Gelenekler, bir milletin geçmişiyle bugününü birbirine bağlayan en güçlü köprülerden biridir. Hele ki yüzyıllardır yaşatılan ve gelecek kuşaklara aktarılması gereken kültürel değerler söz konusu olduğunda, bu mirasa sahip çıkmak hepimizin sorumluluğudur.

İşte Türk milletinin köklü geleneklerinden biri olan karakucak güreşi de bu değerlerin başında geliyor.

Yeşilyurt Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenecek 21. Uluslararası Turgut Özal Karakucak Güreşleri için tüm hazırlıklar tamamlandı. “Gelenekten Geleceğe Er Meydanına” sloganıyla gerçekleştirilecek organizasyon, 3 Ekim Cumartesi günü 09.00-18.00 saatleri arasında Çilesiz Aksa Camii yanında oluşturulan alanda güreşseverlerle buluşacak.

Malatya’nın köklü spor ve güreş kültüründe önemli bir yere sahip olan organizasyonda, birbirinden güçlü pehlivanlar er meydanına çıkacak. Malatya Büyükşehir Belediyesi ve Yeşilyurt Belediyesinin ev sahipliğinde; Gençlik ve Spor Bakanlığı, Yeşilyurt Kaymakamlığı ve Türkiye Geleneksel Güreşler Federasyonunun destekleriyle düzenlenecek güreşlerde, karakucak geleneğinin tüm güzellikleri bir kez daha yaşatılacak.

Ancak karakucak güreşini yalnızca bir spor müsabakası olarak görmek eksik kalır. Karakucak, Türk milletinin köklü geleneklerinden biridir. Türkiye Geleneksel Güreşler Federasyonunun tanımlamasıyla Türklerin öz, yani milli güreşi olarak kabul edilir. “Kara koçak” kelimesinin Türk lehçelerinde kara yağız, kahraman ve yiğit anlamlarında kullanıldığı; zaman içerisinde bu ifadenin “karakucak” şeklinde değişime uğradığı ifade edilmektedir.

Karakucak güreşinin bir başka önemli özelliği ise olimpik spor olan serbest güreşle büyük benzerlikler taşımasıdır. Güreşçiler, “pırpıt” adı verilen giysileriyle er meydanına çıkar. Müsabaka, serbest güreşte olduğu gibi ayakta tokalaşmayla başlar ve serbest güreşte kullanılan tekniklerin büyük bölümü karakucak güreşinde de uygulanır.

Aradaki önemli farklardan biri ise köprü hareketidir. Serbest güreşte önemli bir savunma tekniği olan köprü, karakucak güreşinde bulunmaz. Karakucakta köprüye gelen sporcu yenilmiş kabul edilir. Bu yönüyle karakucak, şalvar güreşiyle de benzerlikler taşır.

Bugün teknoloji ve modern yaşamın hızla değiştiği bir çağda yaşıyoruz. Ancak değişen yalnızca hayatımızın biçimi olmalı; bizi biz yapan değerlerimiz, geleneklerimiz ve kültürümüz unutulmamalı.

Karakucak güreşi de işte tam bu noktada önem kazanıyor.

Er meydanına çıkan her pehlivan, yalnızca rakibiyle mücadele etmiyor. Aynı zamanda geçmişten bugüne taşınan bir geleneğin temsilcisi oluyor. O nedenle karakucak güreşlerinin yaşatılması, sadece sporun desteklenmesi anlamına gelmiyor; kültürel mirasımızın korunması anlamına da geliyor.

Bu nedenle bizlere düşen görev, milli güreşimiz olan karakucağa sahip çıkmak, onu yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmaktır.

3 Ekim’de kurulacak er meydanı da bu anlamda yalnızca pehlivanların mücadele edeceği bir alan olmayacak. Gelenekle geleceğin buluştuğu, geçmişten gelen bir kültürün yeni nesillere aktarıldığı bir meydan olacak.

Çünkü bazı gelenekler vardır; yalnızca izlenmez, yaşatılır.

Karakucak da onlardan biridir.

Gelenekten geleceğe uzanan bu er meydanında, pehlivanlara başarılar dilerken; milli güreşimizin nice yıllar boyunca yaşamasını ve gelecek kuşaklara aktarılmasını temenni ediyorum.