MALATYA’DA KIŞ HAZIRLIKLARI

ATİLLA KANTARCI

01-10-2026 19:02

     “Garcı geldi garcı, gar ha gar” diye kar satan satıcıdan ekmek verip kar aldığımız, diş diş olmuş karın üzerine mis gibi pekmez döküp mutlulukla yediğimiz günlerde,  şehrimizde kış hazırlıkları yazın ortalarında başlardı. Bu dönem her evde hummalı bir çalışma başlar, konu komşu birbirine yardım ederek bu hazırlıkları bitirirlerdi.

              Havanın durumuna göre insanların öncelik sırası değişirdi. Önce “pendir” (peynir) basılırdı. Pendir, koyun ve inek peyniri olarak iki çeşitti. Koyun pendiri, yağlı olduğu için daha çok tercih edilirdi. Şimdilerde inek pendiri koyun pendir’ine tercih edilir oldu.   

              Daha sonra, “tamates eşgisi” denilen domates salçası yapılır, sonra sıra (isot) “biber eşgisi” yani biber salçası yapmaya gelirdi. Yerli domatesten yapılan domates salçası tercih edilirdi. Yapılan eşgiler teştlere konur damlarda güneşlenmeye bırakılırdı. Suyu çekilen eşgiler, cam kavanozlara konulur, sonra sıra “erik eşgisi” yapmaya gelirdi. Sararmış erikler önce kaynatılıp, sonra temiz bez torbalara konup, yüksekçe bir yere asılır ve süzülmesi beklenirdi. Süzülen sıvı da teştlere konup güneşte suyunun çekilmesi beklenirdi.

             Malatya’nın kızgın güneşi altında, güneşin tüm faydalı vitaminlerini alan eşgilerin tadına doyum olmazdı.

              Güneş’in etkisi kaybolmadan sıra sebze ve meyve kurutmaya gelirdi. Patlıcan, biber( isot), salatalık, kabak içleri oyularak bir ipe dizilir ve güneş gören bir yere asılırdı. Bunlara “küllah” denirdi. Elma, armut, gibi meyveler de güneşe serilerek kurutulur, bunlara da “gağh” (kak) denirdi. Ayrıca günkurusu kayısı ve kara üzüm de kurutularak yenen meyvelerdir.

                 Güneş etkisini kaybetmeden yapılan işlerden biri de reçel yapımıydı. Başta  gül reçeli olmak üzere, kayısı, vişne, kızılcık, ayva vs reçelleri yapılırdı. Reçeller de yapılıp sağlıklı cam kavanozlara konulduktan sonra, yine güneşte kurutulması gereken sucuk yapımına gelirdi sıra. Sucuğun iç harcı damak tadına göre hazırlanır ve genel olarak bez torbalara konarak kurutulurdu. Bazı evler de şimdiki gibi bağırsak kullanarak sucuk yaparlardı. Sucuklar kururken kargalara dikkat etmek gerekirdi.

                 Daha sonra, güneşe ihtiyaç duyan tarhana yapımına sıra gelirdi. Bizim tarhana diğer yörelerin tarhanasından farklı şekilde yapılırdı. “Gendime” ile yoğurdun, maya ile birlikteliğinden ortaya çıkan muhteşem bir tattır, bizim tarhana.

                Turşu kurulması, “samut, tevek” basılması tarhanadan sonra olurdu. Yine “anuğh” ( nane) kurutulması bu günlerde yapılırdı.

                  Kış için tere yağı alınıp eritilir, “kef” yapılır, tuzu çıkmış, sade yağ küplere basılırdı. Şimdilerde nostaljik bir eşya haline gelen küp, pendir, yağ, turşu vs saklamak için kullanılan en önemli gereçlerden biriydi. O dönem insan sağlığına verdiği zarar tartışılmaz olan kimyasal plastik bidonlar henüz piyasaya arzı endam etmemişlerdi. Maalesef şimdi küp kullanan daha doğrusu küp yapan insan sayısı yok denecek kadar azaldı.

             Güz gelmeden “degirmana gağhmağh” gerekirdi. Evlerde büyük kazanlarda kaynatılan bulgurun küçük bir kısmı “hedik” yapılarak cevizle yenir, diğer kısmı da o yıllar her mahallede bulunan değirmenlerden, gün ve sıra yani “ nöbet” alınarak götürülüp orada bulgur haline getirilirdi, bu işleme değirmene kalkmak denirdi.

              “Gavurma” yapmak için ya canlı hayvan alınıp kestirilir ya da gövde ile et alınıp kavrulurdu. Kavurma yapıldıktan sonra küplere basılırdı. Kavurma yapılırken en sevdiğim şey, pişmeye yakın kazanın içine atılan ekmeklerdi. Kazanda fokur fokur kaynayan yağın içine atılan ekmekler o kadar sevinirlerdi ki sevinçlerinden ne yapacaklarını bilemez sünger olup yağı içmeye başlarlardı. O yağlı ekmekleri kavurmayla yemek için birbirimizle yarışmak en büyük zevkimizdi.

               Kuyruk yağının eritilmesiyle elde edilen “gakırdağh” bilik yapımında kullanılan en önemli malzemeydi.

               Komşuların toplanarak imece usulüyle yaptıkları işlerin başında “şare” ( şehriye) dökmek gelirdi. Kadınlar hem sohbet eder, hem de makineleşmiş elleriyle küçücük şehriyeleri dökerlerdi. Çorbalık hamur kesimi de beraber yapılan işlemlerdendi.

               İmece ile yapılan bir diğer şey de “erişte kesmek” di. Erişte, günümüz makarnasının o dönemki versiyonuydu. Yumurta ile besleyici değeri bir kat daha arttırılan kulak memesi kıvamındaki hamur, annelerimizin o maharetli elleriyle her yönüyle organik ve besleyici bir yemeğe dönüşüyordu.

              Artık sıra ekmek yapımına gelmiştir. Ekmek dediğim, bayatlaması çok geç olan tandır ekmeği veya yuğha( yufka) ekmeği olurdu. Tandır ekmeği yapımına gece yarısından sonra başlanır, açıcı kadın gece yarısı gelir hamur yoğurulur ve açma işlemi başlardı. Sabah namazından sonra da ekmek pişirmeye başlanırdı. Bu ekmekler ıslatılarak yumuşatılır ve iştahla yenirdi.

                Yukarıda saydığım tüm yiyeceklerin,  tamamen organik olduğunu, içlerinde hiç kimyasal olmadığını söyleyebilirim.

                 Kışlık patates, sarımsak ve soğan, ayrıca şeker, çay, kahve, tuz, aydınlanmak için gazyağı, sabun, evde beslenen hayvanlar içinde “gilgil” ( Mısır), fig, vs alınıp depolara yerleştirdikten sonra kış gelse ne olurdu ki. Dışarıya ihtiyaç olmadan kışı geçirtecek tüm malzeme alınmış ve insanların üzerinden büyük bir yük kalkmıştır.

                Melamin, plastik, alüminyum, veya çelikten yapılan kap kacak, tava tencere daha piyasaya çıkmadığı için bütün mutfak gereçleri bakırdan yapılırdı. Bakır kapların kullanıldıktan bir süre sonra kalaylanması gerekirdi. Bu işlem için için tüm kap kacak toplanıp bakırcı pazarına götürülürdü. Daha sonra mahalleleri gezen kalaycılar da  piyasaya çıktı.

                   Arkası pöçüklü..! sıgaraların olmadığı en iyi sıgaranın “Yeni harman”olduğu..! günlerde halkın çoğu kaçak tütün, yani sarma sıgara içerdi. Sıgara içenler, kışlık tütünlerini toptan alır ve tütünü sererek nemini alırlardı. Kurumaya yakın toplanan tütün altına bir dalak bal bırakılmış küpe basılırdı. Tütünün üst kısmına da bazan ayva, bazan kokulu armut, bazanda fasülye konarak saklamaya bırakılırdı. Bal tütünün acılığını almak, meyvelerde koku ve hafif nemli kalmasını sağlamak içindi. Ya sıgaralar evde sarılıp tabakalara hazır halde konur veya tütün ve kağıt ayrı konarak sararak içilirdi.

                   Son olarak evdeki yorgan döşek sökülüp yünleri yıkanıp, daha nemliyken çırpılıp sonra tekrar kurumaya bırakılırdı. Kurutma işinden sonra, doldurup “köpüme” işlemi yapılırdı.

                 “Çortunlar” tamir edilip damlar loğlandıktan sonra, odunları kırdırıp kömürleri de depoya koyduysanız sizden yiğidi yoktu. Eğer evde “bastığh, kesmece, pekmez, guru üzüm, ceviz de varsa, uzun kış gecelerini yaz sıcaklığında geçirirdiniz. Ve bir kışı dışarıya ihtiyaç duymadan geçirmenin mutluluğunu yaşardınız.

                  Bütün bu anlattığım, tümü organik ve sağlıklı, kimyasal olmayan ortamda saklanan bu yiyecekleri yiyen çocukların ne kadar sağlıklı olduğunu söylemeye gerek yok sanırım.

                    Ya şimdiki çocuklar için aynı şeyi söyleyebilir miyiz?

                    Tabi ki hayır

                    Boşuna mı diyorum şimdiki çağalar hep “laylon” diye

                     Selam olsun Malatya’mın güzel insanlarına...

DİĞER YAZILARI VÜCUDUNU SATAN MI DAHA NAMUSLU, VİCDANINI SATAN MI ? 01-01-1970 03:00 DEVE CENGİZ 01-01-1970 03:00 EN GÜZEL PROTOKOL PROTOKOLUN OLMADIĞI PROTOKOLDUR… 01-01-1970 03:00 SANCILI YILLAR… 01-01-1970 03:00 AHİLİK HAFTASI KUTLU OLSUN 01-01-1970 03:00 Hakikatin Yanında Durmak 01-01-1970 03:00 NEREDE O ESKİ KOMŞULUKLAR 01-01-1970 03:00 GÖRÜCÜ GEZME- KIZ İSTEME 01-01-1970 03:00 MECLİS’TE TRANSFER SEZONU… 01-01-1970 03:00 HİKMET BARUTÇUGİL 01-01-1970 03:00 NEZAKET 01-01-1970 03:00 Geçmiş güzeldi be... 01-01-1970 03:00 Tayt değil liyakat tartışılmalıydı 01-01-1970 03:00 Aslantepe'nin geleceği için çok önemli bir konu! 01-01-1970 03:00 Festival sadece eğlence değildir, bir medeniyet tanıtımı olmalıdır 01-01-1970 03:00 Ebu'l Ferec 01-01-1970 03:00 Keşşaf Efendi 01-01-1970 03:00 Malatya ekonomisinin dış desteğe ihtiyacı var 01-01-1970 03:00 Sazcı Cafer Bakır 01-01-1970 03:00 Siyaset kurumu neden bozuldu? 01-01-1970 03:00 GASTRONOMİ ADALARI VE MALATYA RUHU 01-01-1970 03:00 TANDIR EKMEĞİ 01-01-1970 03:00 Hey gidi günler hey... 01-01-1970 03:00 BİZİM NESİL… 01-01-1970 03:00 ÇOCUKLARI ÖLÜME İTEN MASUM GÖRÜNÜMLÜ TEHLİKELİ OYUNLAR! 01-01-1970 03:00 MARKA ŞEHİR 01-01-1970 03:00 Geçmişe Özlem         01-01-1970 03:00 Çay Ocakları 01-01-1970 03:00 ÇANAKKALE DESTANI 01-01-1970 03:00 Hürriyet Aile Çay Bahçesi ve Zaza Cemil 01-01-1970 03:00 Bilge Terzi (Mehmed Said Çekmegil) 01-01-1970 03:00 HACI BİCİ  01-01-1970 03:00 PTT Bölge Müdürlüğü 01-01-1970 03:00 Battalgazi Belediyesi Ve Kültürel Etkinlikler 01-01-1970 03:00      Yukarıda gördüğünüz eski bir mahalle resmi... 01-01-1970 03:00 Çimento Fabrikaları Zararlıdır! 01-01-1970 03:00 YAMALIK            01-01-1970 03:00 Mahallem 01-01-1970 03:00 Hüseyin Karatay 01-01-1970 03:00 Kadir Eriş 01-01-1970 03:00 MEYDAN KIYIMI 01-01-1970 03:00 Hasret mektubu 01-01-1970 03:00 ÇOCUKLARA 29 EKİM  BİLİNCİNİ VERMEK ZORUNDAYIZ 01-01-1970 03:00 Rıdvan Mertöz 01-01-1970 03:00 Trump'ın ricası... 01-01-1970 03:00 HOŞ BULDUM! 01-01-1970 03:00 HASAN MEŞELİ 01-01-1970 03:00 Çöken eğitim sistemi 01-01-1970 03:00 Kadife sesli sanatçımız İlhan Kızılay 01-01-1970 03:00 ALİ ULVİ SÜLUKİOĞLU (SÜLÜKOĞLU AİLESİ) 01-01-1970 03:00 MOLOZLARIN ALTINDA KALAN KÜLTÜR 01-01-1970 03:00 YENİ MALATYASPOR 0 BURSASPOR 8 01-01-1970 03:00 EREN BALİ 01-01-1970 03:00          AĞLAMAYANA MEME YOK! 01-01-1970 03:00 UNUTAMADIĞIMIZ “ARTİZLER”İMİZ… 01-01-1970 03:00 NEDEN BU KADAR DUYARSIZSIN MALATYA! 01-01-1970 03:00 METİN SÖZEN ANISI ÖNÜNDE SAYGIYLA EĞİLİYORUM… 01-01-1970 03:00 CUMALİ ÜNALDI                              01-01-1970 03:00 YALAN MI 01-01-1970 03:00 FAHRİ ÇEKİRDEK 01-01-1970 03:00 NURETTİN SOYKAN TESİSLERİ 01-01-1970 03:00 BAŞ KİLİ 01-01-1970 03:00 SAYIŞMALARIMIZ     01-01-1970 03:00 MEHMET YUMRUTEPE 01-01-1970 03:00 ADNAN ERKUŞ 01-01-1970 03:00 YENİ MALATYASPOR’UN DOĞUŞU-2 01-01-1970 03:00 MALATYASPOR’DA KAYYUM DÖNEMİ-2 01-01-1970 03:00 UFUK ERBAŞ 01-01-1970 03:00 01-01-1970 03:00 MALATYASPOR’DA HAŞİM KARADAĞ DÖNEMİ-2 01-01-1970 03:00 40. KURULUŞ YILINDA KÜME DÜŞEN TAKIM 01-01-1970 03:00 Malatyaspor’da Hikmet Tanrıverdi Dönemi (2002-06) 01-01-1970 03:00 GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ... 01-01-1970 03:00 MALATYASPOR’DA MEHMET YAŞAR ÇERÇİ DÖNEMİ VE ŞAMPİYONLUK 01-01-1970 03:00 MALATYASPOR’DA MÜNİR ERKAL DÖNEMİ 01-01-1970 03:00 MALATYASPOR’DA İKİNCİ NURETTİN SOYKAN DÖNEMİ VE DURAKLAMA YILLARI 01-01-1970 03:00 MALATYASPOR’DA METİN KAYA ÇAĞLAYAN DÖNEMİ-2 01-01-1970 03:00 MALATYASPOR’DA METİN KAYA ÇAĞLAYAN DÖNEMİ 01-01-1970 03:00 MALATYASPOR’DA NURETTİN GÜVEN DÖNEMİ 01-01-1970 03:00 MALATYASPOR’DA TURAN ÇEViK DÖNEMi-3 01-01-1970 03:00 MALATYASPOR’DA TURAN ÇEViK DÖNEMi-2 01-01-1970 03:00 KAYSI FESTİVALİ YAPILMAYACAK MI? KRİZLER BAZAN FIRSATA ÇEVRİLEBİLİR… 01-01-1970 03:00 MALATYASPOR'DA TURAN ÇEVİK DÖNEMİ 01-01-1970 03:00 MALATYASPOR’DA NURETTİN SOYKAN DÖNEMİ-2 01-01-1970 03:00 MALATYASPOR’DA NURETTİN SOYKAN DÖNEMİ 01-01-1970 03:00 EFSANE MALATYASPOR’UN KURULUŞ ÇALIŞMALARI -5 01-01-1970 03:00 EFSANE MALATYASPOR’UN KURULUŞ ÇALIŞMALARI-4 01-01-1970 03:00 EFSANE MALATYASPOR’UN KURULUŞ ÇALIŞMALARI -3 01-01-1970 03:00 KÜLTÜR VARLIKLARIMIZI AYAĞA KALDIRMANIZ GEREKMEZ Mİ? 01-01-1970 03:00 EFSANE MALATYASPOR’UN KURULUŞ ÇALIŞMALARI -2 01-01-1970 03:00 EFSANE MALATYASPOR’UN KURULUŞ ÇALIŞMALARI 01-01-1970 03:00 İPLİKÇİ PAZARI 01-01-1970 03:00 Toprak Altında Kalan Şehir 01-01-1970 03:00 MALATYA’LI FAHRİ 01-01-1970 03:00 BİR KEZ DAHA YIKILDIK 01-01-1970 03:00 SEZAİ YILMAZ 01-01-1970 03:00 ÇAKIR DAYI 01-01-1970 03:00 ESKİ BAYRAMLAR 01-01-1970 03:00 CEVAT ÇOBANLI 01-01-1970 03:00 "Ayneye girmek" 01-01-1970 03:00 SİNEMA CADDESİ - BEŞ KONAKLAR 01-01-1970 03:00 ESKİ RAMAZANLAR 01-01-1970 03:00 Yunusemre Caddesi-Diğer Kanalboyu 01-01-1970 03:00 Kanal Boyu - Kernek Mahallesi 01-01-1970 03:00 ESKİ FOTOĞRAÇILAR 01-01-1970 03:00 Bir Varmış Bir Yokmuş… 01-01-1970 03:00 SAATLİ MAARİF TAKVİMİ 01-01-1970 03:00 ALTERNATİF KAYSI ÜRÜNLERİ 01-01-1970 03:00 Krizin Fırsata Çevrilemediği Şehir! 01-01-1970 03:00 KRİZİN FIRSATA ÇEVRİLEMEDİĞİ ŞEHİR! 01-01-1970 03:00 YENİ YIL 01-01-1970 03:00 NOSTALJİ 01-01-1970 03:00 ELİZA SURHANTAKYAN (ZEHRA BİLİR)(TÜRKÜ ANA) 01-01-1970 03:00 SELAHATTİN ALPAY 01-01-1970 03:00 SOKAK SESLERİ 01-01-1970 03:00 MAHALLEM… 01-01-1970 03:00 BAKKAL AMCA     01-01-1970 03:00 KEŞKE RÜYA OLMASAYDI… 01-01-1970 03:00 CUMHURİYET BAYRAMI 01-01-1970 03:00 Kayısı ve dünya 01-01-1970 03:00 Mış Gibi Yapanlara! 01-01-1970 03:00 MIŞ GİBİ YAPANLARA!…  01-01-1970 03:00 Fastfood 01-01-1970 03:00 Yırtık Pırtık… 01-01-1970 03:00 Ahilik Haftası Kutlu Olsun 01-01-1970 03:00 Malatya Erkekler Hamam Kültürü 01-01-1970 03:00 Malatya Kadınlar Hamam Kültürü 01-01-1970 03:00 Haceli 01-01-1970 03:00 Adı Fatih Soyadı Kaydı 01-01-1970 03:00 MUCİTLER 01-01-1970 03:00 Arpacızade Mehmet Rıfat Efendi 01-01-1970 03:00 Otorite Boşluğu Yok mu? 01-01-1970 03:00 Fevzi Yener 01-01-1970 03:00 Levent Numanoğlu 01-01-1970 03:00 Kayısı Festivali için Öneriler… 01-01-1970 03:00