Hayatın içinde öyle alışkanlıklarımız var ki onların değerini çoğu zaman fark etmiyoruz. Sabah yatağımızdan kalkmak, kahvaltımızı yapmak, sevdiklerimizle konuşmak, görebilmek, sağlıklı bir şekilde yürüyebilmek, ailemizin yanında olduğunu bilmek, işe gidip akşam evimize dönebilmek… Bütün bunlar bize sıradan geliyor. Oysa bir gün bunlardan yalnızca birinin bile aksadığını düşünün. Bir anda hayatımızın düzeni değişebilir, alıştığımız yaşam biçimi altüst olabilir. İnsan, sahip olduğu şeylere zamanla alışıyor. Her sabah gözlerimizi açtığımızda yeniden bir güne başlayabilmek, çoğu zaman üzerinde düşünmediğimiz bir nimet hâline geliyor. Oysa sağlıklı olmak, sevdiklerimizle aynı sofrada oturabilmek, arkadaşlarımızla sohbet edebilmek ve kendi işlerimizi kendimiz görebilmek aslında hayatın en büyük zenginliklerinden bazıları. Ne yazık ki herkes bizim kadar şanslı olmayabiliyor. Kimi insan ailesinden birini kaybetmenin acısıyla yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Kimi sağlığını kaybettiği için eskiden kolaylıkla yaptığı işleri artık yapamıyor. Bir başkası sabah işe gitmenin hayalini kuruyor; çünkü uzun zamandır iş arıyor ama bir türlü bulamıyor. Bizim her gün farkına bile varmadan yaptığımız şeyler, başka bir insanın en büyük özlemi olabiliyor. Belki de bu yüzden hayatımıza biraz daha farklı bakmamız gerekiyor. Sürekli sahip olmadıklarımızı düşünmek yerine elimizde bulunanların farkına varmak, insanı hem daha huzurlu hem de daha minnettar bir hâle getirebilir. Elbette bu, hayallerimizden vazgeçmemiz veya sorunlarımızı görmezden gelmemiz anlamına gelmiyor. Ancak eksiklerimize bakarken sahip olduklarımızı unutmamak da gerekiyor. Bazen mutluluğu çok uzaklarda arıyoruz. Daha iyi bir iş, daha büyük bir ev, daha fazla para, daha güzel bir hayat istiyoruz. Oysa mutluluk bazen sabah uyandığımızda yanımızda gördüğümüz bir aile ferdinin gülümsemesinde, birlikte içilen bir çayda, sağlıklı bir şekilde yürüyebilmekte veya günün sonunda güvenle evimize dönebilmekte saklı. Hayatın bize sunduğu en büyük güzelliklerden bazıları aslında o kadar sessiz ki onları ancak kaybetme ihtimaliyle karşılaştığımızda fark ediyoruz. Bu nedenle elimizdekilerin değerini anlamak için onları kaybetmeyi beklememeliyiz. Belki bugün sıradan bir gün gibi görünen hayatımız, aslında sahip olabileceğimiz en büyük ayrıcalıklardan biri. Sabah kalkabiliyorsak, görebiliyor, konuşabiliyor, yürüyebiliyor, sevdiklerimize sarılabiliyor ve akşam evimize dönebiliyorsak, hayat bize hâlâ çok kıymetli hediyeler sunuyor demektir. Bazen hayatın güzelliği büyük değişimlerde değil, her gün tekrarlanan o küçük rutinlerde gizlidir. Önemli olan ise o rutinlerin içindeki güzellikleri, henüz hayatımızdayken görebilmektir.
Diğer Yazıları
Çok Okunanlar