Malatya’da artık öyle bir manzarayla karşı karşıyayız ki insan nereye bakacağını, ne düşüneceğini şaşırıyor. Caddeler, sokaklar, kaldırımlar, hastane önleri ve trafik ışıkları… Dilencilik, kentin dört bir yanında karşımıza çıkıyor. Bir zamanlar belirli noktalarda rastlanan bu durum, bugün günlük yaşamın neredeyse sıradan bir parçası hâline gelmiş durumda. Asıl düşündürücü olan ise bu tablonun giderek kanıksanması ve kalıcı bir çözümün hâlâ ortaya konulamaması.
Gelelim işin en tehlikeli boyutuna… Trafik ışıklarında bekleyen araçların arasına giren okul çağındaki çocuklar! Kırmızı ışığın yanmasını fırsat bilen, otomobillerin önünden ve arkasından geçerek sürücülerden para isteyen çocuklar hem trafiği aksatıyor hem de kendi hayatlarını riske atıyor.
Bir anlık dikkatsizlik, bir saniyelik gecikme ya da sürücünün göremediği bir çocuk… Sonuç, telafisi mümkün olmayan bir facia olabilir. Peki, böyle bir olay yaşanmadan önce önlem almak için daha neyi bekliyoruz?
Çocukların sokak ortasında, hareket hâlindeki araçların arasında para istemesi ne normalleştirilebilir ne de görmezden gelinebilir. Üstelik bu görüntülerle tekrar tekrar karşılaşmak, sorunun geçici olmadığını da açıkça ortaya koyuyor.
İnsanımızın yardımseverliği, merhameti ve zor durumda olana el uzatma isteği tartışılmaz. Hele söz konusu çocuklar olduğunda, birçok kişinin vicdanı daha fazla sızlıyor. Kimse bir çocuğun ihtiyacını görmezden gelmek istemiyor. Ancak tam da bu hassasiyet, istismar edildiğinde ortaya başka bir sorun çıkıyor.
Yardım etmek isteyen vatandaşın duygularını kullanarak para istemek, bu durumu sürekli tekrarlamak ve çocukları trafiğin ortasına kadar sürüklemek kabul edilebilir değil. Burada mesele, yardım talebinde bulunan herkesi aynı kefeye koymak da değil. Gerçekten ihtiyaç sahibi olanlarla dilenciliği kazanç kapısına dönüştürenleri ayırt etmek gerekiyor.
Fakat asıl önemli soru şu: Bu çocuklar neden sokakta? Okul saatlerinde, kavşaklarda ve araçların arasında ne arıyorlar? Kendi istekleriyle mi bu işi yapıyorlar, yoksa birileri tarafından mı yönlendiriliyorlar? Bu soruların cevabı verilmeden sorunun köküne inmek mümkün değil.
Elbette yetkililerin zaman zaman müdahalelerde bulunduğu, denetimler gerçekleştirdiği söylenebilir. Ancak vatandaşın karşısına aynı görüntüler yeniden çıkıyorsa burada bir şeylerin eksik olduğu da ortada. Bir noktada yapılan müdahale, sorunu tamamen ortadan kaldırmıyor; bazen yalnızca başka bir noktaya taşıyor.
Malatya’nın işlek kavşaklarında, hastane çevrelerinde ve yoğun yaya trafiğinin bulunduğu alanlarda daha etkili ve sürekli bir çalışma yürütülmesi gerekiyor. Özellikle çocukların söz konusu olduğu durumlarda yalnızca dilencilik denetimi yapmak yeterli değil. Çocukların korunması, aile koşullarının araştırılması, eğitimden uzak kalıp kalmadıklarının belirlenmesi ve varsa istismar ihtimalinin incelenmesi de şart.
Çünkü ortada yalnızca vatandaşın huzurunu bozan bir görüntü yok. Aynı zamanda korunması gereken çocuklar ve her an kazaya dönüşebilecek bir tehlike var.
Artık sürücüler kırmızı ışıkta beklerken önlerine çıkan çocukları düşünmek, yayalar kaldırımlarda rahat yürüyememek, hastaneye giden vatandaşlar ise en hassas anlarında bu görüntülerle karşılaşmak istemiyor. Her gün aynı manzaraya tanık olmak, insanlarda çaresizlik ve tepki oluşturuyor.
Ancak bu sorunu yalnızca vatandaşın şikâyeti olarak değerlendirmek de yanlış olur. Çocukların güvenliği, trafik düzeni ve kamusal alanların kullanımı, doğrudan çözüm bekleyen meselelerdir.
Malatya’da dilencilik meselesi artık birkaç kişinin para istemesinden ibaret değil. Şehrin farklı noktalarında tekrarlanan, çocukların güvenliğini tehdit eden ve insanların yardım duygusunu istismar edebilen bir sorunla karşı karşıyayız.
Yetkililere düşen görev, yalnızca ortaya çıkan görüntüye müdahale etmek değil, bu görüntüyü ortaya çıkaran nedenleri de ortadan kaldırmaktır. Vatandaşlara düşen ise yardım ederken bilinçli davranmak ve çocukların tehlikeye atıldığı durumları ilgili birimlere bildirmektir.