Şiddete Karşı Dur Demek

HÜSEYİN KOCAMAN

16-08-2026 10:04

Şiddet, yalnızca bir kişiye yöneltilen fiziksel saldırı değildir. Bir insanın bedenine, ruhuna, onuruna ve yaşam hakkına zarar veren her türlü davranış şiddetin farklı bir biçimidir. Fiziksel şiddetin yanı sıra psikolojik, ekonomik, sözlü ve dijital şiddet de insanların hayatında derin yaralar açabiliyor. Özellikle kadınlara ve çocuklara yönelik şiddet, yalnızca bireyi değil, aileyi ve bütün toplumu etkileyen ciddi bir sorun olarak karşımızda duruyor. Ne yazık ki şiddet bazen en yakınlarımızın arasında, bazen sokakta, iş yerinde veya çocukların gözleri önünde yaşanabiliyor. Şiddete maruz kalan kişi yalnızca o anın acısını yaşamıyor; korku, güvensizlik, kaygı ve çaresizlik duygularıyla uzun süre mücadele edebiliyor. Çocuklar açısından ise durum çok daha hassas. Şiddetin olduğu bir ortamda büyüyen çocuk, yaşananların doğrudan mağduru olmasa bile bundan ciddi biçimde etkileniyor. Çünkü çocuklar gördüklerini öğrenir, yaşadıklarını içselleştirir. Sürekli bağırışların, tehditlerin ve şiddetin olduğu bir ortam çocuğun güven duygusunu zedeleyebilir. Şiddeti normal bir davranış biçimi olarak görmesine ve ilerleyen yıllarda şiddete başvurmaya daha yatkın hâle gelmesine neden olabilir. Bu nedenle çocuklara şiddetsiz bir gelecek bırakmak, yalnızca ailelerin değil, bütün toplumun sorumluluğudur. Kadına yönelik şiddet de toplumun kanayan yaralarından biridir. Bir kadının korku içinde yaşaması, tehdit edilmesi, aşağılanması veya fiziksel şiddete maruz kalması kabul edilemez. Şiddetin hiçbir gerekçesi ve bahanesi olamaz. “Sinirlendi, kıskandı, tartıştılar” gibi ifadeler şiddeti haklı çıkarmaz. Şiddetin mazereti değil, sorumlusu vardır. Üstelik şiddetin sonuçları yalnızca mağdur olan kişiyle sınırlı kalmaz. Şiddet gören bireyin yaşam kalitesi düşerken aile ilişkileri zarar görür, çocukların psikolojik gelişimi olumsuz etkilenir ve toplumdaki güven duygusu zedelenir. Şiddetin yaygın olduğu bir toplumda insanların kendini güvende hissetmesi de zorlaşır. Bu nedenle şiddet ortaya çıktıktan sonra müdahale etmek kadar, onu ortaya çıkmadan önce önlemek de önemlidir. Aile içinde çocuklara küçük yaşlardan itibaren sevgi, saygı, empati ve sağlıklı iletişim öğretilmeli; sorunların konuşarak ve uzlaşarak çözülebileceği anlatılmalıdır. Okullarda şiddetin zararları konusunda farkındalık çalışmaları artırılmalı ve çocukların kendilerini güvende hissedebilecekleri ortamlar oluşturulmalıdır. Toplum olarak en büyük sorumluluklarımızdan biri de şiddeti görmezden gelmemektir. “Beni ilgilendirmez” veya “Aile meselesidir” anlayışı, şiddetin büyümesine ve mağdurun yalnızlaşmasına neden olabilir. Çevremizde bir kişinin şiddet gördüğünden şüpheleniyorsak bunu görmezden gelmek yerine güvenli ve doğru yollarla destek olmalıyız. Şiddete tanık olduğumuzda yetkili kurumlara bildirmek, mağdurun yanında olmak ve onu yalnız bırakmamak büyük önem taşır. Burada önemli bir noktayı da unutmamak gerekir: Şiddet mağdurunun sorumluluğu şiddeti önlemek değildir. Sorumluluk, şiddeti uygulayan kişidedir. Mağdura “Neden ayrılmadın?” diye sormak yerine, “Nasıl yanında olabiliriz?” diye düşünmeliyiz. Çünkü korku, tehdit ve ekonomik bağımlılık gibi birçok unsur kişinin içinde bulunduğu durumdan çıkmasını zorlaştırabilir. Şiddetin önlenmesi için hukuk, eğitim, aile, okul, medya ve toplumun bütün kesimleri birlikte hareket etmelidir. Mağdurların korunması, çocukların güvenliğinin sağlanması ve şiddete karşı güçlü bir toplumsal bilinç oluşturulması büyük önem taşır. Medyanın da şiddeti sıradanlaştıran bir dilden uzak durması ve mağdurların mahremiyetine saygı göstermesi gerekir. Belki de hepimizin kendimize sorması gereken soru çok basit: Şiddet karşısında nerede duruyoruz? Şiddete karşı durmak yalnızca bir söz değildir. Bazen bir çocuğu korumaktır, bazen şiddet gören bir kadının yanında olmaktır, bazen de yanlış bir davranışa “Bu kabul edilemez” diyebilmektir. Çocuklarımıza öfkeyi kontrol etmeyi, karşısındakine saygı göstermeyi ve sorunlarını şiddet kullanmadan çözmeyi öğretmek de şiddete karşı atılmış önemli bir adımdır. Unutmayalım; şiddet yalnızca bugünü değil, yarını da yaralar. Bugün şiddete göz yumulursa bunun izleri çocukların, ailelerin ve toplumun geleceğinde karşımıza çıkabilir. Şiddetin olmadığı bir toplum kendiliğinden oluşmaz. Bunun için hepimizin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerekir. Çocuklarımızın korkuyla değil güvenle, kadınların endişeyle değil özgürce, insanların öfkeyle değil anlayışla yaşayabildiği bir toplum için hep birlikte mücadele etmeliyiz. Şiddete karşı duralım. Şiddeti normalleştirmeyelim, görmezden gelmeyelim, meşrulaştırmayalım. Çünkü bazen bir kişinin “Dur” demesi, başka bir kişinin hayatında büyük bir fark yaratabilir. 

DİĞER YAZILARI Site Yönetmek, Sadece Aidat Toplamak Değildir! 01-01-1970 03:00 Başarmanın Önündeki Engel: Korkularımız 01-01-1970 03:00 Sabır, İnsanı Muradına Erdiren Bir Erdemdir 01-01-1970 03:00 İçimizdeki Barış, Yarının Gücü 01-01-1970 03:00 Unutkanlık 01-01-1970 03:00 RUH SAĞLIĞI 01-01-1970 03:00 MALATYA’DA VİCDAN SÖMÜRÜSÜ! 01-01-1970 03:00 Bir Şehre Ait Hissetmek 01-01-1970 03:00 GEÇİNMENİN YOLLARINI ARAMALIYIZ 01-01-1970 03:00 Geçmişin Gömme Dolapları 01-01-1970 03:00 SPOR YAPMAK 01-01-1970 03:00 Madde Bağımlılığıyla Mücadele   01-01-1970 03:00 Sağlıklı Beslenme 01-01-1970 03:00 AKRAN İLİŞKİLERİ 01-01-1970 03:00 Er Meydanında Yaşayan Bir Gelenek 01-01-1970 03:00 Teknoloji İnsanlığı Yüceltmek İçin Vardır 01-01-1970 03:00 Fuarlar ve Şehrin Kazanımı  01-01-1970 03:00 Kararsızlık 01-01-1970 03:00 Yazıhan Besi OSB 01-01-1970 03:00 Sahip Olduğumuz En Büyük Zenginlik: Rutinlerimiz 01-01-1970 03:00 Misafirperverlik 01-01-1970 03:00 Çevre Duyarlılığı 01-01-1970 03:00 Okullarımız Yeniden Güvenin Adresi Olmalı 01-01-1970 03:00 Kardeş Olmak 01-01-1970 03:00 Uzakta Okumak 01-01-1970 03:00 Açlıkla Sınanmak 01-01-1970 03:00 İhmal Edilen En Değerli Hazinemiz, Sağlığımız 01-01-1970 03:00 Ev Taşımak... 01-01-1970 03:00 Yanlış ve Doğru 01-01-1970 03:00 Yapay Zekâ Riski… 01-01-1970 03:00 Mutsuzluk ve Gençlik 01-01-1970 03:00 Gençler Neden Evlenemiyor? 01-01-1970 03:00 Eğlencenin Değişen Yüzü: Aileden Bireyselliğe 01-01-1970 03:00 Sonbaharın Sessiz Güzelliği 01-01-1970 03:00 Çocukluğumuzdan Bugüne 01-01-1970 03:00 HAYATA POZİTİF BAKMAK ÇOK GÜZEL BİR SANAT 01-01-1970 03:00 Sınavdan Sınava Geçen Bir Ömür 01-01-1970 03:00 HAYVAN SEVGİSİ BİR VİCDAN MESELESİ 01-01-1970 03:00 Okul Öncesi Alışveriş Telaşı 01-01-1970 03:00 SEVGİ DİLİMİZDE KALDI, KALBİMİZDEN UZAKLAŞTI 01-01-1970 03:00 Yaşlılık Üzerine 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Tescilli Lezzetleri, Şehrin Değerleri 01-01-1970 03:00 Malatya Adliyesi İçin Yeni Bir Başlangıç 01-01-1970 03:00 Teknoloji Üzerine… 01-01-1970 03:00 İş Güvenliği Kağıt Üzerinde Değil, Hayatın İçinde Olmalı 01-01-1970 03:00 Ormanlarımızı Korumak, Geleceğimizi Korumaktır 01-01-1970 03:00 Ormanlarımızı Korumak, Geleceğimizi Korumaktır 01-01-1970 03:00 SEVGİ DİLİMİZDE KALDI, KALBİMİZDEN UZAKLAŞTI 01-01-1970 03:00 Malatya’yı Tanıtmak, Değerlerimize Sahip Çıkmaktır 01-01-1970 03:00 Yardımlaşma 01-01-1970 03:00 Tarım ve Hayvancılık: Geleceğin Güvencesi 01-01-1970 03:00 Yaşlılık Üzerine 01-01-1970 03:00 Güne Enerjik ve Dipdiri Uyanmak 01-01-1970 03:00 Sağlığımızın Kıymetini Bilmek 01-01-1970 03:00 Malatya: Tarihin ve Doğanın Buluştuğu Şehir 01-01-1970 03:00 Zaman akıp giderken… 01-01-1970 03:00 İş Kazası Kader Değil, Sessizliğin Sonucu 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Kültürle Yeniden Yükselişi 01-01-1970 03:00 İyiliğin Gölgesine Düşen Kötülük 01-01-1970 03:00 Eşleştirmeyin, eleştirmeyin! 01-01-1970 03:00 Değişen Sadece Teknoloji mi? 01-01-1970 03:00