Günümüz dünyasında hayatın temposu her geçen gün biraz daha artıyor. Geçim derdi, iş hayatının yoğunluğu, ailevi sorumluluklar, gelecek kaygısı ve çevremizde yaşanan olumsuzluklar derken çoğu zaman kendimizi ihmal ediyoruz. Her şeye yetişmeye çalışırken kendi iç dünyamızı, duygularımızı ve neye ihtiyaç duyduğumuzu unutabiliyoruz. Oysa insanın kendisine yapabileceği en büyük iyiliklerden biri, ruh sağlığını korumayı öğrenmesidir. Çoğu zaman beden sağlığımıza dikkat ediyor, bir yerimiz ağrıdığında doktora gidiyor, hastalandığımızda tedavi arıyoruz. Peki, ruhumuz yorulduğunda ne yapıyoruz? İçimiz daraldığında, kendimizi mutsuz hissettiğimizde, hayattan eskisi kadar keyif alamadığımızda durup kendimizi dinleyebiliyor muyuz? İşte asıl üzerinde durmamız gereken meselelerden biri de budur. Bazen ruh sağlığımız, beden sağlığımız kadar, hatta bazı durumlarda ondan da önce ele alınması gereken bir ihtiyaç hâline gelir. Çünkü ruhumuz iyi olmadığında bedenimiz de bu durumdan etkilenebilir. Sürekli stres, kaygı, mutsuzluk ve yorgunluk yaşam kalitemizi düşürebilir. Bu nedenle sağlıklı bir hayat sürmek istiyorsak yalnızca bedenimize değil, ruhumuza da gereken özeni göstermeliyiz. Peki, ruh sağlığımızı korumak için neler yapabiliriz? Öncelikle kendimize zaman ayırmayı öğrenmeliyiz. Günün bütününü işimize, sorumluluklarımıza ve başkalarının beklentilerine göre düzenlerken kendimizi arka plana atmamalıyız. Bazen birkaç sayfa kitap okumak, sevdiğimiz bir müziği dinlemek, açık havada yürüyüşe çıkmak ya da güzel bir sofra hazırlamak bile günümüzü güzelleştirebilir. Önemli olan, hayatın küçük mutluluklarını fark edebilmek ve onlara yer açmaktır. Kitap okumak, insanın düşünce dünyasını zenginleştirirken zihnini günlük telaşlardan uzaklaştırmasına da yardımcı olabilir. Müzik dinlemek, doğada vakit geçirmek, yeni yerler keşfetmek, bir hobi edinmek veya sevdiğimiz bir işle uğraşmak kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlayabilir. Herkesin mutluluk kaynağı farklıdır. Kimi bir sahil yürüyüşünde huzur bulur, kimi bir fincan kahvede, kimi de sevdikleriyle yaptığı uzun bir sohbette. Burada önemli olan, bize iyi gelen şeyleri keşfetmek ve onları hayatımızın bir parçası hâline getirmektir. Bir başka önemli konu da insan ilişkileridir. Bizi anlayan, dinleyen, değer veren ve yanlarında kendimizi rahat hissettiğimiz insanlarla vakit geçirmek ruh sağlığımız açısından kıymetlidir. Bazen içimizi dökeceğimiz bir dost, yaşadığımız sıkıntıların ağırlığını hafifletebilir. Kendimizi anlatabilmek, anlaşılmak ve yalnız olmadığımızı hissetmek insana güç verir. Buna karşılık sürekli kendimizi kötü hissettiğimiz, değersizleştirildiğimiz ve huzurumuzun bozulduğu ilişkileri de gözden geçirmeliyiz. Herkesle görüşmek, herkesi memnun etmek veya her ortamda bulunmak zorunda değiliz. Gerektiğinde sınır koymak, bizi yıpratan ortamlardan uzaklaşmak ve görüşmek istemediğimiz kişilerle aramıza mesafe koymak da kişisel iyilik hâlimizi korumanın bir parçasıdır. Elbette her sorunda insanlardan uzaklaşmak çözüm değildir. Ancak sağlıklı sınırlar belirlemek, insanın kendisine duyduğu saygının önemli bir göstergesidir. Kendimizi başkalarıyla kıyaslamaktan vazgeçmek de ruh sağlığımızı korumanın önemli yollarından biridir. Günümüzde özellikle sosyal medyada insanların çoğunlukla hayatlarının en güzel anlarını paylaştığını görüyoruz. Başkalarının başarılarını, mutluluklarını ve imkânlarını gördükçe kendi hayatımızı yetersiz bulabiliyoruz. Oysa herkesin yaşam şartları, mücadeleleri ve imkânları farklıdır. Başkasının hayatıyla kendi hayatımızı kıyaslamak yerine kendi gelişimimize odaklanmalıyız. Kendimizi yetersiz görmek yerine güçlü yönlerimizi fark etmeli, hatalarımızı öğrenmenin bir parçası olarak değerlendirmeliyiz. Her zaman güçlü olmak, her işi başarmak veya herkesten daha iyi olmak zorunda değiliz. Yorulabilir, hata yapabilir, bazen başarısız olabiliriz. Bunların hiçbiri değerimizi ortadan kaldırmaz. İnsan, kendisine de başkalarına gösterdiği anlayışı gösterebilmelidir. Ruh sağlığını korumak için uyku düzenine dikkat etmek, dengeli beslenmek, düzenli hareket etmek ve sosyal ilişkileri sürdürmek de önemlidir. Duygularımızı bastırmak yerine onları tanımak, sıkıntılarımızı güvendiğimiz insanlarla paylaşmak ve ihtiyaç duyduğumuzda destek istemek bize yardımcı olabilir. Üzüntü, kaygı veya mutsuzluk uzun süre devam ediyor, günlük hayatımızı etkiliyor ya da baş etmekte zorlandığımız bir hâl alıyorsa bir ruh sağlığı uzmanından yardım almaktan çekinmemeliyiz. Profesyonel destek almak bir zayıflık değil, kendimize verdiğimiz değerin göstergesidir. Unutmayalım ki hayat her zaman istediğimiz gibi ilerlemeyecek. Karşımıza sorunlar çıkacak, zaman zaman üzülecek, hayal kırıklıkları yaşayacağız. Ancak önemli olan, bütün bu yaşananların içinde kendimizi kaybetmemek ve yeniden toparlanabilmek için kendimize fırsat tanımaktır. Kendimizi ihmal etmeyelim. Bedenimize gösterdiğimiz özeni ruhumuza da gösterelim. Bir kitapla, bir yürüyüşle, sevdiğimiz bir müzikle, güzel bir sohbetle veya kendimize ayırdığımız birkaç dakikayla başlayabiliriz. Çünkü mutluluk her zaman büyük başarılarda, pahalı tatillerde veya kusursuz bir hayatta saklı değildir. Bazen insanın kendisine iyi davranmasında, küçük şeylerden keyif almasında ve huzurunu korumayı öğrenmesinde gizlidir. Kendimize iyi bakalım. Ruhumuzu yoran şeyleri fark edelim, bize iyi gelen güzelliklere daha fazla yer açalım. Çünkü ruh sağlığımızı korumak, yalnızca bugünümüzü değil, yarınlarımızı da güzelleştirmenin en önemli adımlarından biridir.
Diğer Yazıları
Çok Okunanlar