriz. Ancak bu söz yalnızca okul ödevleri ya da iş hayatındaki sorumluluklar için geçerli değildir. Asıl ertelemememiz gereken şey, sevdiklerimize ayıracağımız zamandır. Anne babamızla içeceğimiz bir fincan çay, dostlarımızla edeceğimiz samimi bir sohbet ya da ailemizle paylaşacağımız güzel bir akşam yemeği… Bunların hiçbirinin telafisi olmayabilir. "Bir dahaki sefere görüşürüz" dediğimiz insanlar, belki de bir gün gerçekten görüşemeyeceğimiz insanlar hâline gelebilir. İnsan yaş aldıkça zamanın daha hızlı geçtiğini fark eder. Çocukken bitmek bilmeyen yaz tatilleri, büyüdüğümüzde göz açıp kapayıncaya kadar sona erer. Takvim yaprakları düşerken yalnızca günler değil, ömrümüz de eksilir. Gençlikte sürekli vakitsizlikten şikâyet ederiz. Oysa yaşlandığımızda belki de en çok sahip olacağımız şey zaman olacaktır. Fakat bu kez de yapmak istediklerimizi gerçekleştirecek gücümüz, enerjimiz ya da sağlığımız eskisi gibi olmayabilir. Belki uzun zamandır görmek istediğimiz yerleri gezemeyecek, yıllarca ertelediğimiz hobilerimize başlayamayacak ya da sevdiklerimizle eskisi kadar vakit geçiremeyeceğiz. Bu yüzden hayallerimizi, sevgimizi ve mutluluğumuzu sürekli ertelemek yerine bugünü değerlendirmeliyiz. Çünkü hayatın bize ne kadar zaman sunacağını hiçbirimiz bilmiyoruz. Sahip olduğumuz en büyük zenginlik para ya da makam değil, bize verilen zamandır. Kaybedilen para yeniden kazanılabilir, kırılan eşyalar yenilenebilir; ancak geçen bir dakika bile geri getirilemez. Sevdiklerimize onları sevdiğimizi söylemek için özel bir günü beklememeliyiz. Birlikte vakit geçirmek için "Uygun bir zamanı" aramamalıyız. Çünkü o uygun zaman bazen hiç gelmeyebilir. Zamanı geldiğinde hepimiz yaşlanacağız ve bir gün sevdiklerimiz de bu dünyadan ayrılacak. O gün geldiğinde keşke dememek için bugün elimizdeki zamanı en güzel şekilde değerlendirmeliyiz. Hayat, ertelenemeyecek kadar kısa; zaman ise durdurulamayacak kadar hızlıdır. Öyleyse her şeyi zamanında yapmaya özen gösterelim. Hayallerimizi gerçekleştirmek için cesaret edelim, sevdiklerimize daha fazla vakit ayıralım, güzel anılar biriktirelim. Çünkü geriye dönüp baktığımızda bizi mutlu edecek olan, sahip olduklarımız değil; zamanında yaşadığımız güzel anlardır. Unutmayalım ki zaman akıp gider, fakat onu nasıl değerlendirdiğimiz hayatımızın en değerli hatırası olarak bizimle kalır.