Geleceğe nasıl bakmalıyız?

ASIM DEMİRKÖK

10-11-2025 10:42

Çağımız insanı, tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar bilgiye en çabuk en hızlı bir şekilde ulaşabiliyor. Fakat aynı zamanda hiçbir dönemde olmadığı kadar da kaygılarının ağırlığı ‘olgular’ yerine ‘algılar’ üzerinden taşınıyor. Dünyanın dört bir yanında yankılanan savaş haberleri, iklim değişikliğinin sessiz ama derin korkuları, pandemi tecrübelerinin bıraktığı izler ve ‘biyoteknolojinin’ hızla gelişmesinden doğan belirsizlikler, zihnimizin bir köşesinde sürekli bir “yarın endişesi” üretmekte.

Oysa insan zihni, ’belirsizliği’ düşman gibi görmeye meyillidir. Geleceği tamamen kontrol etmek mümkün olmadığında, ‘acaba ne olacak?’ sorusu zihinlerimizi kemiren bir kurt gibi çalışır. İşte tam bu noktada psikolojinin bize sunduğu bir anahtar var: ’Kaygıyı yok etmeye çalışmak yerine, onunla yaşamayı öğrenmek.’

Psikolojide sıkça söylenen bir söz vardır: ‘Belirsizlik, hayatın doğal bir parçasıdır.’ Geleceği kesin çizgilerle görmek imkânsızdır. Fakat bu belirsizlik, korkulacak bir şey olmaktan çok, yaşamın canlılığını, sürprizlerini ve öğrenme fırsatlarını da içinde barındırır. ‘İnsan zihni,’ kontrol edemediği şeyleri düşünmekten yorulur; ama kontrol edebildiklerine odaklandığında güçlenir. Bugün nefes almak, bugün bir dostla konuşmak, bugün küçük bir güzelliği fark etmek… Bunlar geleceğin kaygısını hafifleten en güçlü ilaçlardır.

Psikolojik araştırmalar, ’umudun’ insan ruhunu iyileştiren en büyük güç olduğunu ortaya koyuyor. Umut, yalnızca geleceğin iyi olacağına dair bir temenni değil; aynı zamanda bugün elimizden geleni yapma kararlılığıdır. Geleceği belirsizliklerle dolu bir karanlık olarak görmek yerine, küçük ışıklar yakmak mümkündür. Bir tebessüm, bir kitap sayfası, bir iyilik hareketi… Bunlar bireysel umut kaynaklarıdır. Toplumsal olarak ise, ’dayanışma ve birlikte’ hareket etme, korkuları göğüslemenin en sağlıklı yoludur.

İnsanı iyileştiren, yalnızca teknoloji veya bilim değildir. İnsan ruhunun asırlardır sahip olduğu bazı kaynaklar vardır: Bir ağacın gölgesinde oturmak, toprağa dokunmak, kuş sesini dinlemek… ‘Zihni ve ruhu dengeler.’ Müzik, resim, edebiyat, insanı yalnızca eğlendirmez, aynı zamanda derin bir teselli verir. Bir dostun varlığı, paylaşılmış bir dert, yükü hafifletir. Dua, içsel tefekkür… İnsana kendisiyle barışma fırsatı tanır.

Evet, savaşlar olabilir, iklim değişikliği kapımızda, ‘biyoteknoloji’ hızlı bir şekilde değişiyor. Ama bütün bunların arasında insanın kendi ruhunu iyileştirme gücü hâlâ elindedir. Gelecek kaygısı karşısında en güçlü duruş, ‘bugünü iyileştirmektir.’ Sağlam bir psikoloji, yalnızca bireyi değil, toplumu da onarır. Çünkü iyileşen her birey, çevresine de umut bulaştırır.

Zaman hızlandı, hayat değişti, ‘teknoloji cebimize girdi.’ Ama bütün bu gelişmelerin gölgesinde en kıymetli hazinemiz, yani insan ilişkilerimiz, her geçen gün biraz daha yıpranıyor.

‘Dostlukların ömrü kısalıyor.’ Aile içi sohbetler yerini sessiz ekranlara bırakıyor, komşuluklar neredeyse unutuluyor. Peki biz insanlar neden birbirimize bu kadar uzaklaştık? Cevap aslında basit: Dinlemeyi unuttuk, empatiyi kaybettik, ‘sabrı tükettik.’

Oysa sağlıklı ilişkilerin sırrı çok zor değil. Biraz empati, biraz samimiyet, biraz sabır… Ve en önemlisi ‘dayanışma.’ Bir insanı gerçekten dinlemek, yanında olmak, bir tebessümle bile bağ kurabilmek mümkün. Unutmayalım: Hiçbir teknoloji, hiçbir hız, hiçbir bireysel çıkar, içten bir ‘nasılsın?’ sorusunun yerini tutamaz. İlişkilerimizi onarmak, aslında hayatımızı onarmaktır. ‘Çünkü insan, ancak insanla iyileşir.’

Son söz olarak şunu söylemek istiyorum: ‘Gelecek, korkulacak bir alan değil; birlikte şekillendireceğimiz bir yolculuktur.’ Kaygıları aşmanın yolu, umudu diri tutmak, ruhun kaynaklarına yeniden sarılmak ve ’en önemlisi bugünün kıymetini bilmektir.’

DİĞER YAZILARI 89 yaşıma yol alırken yolumun iki ışığı 01-01-1970 03:00 Gazetecilikte Haberi Kim Yazıyor, Gerçeği Kim Savunuyor? 01-01-1970 03:00 Bildiğimiz dünyanın sonu: Eşitlik mi, belirsizlik mi? 01-01-1970 03:00 Dünyanın Yeni Sahipleri mi Doğuyor? 01-01-1970 03:00 YAŞADIĞIMIZ DÜNYA TOPLUMLARI NEREYE EVRİLİYOR? 01-01-1970 03:00 Ben Yoruldum, Ya Siz? 01-01-1970 03:00 28 Mart 2026 Toplantısının Ardından: Malatya’mız Medyasının İşlevi Ne Olmalı? 01-01-1970 03:00 Sözün Bittiği Yerde Bir Ömür Konuşur 01-01-1970 03:00 Küresel Vicdan, İnsanlığın Çığlığına Ait Bir Çıkış Arıyor 01-01-1970 03:00 Malatya’da 2030 İçin Tarımla Sanayi 01-01-1970 03:00 Malatya 2030: Sanayi, Sürdürülebilirlik ve İnsan Gücü 01-01-1970 03:00 Malatya Kadim Kent Kültürünün Yol Haritası 01-01-1970 03:00 2026 Yılına Girerken Bizleri Ne Bekliyor? 01-01-1970 03:00 Kaliteli insan unsuru olmadan parti içi demokrasi ve liyakat nasıl gerçekleşir? 01-01-1970 03:00 Dan Brown’un Sırların Sırları Kitabı Bizlere Ne Söylüyor? 01-01-1970 03:00 Yaşadığımı Çağın İçinde İnsanlık Krizini Yaşıyor 01-01-1970 03:00 Bir Sabah Kalkıp Elimizi Uzattığımızda; Yoksalar Ne Yaparız? 01-01-1970 03:00 Bilinçli kent dediğimizde ‘bilinçten’ ne anlıyoruz? 01-01-1970 03:00 Şehrimiz geleceğe nasıl yürümeli? 01-01-1970 03:00 Gerçeklikten Kaçmak mı, Yüzleşmek Mi 01-01-1970 03:00 İnsan Bilincinin Anlam Arayışı 01-01-1970 03:00 Yapay Zeka çağında insanın yeri ne olmalı? 01-01-1970 03:00 Yaşamımızın üç dilsiz öğretmenleri 01-01-1970 03:00 Bana sordun insana ait ne diyorsun diye 01-01-1970 03:00 Yaşamın içinde yürürken bagajım doldu taştı 01-01-1970 03:00 Her Gün Yeni Bir Başlangıç 01-01-1970 03:00 Yenilenme İle Geleneğin Arasındaki Diyalektik İlişki 01-01-1970 03:00 Toprak Unutulmuşun Peşinde Bölüm 5 01-01-1970 03:00 Toprağın altından gelen sesler 4 01-01-1970 03:00 Toprağın Altından Gelen Sesler 3 01-01-1970 03:00 Toprağa mı Yazsam 1 01-01-1970 03:00 Çarşı Merkezine Yapılacak Yeni Dükkanlar Ne Olacak? 01-01-1970 03:00 Baba-Oğul, Ana-Kız Çatışması 01-01-1970 03:00 Nemi Olmaya Çalışıyorum? 01-01-1970 03:00 DEĞİŞİM EVRENLE BİRLİKTE YÜRÜR 01-01-1970 03:00 PKK SİLAHINI BIRAKMALI VE DEVLET DE SİLAHINI SUSTURMALI VE AFFETMELİ 01-01-1970 03:00 Bizler Niye Kucaklaşmak Zorundayız 01-01-1970 03:00 Bugün Benim Yaş Günüm 01-01-1970 03:00 Söylesem Bana Yazık Söylemesem Yine Bana Yazık 01-01-1970 03:00 PARÇALANMIŞ ÖRSELENMİŞ KÜLTÜRÜMÜZÜN! FARKINDAMISINIZ? 01-01-1970 03:00 Aynaya aynanıza bakar mısınız? 01-01-1970 03:00 Giderek Değişen Yalnızlaşan Bir Dönemin İçindeyiz 01-01-1970 03:00 21. Yüzyılın Son Çeyreği Kentlerin Yüzyılı Olacak! 01-01-1970 03:00 Çin Temel ve Ortaöğretimde Yapay Zekâyı Odağına Alıyor 01-01-1970 03:00 Malatya Kaysı Sorununu Nerede Aramalı? 01-01-1970 03:00 Dünya Yeni Şeylere Gebe Ha Doğdu Ha Doğacak 01-01-1970 03:00 Bizlere Ne oluyor Böyle 01-01-1970 03:00 BU ÜLKE BİZİM BU MALATYA HEPİMİZİN 01-01-1970 03:00 Sorunlarımız Gittikçe Yığılıyor; Aşamıyoruz 01-01-1970 03:00 ‘Malatya’da Cumhuriyet Sonrası Tarımsal Gelişme’ 01-01-1970 03:00 İnsanlar Neden İletişim Kopukluğu Yaşıyor? 01-01-1970 03:00 Bu Gidişle Nereye Varacağız? 01-01-1970 03:00 Geçmişten Geleceğe Bir Not 01-01-1970 03:00 MALATYA’DA KIŞ HAZIRLIKLARI 01-01-1970 03:00 Dünya Yeni Şeylere Gebe 01-01-1970 03:00 Yaklaşan Dalga Dünyaya ve Bize Ne Söylüyor? 01-01-1970 03:00 Yarınlara Ne Bırakmak İstiyoruz? 01-01-1970 03:00 Küreselleşme – Malatya– Kayısı 01-01-1970 03:00 Yaklaşan Tehlike! 01-01-1970 03:00 Sami Er Başkan’ım 01-01-1970 03:00 Ayıptır, Yazıktır, Günahtır 01-01-1970 03:00 Malatya Yerleşkemizin Depremle İlişkisi 01-01-1970 03:00 Yanlış İliklenmiş Gömlekle Malatya’mız Nereye Gidiyor? 01-01-1970 03:00 Şehrimizi Bu Hale Kim Getirdi? 01-01-1970 03:00