Uzakta Okumak

HÜSEYİN KOCAMAN

22-09-2026 10:24

Üniversiteye başlamak, hayatın önemli dönüm noktalarından biridir. Yeni bir şehir, yeni insanlar, yeni bir düzen ve geleceğe dair yeni umutlar… Her öğrenci için heyecan verici olduğu kadar zorlayıcı da bir süreçtir. Ancak bu yolculuk aileden uzakta başlıyorsa, öğrencilik yalnızca derslerden, sınavlardan ve ödevlerden ibaret olmaktan çıkar. İnsan bir bakıma hem öğrenciliği hem de hayatı aynı anda öğrenmeye başlar. Ailesinin yanında üniversite okuyan bir öğrenci için hayatın zor anlarında sığınabileceği bir liman vardır. Korktuğunda ailesine gider, kırıldığında anlatır, üzüldüğünde bir sarılmayla teselli bulur, sevindiğinde ilk mutluluğunu onlarla paylaşır. Bazen hiçbir şey söylemesine gerek kalmaz; aynı evin içinde olmak bile insana iyi gelir. Bir annenin “Ne oldu?” diye sorması, bir babanın sessizce yanında durması, kardeşle yapılan kısa bir sohbet bile insanın yükünü hafifletebilir.  Peki ya aileden uzaktaysanız?  İşte o zaman bazı duygular telefona sığdırılmaya çalışılır. Korktuğunuzda telefonu elinize alırsınız, üzüldüğünüzde seslerini duymak istersiniz, güzel bir haber aldığınızda görüntülü aramayla paylaşmaya çalışırsınız. Ama ne kadar konuşursanız konuşun, telefondaki bir “iyi misin?” ile yanınızda söylenen aynı cümle değildir. Çünkü bazen insanın ihtiyacı kelimelerden çok bir sarılmadır. Üstelik bu durum yalnızca üniversite öğrencileri için geçerli değil. Lise, ortaokul veya eğitim hayatının başka bir döneminde ailesinden uzakta okumak zorunda kalan çocuklar ve gençler için de benzer bir mücadele söz konusu. Yaş küçüldükçe bu uzaklığın ağırlığı belki de daha fazla hissediliyor. Çünkü aileden uzakta atılan her adım, biraz daha erken büyümek anlamına geliyor. Uzakta öğrenci olmak, maddi açıdan da manevi açıdan da ayrı bir mücadele. Kira, yurt, ulaşım, yemek, kitap, kırtasiye ve günlük ihtiyaçlar derken aile bütçesine yeni bir yük ekleniyor. Öğrencinin kendisi de çoğu zaman parasını nasıl harcayacağını, neyi alıp neyi erteleyeceğini hesap etmek zorunda kalıyor. Bir başka şehirde hayat kurmaya çalışmak, sadece ders çalışmak değil; aynı zamanda kendi ayaklarının üzerinde durmayı öğrenmek demek. Elbette insanın hayatına yeni insanlar giriyor. Arkadaşlıklar kuruluyor, dostluklar gelişiyor. Birlikte yemek yeniliyor, ders çalışılıyor, dertleşiliyor, bazen aynı evde aynı sıkıntılar paylaşılıyor. Arkadaşlar insanın hayatında çok kıymetli bir yere sahip. Ancak ne kadar güzel dostluklar kurulursa kurulsun, hiçbiri ailenin yerini tamamen dolduramıyor. Çünkü aile başka bir şey… Aile, insanın en savunmasız halini bilen ve çoğu zaman hiçbir açıklama istemeden yanında duran yer. Bu yüzden uzakta okuyan bir öğrenci, hayatın en güzel anlarını da en zor günlerini de biraz eksik yaşayabiliyor. Mezuniyet sevincinde sarılamadığı, hastalandığında başında göremediği, canı sıkıldığında kapısını çalamadığı insanlar oluyor. Ama bütün bu zorlukların yanında uzakta okumanın insana kazandırdığı çok önemli şeyler de var. İnsan tek başına yaşamayı öğreniyor. Kendi kararlarını vermeye, hatalarının sonuçlarıyla yüzleşmeye, parasını yönetmeye, zamanını planlamaya başlıyor. Bir sorun çıktığında önce kendi çözümünü üretmeye çalışıyor. Kimse elinden tutmadan ayağa kalkmayı öğreniyor. Belki de en önemlisi, hayatın her zaman kolay olmayacağını ve her zorluğun üstesinden gelmenin mümkün olduğunu görüyor. Uzakta okumak, insanın ayağını daha sağlam yere basmasını sağlayabiliyor. Kendi hesabını kitabını bilmeyi, ihtiyaçla isteği birbirinden ayırmayı, insanları tanımayı ve hayata daha gerçekçi bakmayı öğretiyor. Bazen bir evin sessizliğinde yalnız kalmak, insanın kendisini tanımasına da vesile oluyor. Belki de uzakta okuyan öğrencinin cebinde yalnızca birkaç eşya, aklında binlerce düşünce ve kalbinde ailesine duyduğu büyük bir özlem oluyor. Bavulunu kapının önüne koyup yeni bir şehre giderken aslında yalnızca kıyafetlerini değil, çocukluğunu da biraz geride bırakıyor. Bu nedenle ailesinden uzakta eğitim gören her öğrenciye yalnızca “Derslerine çalış, okulunu bitir” dememek gerekiyor. Onların başka bir mücadele daha verdiğini de görmek gerekiyor. Kimi zaman bir telefonun ucunda özlemini bastıran, kimi zaman kimseye belli etmeden ağlayan, kimi zaman da bütün zorluklara rağmen “Ben hallederim” diyerek yoluna devam eden gençlerden söz ediyoruz. Uzakta okumak kolay değil. Ama belki de insanı hayata hazırlayan en güçlü okullardan biri de tam olarak burası. Çünkü bazı insanlar ailesinin yanında büyürken, bazıları ailesinden uzakta büyümeyi öğreniyor. Yıllar sonra geriye dönüp baktıklarında, o uzak şehirde geçirdikleri günlerin yalnızca bir üniversite hayatı olmadığını; aslında kendi hayatlarının temellerini attıkları dönem olduğunu fark ediyorlar.

DİĞER YAZILARI Site Yönetmek, Sadece Aidat Toplamak Değildir! 01-01-1970 03:00 Başarmanın Önündeki Engel: Korkularımız 01-01-1970 03:00 Sabır, İnsanı Muradına Erdiren Bir Erdemdir 01-01-1970 03:00 İçimizdeki Barış, Yarının Gücü 01-01-1970 03:00 Unutkanlık 01-01-1970 03:00 RUH SAĞLIĞI 01-01-1970 03:00 MALATYA’DA VİCDAN SÖMÜRÜSÜ! 01-01-1970 03:00 Bir Şehre Ait Hissetmek 01-01-1970 03:00 GEÇİNMENİN YOLLARINI ARAMALIYIZ 01-01-1970 03:00 Geçmişin Gömme Dolapları 01-01-1970 03:00 SPOR YAPMAK 01-01-1970 03:00 Madde Bağımlılığıyla Mücadele   01-01-1970 03:00 Sağlıklı Beslenme 01-01-1970 03:00 AKRAN İLİŞKİLERİ 01-01-1970 03:00 Er Meydanında Yaşayan Bir Gelenek 01-01-1970 03:00 Teknoloji İnsanlığı Yüceltmek İçin Vardır 01-01-1970 03:00 Fuarlar ve Şehrin Kazanımı  01-01-1970 03:00 Kararsızlık 01-01-1970 03:00 Yazıhan Besi OSB 01-01-1970 03:00 Sahip Olduğumuz En Büyük Zenginlik: Rutinlerimiz 01-01-1970 03:00 Misafirperverlik 01-01-1970 03:00 Çevre Duyarlılığı 01-01-1970 03:00 Okullarımız Yeniden Güvenin Adresi Olmalı 01-01-1970 03:00 Kardeş Olmak 01-01-1970 03:00 Açlıkla Sınanmak 01-01-1970 03:00 İhmal Edilen En Değerli Hazinemiz, Sağlığımız 01-01-1970 03:00 Ev Taşımak... 01-01-1970 03:00 Yanlış ve Doğru 01-01-1970 03:00 Yapay Zekâ Riski… 01-01-1970 03:00 Mutsuzluk ve Gençlik 01-01-1970 03:00 Gençler Neden Evlenemiyor? 01-01-1970 03:00 Eğlencenin Değişen Yüzü: Aileden Bireyselliğe 01-01-1970 03:00 Sonbaharın Sessiz Güzelliği 01-01-1970 03:00 Çocukluğumuzdan Bugüne 01-01-1970 03:00 HAYATA POZİTİF BAKMAK ÇOK GÜZEL BİR SANAT 01-01-1970 03:00 Sınavdan Sınava Geçen Bir Ömür 01-01-1970 03:00 HAYVAN SEVGİSİ BİR VİCDAN MESELESİ 01-01-1970 03:00 Okul Öncesi Alışveriş Telaşı 01-01-1970 03:00 SEVGİ DİLİMİZDE KALDI, KALBİMİZDEN UZAKLAŞTI 01-01-1970 03:00 Yaşlılık Üzerine 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Tescilli Lezzetleri, Şehrin Değerleri 01-01-1970 03:00 Malatya Adliyesi İçin Yeni Bir Başlangıç 01-01-1970 03:00 Teknoloji Üzerine… 01-01-1970 03:00 İş Güvenliği Kağıt Üzerinde Değil, Hayatın İçinde Olmalı 01-01-1970 03:00 Ormanlarımızı Korumak, Geleceğimizi Korumaktır 01-01-1970 03:00 Ormanlarımızı Korumak, Geleceğimizi Korumaktır 01-01-1970 03:00 SEVGİ DİLİMİZDE KALDI, KALBİMİZDEN UZAKLAŞTI 01-01-1970 03:00 Malatya’yı Tanıtmak, Değerlerimize Sahip Çıkmaktır 01-01-1970 03:00 Yardımlaşma 01-01-1970 03:00 Tarım ve Hayvancılık: Geleceğin Güvencesi 01-01-1970 03:00 Yaşlılık Üzerine 01-01-1970 03:00 Güne Enerjik ve Dipdiri Uyanmak 01-01-1970 03:00 Şiddete Karşı Dur Demek 01-01-1970 03:00 Sağlığımızın Kıymetini Bilmek 01-01-1970 03:00 Malatya: Tarihin ve Doğanın Buluştuğu Şehir 01-01-1970 03:00 Zaman akıp giderken… 01-01-1970 03:00 İş Kazası Kader Değil, Sessizliğin Sonucu 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Kültürle Yeniden Yükselişi 01-01-1970 03:00 İyiliğin Gölgesine Düşen Kötülük 01-01-1970 03:00 Eşleştirmeyin, eleştirmeyin! 01-01-1970 03:00 Değişen Sadece Teknoloji mi? 01-01-1970 03:00