Çevre, hepimizin ortak yaşam alanıdır. Soluduğumuz hava, içtiğimiz su, üzerinde yaşadığımız toprak ve etrafımızdaki tüm canlılar çevrenin bir parçasıdır. Ancak günümüzde çevre kirliliği giderek büyüyen önemli bir sorun hâline gelmiştir. Çöplerin doğaya atılması, suyun ve elektriğin gereksiz yere kullanılması, ağaçların zarar görmesi ve doğal kaynakların bilinçsizce tüketilmesi yalnızca bugünü değil, geleceğimizi de etkiliyor. Bu nedenle çevreye duyarlı olmak artık bir tercih değil, hepimizin sorumluluğudur. Çevre bilincinin küçük yaşlarda kazandırılması ise büyük önem taşır. Çünkü çocuklar bugün öğrendiklerini yarının alışkanlıklarına dönüştürürler. Bir çocuğa yere çöp atmamanın, suyu boşa akıtmamanın, gereksiz ışıkları kapatmanın ve ağaçlara zarar vermemenin neden önemli olduğunu anlatmak, geleceğe yapılan en değerli yatırımlardan biridir. Çocuklar çevrenin önemini öğrenmezse, farkında olmadan doğaya zarar veren davranışları normal kabul edebilirler. Bu yüzden ailelerin ve öğretmenlerin çocuklara yalnızca bilgi vermesi değil, davranışlarıyla da örnek olması gerekir. Çevre bilinci sadece çocuklara anlatılacak bir konu da değildir. Büyükler de çocuklara örnek olmalıdır. Evde çöplerini yere atan bir yetişkinin çocuğuna çevreyi korumanın önemini anlatması ne kadar etkili olabilir? Çocuklar çoğu zaman söylenenlerden çok gördüklerini öğrenirler. Bu nedenle çevre konusunda önce kendi davranışlarımızı gözden geçirmeliyiz. Fakat çevre duyarlılığı yalnızca bireysel bir mesele olarak görülmemelidir. Bir kişinin çevresini koruması elbette değerlidir, ancak tek başına yeterli değildir. Bir insan çöpünü çöpe atarken başka insanlar doğaya çöp bırakıyorsa, bir kişi suyu dikkatli kullanırken başkaları suyu israf ediyorsa çevre sorunlarını çözmek zorlaşır. Çevreyi korumak için toplum olarak duyarlı olmamız gerekir. Aslında çevre konusunda hepimizin birbirine ihtiyacı vardır. Mahallemizde, okulumuzda, iş yerimizde ve yaşadığımız şehirde ortak bir çevre bilinci oluşturabilirsek çok daha büyük değişimler gerçekleştirebiliriz. Birlikte ağaç dikmek, çevre temizliği yapmak, geri dönüşüme dikkat etmek ve doğal kaynakları tasarruflu kullanmak küçük gibi görünen ama toplumsal olarak büyük sonuçlar doğurabilecek davranışlardır. Çocukların bu çalışmaların içinde yer alması da ayrı bir önem taşır. Bir çocuk arkadaşlarıyla birlikte okul bahçesini temizlediğinde, bir fidan diktiğinde veya geri dönüşümün önemini öğrendiğinde çevreyle arasında daha güçlü bir bağ kurar. Böylece çevreyi yalnızca ders kitaplarında anlatılan bir konu olarak değil, hayatının bir parçası olarak görmeye başlar. Unutmamalıyız ki doğa bize ait değildir; biz doğanın bir parçasıyız. Bugün yaptığımız her davranış, gelecekte yaşayacak insanların hayatını da etkiler. Temiz bir çevre bırakmak istiyorsak bunu yalnızca başkalarından beklememeliyiz. Hem bireysel olarak hem de toplum olarak üzerimize düşeni yapmalıyız. Geleceğin dünyası bugünün çocuklarının ellerinde şekillenecek. Onlara çevreyi sevmeyi, korumayı ve sorumluluk almayı öğretirsek daha temiz, daha sağlıklı ve daha yaşanabilir bir gelecek oluşturabiliriz. Çünkü çevreyi korumak bir kişinin görevi değil, hepimizin ortak sorumluluğudur. Bugün yere atmadığımız bir çöp, boşa akıtmadığımız bir damla su ve koruduğumuz bir ağaç, yarının dünyasına bırakacağımız en güzel miraslardan biri olabilir.