Bilinçli kent dediğimizde ‘bilinçten’ ne anlıyoruz?

ASIM DEMİRKÖK

24-11-2025 11:50

Geçtiğimiz hafta pazartesi günü Belediye Başkanlarımıza başlıklı Sonmanşet gazetesinde  bir köşe yazım yayınlanmıştı. Facbook’ta bu yazımı siz değerli okurlarımla paylaşmıştım. O yazının içeriğinde Kentimizin ileriye taşınması ve bölge kenti olması için ‘Kent Bilincinin’ oluşmasından söz etmiş, hemşerilerimizle birlikte bu ‘bilincin’ kazandırılması gerektiğinden söz etmiştim. Bugün ‘Bilinç’ kavramı üzerinde durmaya çalışacağım. Yorumlarınızla yazıma katkı sunarsanız mutlu olurum.

‘Kent bilinci;’ bireyin yaşadığı ‘çevreyi algılama, ona değer verme, koruma ve geliştirme sorumluluğunu üstlenmesi anlamına gelir..’

Şehrimizin caddelerinde sokaklarında yürüdüğümüzde gördüğümüz ‘düzen, düzensizlik, nezaket, hoyratlık, estetik ya da çirkinlik,’ hepsi hemşerilerimizin ‘bilinç düzeyine’ dair bize sessiz birer nottur. Tam da bu nedenle ‘bilinçli kent’ dediğimizde önce şu soruyu sormak gerekir: ‘Bilinçten ne anlıyoruz?!..’

Günlük hayatta sıkça kullandığımız bir ifade vardır: ‘O çok bilinçli biridir.

Peki bununla tam olarak ne kastederiz? ‘Bilinçli insan,’ sadece okumuş, bilgili, kültürlü insan mıdır? Yoksa ‘Kentin kendisine sahip çıkan, farkında olan, duyarlı ve sorumluluk sahibi bireylerin ortak aklı…’ diyebiliriz miyiz? Ve belki de en önemlisi: ‘Kentine değer veren insan, kendine de değer veren’ insan-mıdır? Yoksa bundan çok daha derin bir şey mi anlatıyoruz? Aslında ‘bilinçli insan’ dediğimizde kastettiğimiz kişi, yalnızca ‘bilgiyle’ değil, ‘farkındalıkla yaşayan’ kişidir. Çünkü ‘bilgi’ zihni doldurur, ama ‘bilinç’ zihni aydınlatır.

Bilinçli insan, önce kendisini ‘gözlemlemeyi’ bilir. Duygularının farkındadır…

Neden ‘öfkelendiğini’, neden ‘kırıldığını,’ neyin onu ‘mutlu ettiğini’ anlar. Kendi iç dünyasına bakabilen, kendi gölgesini ve ışığını kabul edebilen kişidir. ‘Kendisiyle yüzleşmekten kaçmayan insandır.’

Bilinçli insan, otomatik tepkilerle değil, ‘bilinçli tercihlerle’ hareket eder.

‘Düşünmeden’ konuşmaz. Anlık ‘öfkeye kapılıp’ kırmaz. Dürtüleri değil, ‘farkındalığı’ yönlendirir.’ Yani ‘Ben böyleyim’ diyerek kaderine razı olmaz; ‘Ben böyle olmayı seçiyorum’ diyerek yaşamına yön verir. ‘Bilinçli insan’ hatalarını başkalarına yüklemez..

‘Kendi tercihlerinin ve davranışlarının’ sonucunu taşır…

‘Ben bunu neden yaşadım?’ yerine, ‘Bundan ne öğrenebilirim?’ diye sorar. ‘Sorumluluk duygusu,’ onun en ‘temel rehberidir.’ Bilinçli insan başkalarının hakkını, duygusunu ve yaşamını önemser. Empati kurabilir. ‘Dinlemeyi bilir.’

‘Ben’ kadar bizin de farkındadır. ‘Bilinçli insan,’ yaşamın sürekli bir ‘öğrenme alanı’ olduğunu bilir. Kendini sabit bir ‘kimlik’ olarak görmez. Değişime direnmez, ‘dönüştükçe’ büyür..

Her yaşadığı acıdan bir ‘ders,’ her mutluluktan bir ‘şükür,’ her karşılaşmada bir ‘anlam’ bulur. Gürültülü bir dünyada en büyük bilgelik, kendi ‘iç sesini’ duyabilmektir. ‘Bilinçli insan,’ kalabalığın sesine değil, içindeki ‘rehbere’ kulak verir. ‘Yüreğiyle aklını’ dengeleyebilir.

Peki, bilinçli insan doğulur Mu? Hayır. Bilinç geliştirilir. ‘Düşünerek, sorgulayarak, deneyimleyerek, yanılarak, doğruyu bularak…’Bilinç bir hediye değil; ‘emek’ verilen bir yolculuktur.

Bilinçli İnsan: fark eden, düşünen, hisseden, ‘sorumluluk alan,’ kendini ve başkasını dikkate alan ve yaşamı ‘bilinçli seçimlerle’ şekillendiren insandır.

Bilinçli insan her şeyden önce kendini tanıma cesareti gösteren insandır. Kendine dönüp bakabilen, bir söz söylemeden ‘önce düşünür;’ bir adım atmadan ‘önce hisseder..’ Öfkeye kapılmaz, kapılsa bile kendini ‘oradan çekip almanın’ yolunu bilir. Ama belki de en önemlisi, bilinçli insan ‘sorumluluk almaktan kaçmayan’ insandır. Yaşadıklarının arkasında durur. Sonunda ‘bilinçli insan’ dediğimiz şey; ‘yüksek bir unvan, olağanüstü bir erdem ya da ulaşılamaz bir mertebe değildir.’

Belediyelerimiz, Sivil Toplum Kuruluşlarımız, Meslek Örgütlerimiz, Sendikalarımız  Hepimiz hep birlikte el ele Şehrimizde bir ‘KENT BİLİNCİ, KENTLİ HEMŞERİ BİLİNCİ’ oluşturmadan, uğraş vermeden; Malatya’mızı ne ‘Bölge Kenti,’ Ne de ‘İleriye ve Gelişmeye Açık Bir Şehir’ yapmayacağımızı  düşünüyorum. Dilerim ben yanılırım ‘Şehrim Malatya’mız’ Kazanır.   

DİĞER YAZILARI 89 yaşıma yol alırken yolumun iki ışığı 01-01-1970 03:00 Gazetecilikte Haberi Kim Yazıyor, Gerçeği Kim Savunuyor? 01-01-1970 03:00 Bildiğimiz dünyanın sonu: Eşitlik mi, belirsizlik mi? 01-01-1970 03:00 Dünyanın Yeni Sahipleri mi Doğuyor? 01-01-1970 03:00 YAŞADIĞIMIZ DÜNYA TOPLUMLARI NEREYE EVRİLİYOR? 01-01-1970 03:00 Ben Yoruldum, Ya Siz? 01-01-1970 03:00 28 Mart 2026 Toplantısının Ardından: Malatya’mız Medyasının İşlevi Ne Olmalı? 01-01-1970 03:00 Sözün Bittiği Yerde Bir Ömür Konuşur 01-01-1970 03:00 Küresel Vicdan, İnsanlığın Çığlığına Ait Bir Çıkış Arıyor 01-01-1970 03:00 Malatya’da 2030 İçin Tarımla Sanayi 01-01-1970 03:00 Malatya 2030: Sanayi, Sürdürülebilirlik ve İnsan Gücü 01-01-1970 03:00 Malatya Kadim Kent Kültürünün Yol Haritası 01-01-1970 03:00 2026 Yılına Girerken Bizleri Ne Bekliyor? 01-01-1970 03:00 Kaliteli insan unsuru olmadan parti içi demokrasi ve liyakat nasıl gerçekleşir? 01-01-1970 03:00 Dan Brown’un Sırların Sırları Kitabı Bizlere Ne Söylüyor? 01-01-1970 03:00 Yaşadığımı Çağın İçinde İnsanlık Krizini Yaşıyor 01-01-1970 03:00 Bir Sabah Kalkıp Elimizi Uzattığımızda; Yoksalar Ne Yaparız? 01-01-1970 03:00 Şehrimiz geleceğe nasıl yürümeli? 01-01-1970 03:00 Geleceğe nasıl bakmalıyız? 01-01-1970 03:00 Gerçeklikten Kaçmak mı, Yüzleşmek Mi 01-01-1970 03:00 İnsan Bilincinin Anlam Arayışı 01-01-1970 03:00 Yapay Zeka çağında insanın yeri ne olmalı? 01-01-1970 03:00 Yaşamımızın üç dilsiz öğretmenleri 01-01-1970 03:00 Bana sordun insana ait ne diyorsun diye 01-01-1970 03:00 Yaşamın içinde yürürken bagajım doldu taştı 01-01-1970 03:00 Her Gün Yeni Bir Başlangıç 01-01-1970 03:00 Yenilenme İle Geleneğin Arasındaki Diyalektik İlişki 01-01-1970 03:00 Toprak Unutulmuşun Peşinde Bölüm 5 01-01-1970 03:00 Toprağın altından gelen sesler 4 01-01-1970 03:00 Toprağın Altından Gelen Sesler 3 01-01-1970 03:00 Toprağa mı Yazsam 1 01-01-1970 03:00 Çarşı Merkezine Yapılacak Yeni Dükkanlar Ne Olacak? 01-01-1970 03:00 Baba-Oğul, Ana-Kız Çatışması 01-01-1970 03:00 Nemi Olmaya Çalışıyorum? 01-01-1970 03:00 DEĞİŞİM EVRENLE BİRLİKTE YÜRÜR 01-01-1970 03:00 PKK SİLAHINI BIRAKMALI VE DEVLET DE SİLAHINI SUSTURMALI VE AFFETMELİ 01-01-1970 03:00 Bizler Niye Kucaklaşmak Zorundayız 01-01-1970 03:00 Bugün Benim Yaş Günüm 01-01-1970 03:00 Söylesem Bana Yazık Söylemesem Yine Bana Yazık 01-01-1970 03:00 PARÇALANMIŞ ÖRSELENMİŞ KÜLTÜRÜMÜZÜN! FARKINDAMISINIZ? 01-01-1970 03:00 Aynaya aynanıza bakar mısınız? 01-01-1970 03:00 Giderek Değişen Yalnızlaşan Bir Dönemin İçindeyiz 01-01-1970 03:00 21. Yüzyılın Son Çeyreği Kentlerin Yüzyılı Olacak! 01-01-1970 03:00 Çin Temel ve Ortaöğretimde Yapay Zekâyı Odağına Alıyor 01-01-1970 03:00 Malatya Kaysı Sorununu Nerede Aramalı? 01-01-1970 03:00 Dünya Yeni Şeylere Gebe Ha Doğdu Ha Doğacak 01-01-1970 03:00 Bizlere Ne oluyor Böyle 01-01-1970 03:00 BU ÜLKE BİZİM BU MALATYA HEPİMİZİN 01-01-1970 03:00 Sorunlarımız Gittikçe Yığılıyor; Aşamıyoruz 01-01-1970 03:00 ‘Malatya’da Cumhuriyet Sonrası Tarımsal Gelişme’ 01-01-1970 03:00 İnsanlar Neden İletişim Kopukluğu Yaşıyor? 01-01-1970 03:00 Bu Gidişle Nereye Varacağız? 01-01-1970 03:00 Geçmişten Geleceğe Bir Not 01-01-1970 03:00 MALATYA’DA KIŞ HAZIRLIKLARI 01-01-1970 03:00 Dünya Yeni Şeylere Gebe 01-01-1970 03:00 Yaklaşan Dalga Dünyaya ve Bize Ne Söylüyor? 01-01-1970 03:00 Yarınlara Ne Bırakmak İstiyoruz? 01-01-1970 03:00 Küreselleşme – Malatya– Kayısı 01-01-1970 03:00 Yaklaşan Tehlike! 01-01-1970 03:00 Sami Er Başkan’ım 01-01-1970 03:00 Ayıptır, Yazıktır, Günahtır 01-01-1970 03:00 Malatya Yerleşkemizin Depremle İlişkisi 01-01-1970 03:00 Yanlış İliklenmiş Gömlekle Malatya’mız Nereye Gidiyor? 01-01-1970 03:00 Şehrimizi Bu Hale Kim Getirdi? 01-01-1970 03:00