Misafirperverlik

HÜSEYİN KOCAMAN

27-09-2026 11:21

Eskiden bir eve misafir gelmesi, o evin bereketi sayılırdı. Hele uzak yerlerden gelen bir misafir varsa, birkaç saatliğine uğrayıp gitmesi düşünülmez; günlerce ağırlanır, baş tacı edilirdi. Sofralar kurulur, evde ne varsa ortaya konurdu. Misafir için özel hazırlık yapılır, gönlü hoş tutulmaya çalışılırdı. Çünkü misafir, yalnızca kapıdan içeri giren bir insan değil; evin sohbetine, sofrasına ve hatırasına ortak olan biriydi. Peki bugün ne değişti? Misafirperverlik elbette hâlâ var. Ancak giderek daha seçici, daha mesafeli ve biraz da şartlara bağlı hâle geldi. Artık herkes aynı sıcaklıkla karşılanmıyor. İnsanların kimi sevdiği, kiminle yakın olduğu, hatta kimi zaman sosyal çevresi bile nasıl ağırlanacağını belirleyebiliyor. İkramların bile misafire göre değiştiği zamanlar oluyor. Sevilen, değer verilen misafire en güzel yemekler hazırlanırken, gönülsüzce ağırlanan kişiye gösterilen ilgi de buna göre azalabiliyor. Asıl dikkat çekici olan ise insanların artık kimi istemediklerini daha kolay belli etmeleri. Bir eve gittiğinizde kendinizi diken üstünde hissediyor, konuşurken kelimelerinizi seçiyor ve ev sahibinin bir an önce gitmenizi istediğini hissediyorsanız, belki de siz o evde istenmeyen misafirsiniz. Oysa insan kendisini rahat hissediyor, evin bir parçası gibi davranabiliyor ve ev sahibi de onun yanında doğal hâlini koruyabiliyorsa, orada gerçek bir misafirperverlikten söz edebiliriz.  Fakat burada önemli bir noktayı unutmamak gerekir: Misafir ağırlamayı seven insana da, misafir ağırlamaktan hoşlanmayan insana da saygı göstermek gerekir. Çünkü dışarıdan bakarak bir insanın neden böyle davrandığını her zaman bilemeyiz. Belki bütün gün çalışıyordur, belki ekonomik sıkıntıları vardır, belki yıllarca herkesi ağırlamaktan yorulmuştur. Belki de yaşadığı bazı kırgınlıklar onu insanlardan uzaklaştırmıştır. Bunları bilmeden “Misafir sevmiyor, demek ki bencil” demek kolaydır. Oysa herkesin dışarıdan görünmeyen bir hikâyesi vardır. Aynı şekilde misafir ağırlamayı seven insanı da küçümsememek gerekir. Kimi insan kalabalıktan, sohbetten ve sofra etrafında toplanmaktan mutluluk duyar. Onun için evinin kapısını açmak bir yük değil, gönül işidir. Dolayısıyla mesele, kimin doğru veya yanlış olduğu değil; birbirimizin tercihlerini ve şartlarını anlayabilmektir. Günümüzde sosyal ilişkilerimizin zayıfladığı da bir gerçek. İnsanlar artık kendilerinden habersiz gelen misafirleri evlerinde ağırlamak istemeyebiliyor. Kapının ansızın çalınması, eskiden olduğu gibi doğal bir sevinç değil, bazen günlük düzeni bozan bir durum olarak görülüyor. Bunu tamamen yanlış bulmak da kolaycılık olur. Çünkü hayat değişti. Eskiden kalabalık ailelerin yaşadığı, evlerin gün boyunca hareketli olduğu dönemler geride kaldı. Bugün insanlar daha yoğun çalışıyor, daha fazla yoruluyor. Eve geldiklerinde çoğu zaman misafir ağırlamak değil, dinlenmek istiyor. İş yoğunluğu, şehir hayatı ve değişen yaşam biçimleri de misafirperverlik anlayışımızı değiştirdi. Bu nedenle bütün kabahati insanlara yüklemek doğru değil. Hatta bazen insan, yıllarca herkesi ağırlamaktan, kendi zamanından ve enerjisinden vermekten öylesine yoruluyor ki bir süre sonra misafir ağırlayacak ne vakti ne de dermanı kalıyor. Böyle durumlarda insanları biraz da hoş görmek gerekiyor. Fakat işin bir de başka tarafı var. Siz yıllarca bir insanı kendi evinizde en güzel şekilde ağırlıyor, sofranızı paylaşıyor, elinizden gelen ilgiyi gösteriyorsunuz. Sonra bir gün siz onun kapısını çaldığınızda aynı karşılığı göremiyorsanız, insan ister istemez kırılıyor. Misafirperverlik elbette karşılık beklemek değildir; fakat sürekli tek taraflı olduğunda insanın hevesini de kırabilir. İnsanlar kendilerine gösterilen değeri gördükçe ilişkilerini sürdürmekte daha istekli olurlar.  Eskiden evler daha kalabalıktı; şimdi ise birçok ev sessiz. Eskiden kapılar daha kolay açılırdı; bugün ise kapıyı çalmadan önce bile “Acaba rahatsız eder miyim?” diye düşünüyoruz. Değişen sadece misafirlik değil, insan ilişkilerimiz. Ama bu değişimin içinde birbirimizi anlamayı da unutmamalıyız. Misafir ağırlamayı seveni “fazla gelenekçi”, sevmeyeni “bencil” ilan etmek doğru değildir. Çünkü kimin hangi şartlarda yaşadığını, nelerden geçtiğini bilmiyoruz. Misafirperverlik yalnızca güzel bir sofra kurmak değildir. Bazen bir insanın kapıdan içeri girdiğinde kendisini yabancı hissetmemesini sağlamaktır. Bazen de karşımızdaki insanın “Bugün misafir ağırlayacak hâlim yok” deme hakkına saygı göstermektir. Belki artık herkes günlerce misafir ağırlayamayacak, sofralar eskisi kadar kalabalık olmayacak. Bunu anlamak gerekir. Ama değişmemesi gereken bir şey var: İnsanın insana verdiği değer. Evlerimiz küçülmüş, sofralarımız seyrekleşmiş, hayatımız hızlanmış olabilir. Yeter ki gönüllerimiz küçülmesin. Çünkü misafirperverlik sadece kapıyı açmak değil; karşımızdakinin hâlini anlamaya çalışabilmektir.

DİĞER YAZILARI Site Yönetmek, Sadece Aidat Toplamak Değildir! 01-01-1970 03:00 Başarmanın Önündeki Engel: Korkularımız 01-01-1970 03:00 Sabır, İnsanı Muradına Erdiren Bir Erdemdir 01-01-1970 03:00 İçimizdeki Barış, Yarının Gücü 01-01-1970 03:00 Unutkanlık 01-01-1970 03:00 RUH SAĞLIĞI 01-01-1970 03:00 MALATYA’DA VİCDAN SÖMÜRÜSÜ! 01-01-1970 03:00 Bir Şehre Ait Hissetmek 01-01-1970 03:00 GEÇİNMENİN YOLLARINI ARAMALIYIZ 01-01-1970 03:00 Geçmişin Gömme Dolapları 01-01-1970 03:00 SPOR YAPMAK 01-01-1970 03:00 Madde Bağımlılığıyla Mücadele   01-01-1970 03:00 Sağlıklı Beslenme 01-01-1970 03:00 AKRAN İLİŞKİLERİ 01-01-1970 03:00 Er Meydanında Yaşayan Bir Gelenek 01-01-1970 03:00 Teknoloji İnsanlığı Yüceltmek İçin Vardır 01-01-1970 03:00 Fuarlar ve Şehrin Kazanımı  01-01-1970 03:00 Kararsızlık 01-01-1970 03:00 Yazıhan Besi OSB 01-01-1970 03:00 Sahip Olduğumuz En Büyük Zenginlik: Rutinlerimiz 01-01-1970 03:00 Çevre Duyarlılığı 01-01-1970 03:00 Okullarımız Yeniden Güvenin Adresi Olmalı 01-01-1970 03:00 Kardeş Olmak 01-01-1970 03:00 Uzakta Okumak 01-01-1970 03:00 Açlıkla Sınanmak 01-01-1970 03:00 İhmal Edilen En Değerli Hazinemiz, Sağlığımız 01-01-1970 03:00 Ev Taşımak... 01-01-1970 03:00 Yanlış ve Doğru 01-01-1970 03:00 Yapay Zekâ Riski… 01-01-1970 03:00 Mutsuzluk ve Gençlik 01-01-1970 03:00 Gençler Neden Evlenemiyor? 01-01-1970 03:00 Eğlencenin Değişen Yüzü: Aileden Bireyselliğe 01-01-1970 03:00 Sonbaharın Sessiz Güzelliği 01-01-1970 03:00 Çocukluğumuzdan Bugüne 01-01-1970 03:00 HAYATA POZİTİF BAKMAK ÇOK GÜZEL BİR SANAT 01-01-1970 03:00 Sınavdan Sınava Geçen Bir Ömür 01-01-1970 03:00 HAYVAN SEVGİSİ BİR VİCDAN MESELESİ 01-01-1970 03:00 Okul Öncesi Alışveriş Telaşı 01-01-1970 03:00 SEVGİ DİLİMİZDE KALDI, KALBİMİZDEN UZAKLAŞTI 01-01-1970 03:00 Yaşlılık Üzerine 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Tescilli Lezzetleri, Şehrin Değerleri 01-01-1970 03:00 Malatya Adliyesi İçin Yeni Bir Başlangıç 01-01-1970 03:00 Teknoloji Üzerine… 01-01-1970 03:00 İş Güvenliği Kağıt Üzerinde Değil, Hayatın İçinde Olmalı 01-01-1970 03:00 Ormanlarımızı Korumak, Geleceğimizi Korumaktır 01-01-1970 03:00 Ormanlarımızı Korumak, Geleceğimizi Korumaktır 01-01-1970 03:00 SEVGİ DİLİMİZDE KALDI, KALBİMİZDEN UZAKLAŞTI 01-01-1970 03:00 Malatya’yı Tanıtmak, Değerlerimize Sahip Çıkmaktır 01-01-1970 03:00 Yardımlaşma 01-01-1970 03:00 Tarım ve Hayvancılık: Geleceğin Güvencesi 01-01-1970 03:00 Yaşlılık Üzerine 01-01-1970 03:00 Güne Enerjik ve Dipdiri Uyanmak 01-01-1970 03:00 Şiddete Karşı Dur Demek 01-01-1970 03:00 Sağlığımızın Kıymetini Bilmek 01-01-1970 03:00 Malatya: Tarihin ve Doğanın Buluştuğu Şehir 01-01-1970 03:00 Zaman akıp giderken… 01-01-1970 03:00 İş Kazası Kader Değil, Sessizliğin Sonucu 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Kültürle Yeniden Yükselişi 01-01-1970 03:00 İyiliğin Gölgesine Düşen Kötülük 01-01-1970 03:00 Eşleştirmeyin, eleştirmeyin! 01-01-1970 03:00 Değişen Sadece Teknoloji mi? 01-01-1970 03:00