Nurettin Güven, Kaleci Carlos ile ...

1988-89 Sezonu,
O zamanlar ligimizde Brezilya milli takımında yıllarca ilk 11'de oynamış büyük oyuncular görmek ne mümkün, yabancılar ya Alman üçüncü liginden gelen sıradan emekliler yada 30'unu aşmış ikinci sınıf Yugoslavlar...
Malatyaspor başkanı Nurettin Güven işte o aşamada Türk futbol tarihinde önemli bir hamle yaparak, önce Eder ve Serginho, ardından da kaleci Carlos Malatyaspor'a kazandırdı.
İmza töreninde Başkanın şu sözü insanları gülümsetiyordu:
"Brezilya Milli Takımı'nın yüzde 30'unu aldık".
****
İstanbul Boğazının eşsiz güzelliğini hayranlıkla izleyerek nefis Türk yemeklerini yiyen ve içkisini yudumlayan, çok değil bir kaç yıl önce Dünya Kupasında herkesi kendine hayran bırakmış Brezilya’lı futbol yıldızı sağ tarafında oturan kulüp başkanı Nurettin Güven’e bir şeyler söylüyordu:
Başkan Nurettin Güven, tercüman Berç’e dönerek, ne diyor bu diye merakla sordu?
“İstanbul çok güzel bir şehir. Malatya’da da deniz var mı, bizim villalar da denize nazır mı”?
Diye soruyor dedi, tercüman Berç.
Aldığı yanıt yarı şaka yarı ciddiydi:
“Malatya’ya gidince denizi görürsünüz”.
Dedi Başkan, Berk’te tercüme etti ve gülüştüler.
Zaten o gün de , ondan sonrası da hep böyle geçti, yarı şaka yarı ciddi..! Hatta belki komedi, belki trajedi...
17 Temmuz 1988 tarihinde Hürriyet Gazetesi spor sayfasında manşetten bir haber veriyordu:
“Şaka değil gerçek, Eder ve Serginho İstanbul’da”
Haber şöyle devam ediyordu:
“Brezilya Milli Takımının 1982 Dünya Kupasındaki iki yıldızı Serginho ve Eder dün İstanbul’a geldi. Kaleci Carlos ise bir hafta sonra geliyor. Malatyaspor bu üç futbolcunun transferi için 3.5 milyar lira harcadı.”
Nurettin Güven, bu üç Brezilya’lıyı getirmişti getirmesine ama o dönemde Türkiye 1. Liginde sadece iki yabancı oynatmaya izin veriliyordu. Bu sorunu aşmak için Başkan Nurettin Güven, Eder’i nüfusuma geçireceğim diyerek kendince soruna bir çözüm bulmuştu.
Dedim ya şaka gibi bir sezon diye..!
Aslında Malatyaspor için üzücü ve alçaltıcı bir yıldı o yıl...Ciddi ve vakarlı olması gereken Malatyaspor Başkanı basına yaptığı açıklamalarla gülünç duruma düşüyor dolayısıyla bu Malatya ve Malatyaspor’a yansıyordu.
Transferin yıldızı Brezilya’lılar değil Başkan Nurettin Güven’di. Hergün bir bomba patlatıyor ve kamuoyunda alay konusu oluyordu.
“26 Temmuz’da Pele’nin takımı Santos gelecek, sezon açılışında bizimle maç yapacak, Maradona ile de 12 milyar liraya anlaştım (Maradona o yıl Napoli’ye transfer olmuş ve İtalya’da fırtınalar yaratıyordu) , Benimle uğraşmasınlar yarın bir gazete çıkarır onlarla uğraşırım, gerekirse hakemleri satın alırım, Beşiktaş ve Fenerbahçe kulübü kendi kulüplerine Başkan olmam için teklif getirdiler fakat ben Malatyaspor’u seçtim gibi saçma sapan, aslı astarı olmayan beyanatlar veriyor ve insanları güldürüyordu. Artık fıkra konusu olmaya bile başlamıştı:
Nurettin Güven, bir gün bir toplulukta esip gürlemektedir. Malatyaspor’a Maradona’yı getireceğim deyince kahkahalar yükselmiş, hadi canım sende, yok artık, oha nidaları arasında Nurettin Güven cevap vermiş, “ne var oğlum iki ton mala bakar”.
Ligin ilk maçına hazırlanan, Malatyaspor’un yerli futbolcuları antrenman öncesi bir toplantı yapıp transfer taksitlerinin ödenmemesi nedeniyle kulüp genel sekreteriyle bir görüşme yapmış ve kendisinden söz almışlardı. Ama lisans ve vergi işlemleri için gereken 18 milyon lirayı borç alarak ödedikleri söylentisi ayyuka çıkmıştı. Bu moral bozukluğu içinde gidilen Samsun deplasmanında 1-1 ilk bir sonuç alarak Malatya ‘ya döndüler. Bu Maçta Carlos’da forma giymişti.
Şeyhmus’un transferi için İnegölspor’a verilen 125 milyon liralık çek, ardından Erol için Denizlispor’a verilen çekler karşılıksız çıkınca icra takipleri ardı ardınca başladı.
Ligin ikinci maçında Adanademirspor’u 2-1 yendiler ve bu Maçta Serginho ve Carlos yer aldı.
İstanbul deplasmanında Galatasaray’a 6-0 ilk bir skorla yenilerek Malatya’ya döndüler. Herkesin morali bozuktu. Carlos “ben hayatımda 6 gol birden yemedim” derken, Teknik Direktör Nihat Atacan ise:
“Bize verilen sözler tutulmadı, futbolcuların bu ortamda yapacak bir şeyleri yoktu. Ben de eşyalarımı toplayıp Eskişehir’e dönüyorum” diyerek istifa ediyordu.
Futbolcuların maç öncesinde formalarında bulunan Nurettin Güven’e ait forma reklamının olduğu bez parçasını yırtıp sahaya reklamsız çıkmaları, Feyzullah’ın “Bu yöneticilerin hepsi sahtekar” sözleri, tüm takımın söz birliği etmişçesine “Ayrılma vakti geldi galiba” cümlesi hızlı başlayan bir devrin aynı hızla sona erdiğinin kanıtıydı.
Bütün bu olanlardan sonra bile yalanlarına devam eden Başkan Güven, bu defa teknik Direktörlük görevine Didi’yi, futbolcu olaraktan Gullit’i getireceğini söylüyor, Malatyaspor’u şampiyon yapmadan Başkanlığı bırakmayacağını söyleyip yine tüm Türkiye’yi gülümsetiyordu.
Tüm vaatleri gibi şampiyonluktan sonra bırakma vaadini de tutmayan Nurettin Güven, ligin 8. Hafta maçlarının ardından 10 Ekim 1988 günü yönetim kuruluyla birlikte istifa etti.
Bu dönemi anlatmaya başlarken şaka gibi bir dönem demiştim. Şimdi bizzat yaşadığım traji komik bir olayı anlatayım:
Nurettin Güven’den sonra iş başına gelen Metin Kaya Çağlayan yönetiminde toplantı halinde iken, kulüp müdürü yabancı birinin geldiğini ve bizimle görüşmek istediğini söyleyince, gelsin görüşelim dedik.
Gelen Eder’in meneceri imiş. Yarı Türkçe yarı Portekizce yarı tarzanca, Hikayesini anlatınca içimiz parçalandı. Türkiye’ye geldiğinde, Nurettin Güven bu adamı ve eşini ünlü bir otele yerleştirmiş, otel paralarını ben vereceğim diye eklemiş. Bu adamcağız eşiyle birlikte otelde yemiş içmiş. Otel de öyle sıradan bir otel değil gecelik ücreti dudak uçuklatan cinsten. Aradan geçen aylar zarfında Eder ülkesine dönmüş. Tabi ki bunların otel paraları da ödenmemiş. Otel paraları ödenmeyince otel yönetimi bu zavallıların pasaportuna el koymuş bir süre sonra da otelden atılmışlar. Zavallılar, alacaklarından vaz geçmişler, ülkelerine dönüp canlarını kurtaracaklar, ama pasaportları yok, Nurettin Güven’i bulma şansları hiç yok velhasıl perişan bir vaziyette Malatya’ya gelmişler belki yeni yönetim dertlerine derman olur diye.
Biz bu işin bizim yönetimimizle ilgili bir durum olmadığını kendisinin bu sorunu Nurettin Güvenle çözmesi gerektiğini söyledik ve aramızda topladığımız belli bir meblağı verip gönderdik.
Akibeti ne oldu acaba? hala merak ederim...
Peki bu hikayenin baş aktörü Nurettin Güven ne oldu diyorsunuz değil mi?
1989-2005... Nurettin Güven için kaçma - kovalamaca günleri başlıyor. 1993'e kadar Türkiye'de uyuşturucu kaçakçılığından eski sevgilisi Havva Kopan'ı ölümle tehdit etmeye, bir işadamının öldürülmesine azmettirmeden ruhsatsız silah taşımaya kadar çeşitli suçlardan aranıyor, yakalanıyor, hapse konuyor, tahliye ediliyor... Araya bir de polise göre "hayali ihratçıların hesaplaşması" sonucu Adana'da silahlı saldırıya uğrayıp yaralanması giriyor. 1993'te hakkında yine uyuşturucudan gıyabi tutuklama kararı varken İngiltere'ye firar ediyor; sonraki yıllarda basında bazı MİT görevlilerinin kendisine yeşil pasaport verdiği iddiaları yer alıyor. 2005'te Fransa'da 1993'te yakalanan bir miktar uyuşturucunun sahibi olduğu gerekçesiyle Fransız yargısı tarafından 18 yıl hapis cezasına çarptırılıyor. Bunun üzerine Türkiye'nin iade taleplerini defalarca geri çeviren İngiletere, Güven'i Fransa'ya iade ediyor ve Fransa'da hapse atılıyor.
13 Ocak 2012... Fransa'daki ağır hapishane koşullarından şikayetçi olduğu için cezasının kalan kısmını Türkiye'de çekmek için başvuruda bulunan Nurettin Güven, Türkiye'ye getiriliyor ve Metris Cezaevi'nde konuyor.
Malatyaspor’un Türkiye gündemine oturduğu, bu renkli dönem böylece son buldu...

Serginho, Feyzullah, Eder ve Oktay.

Eder ve Serginho’nun hava alanında karşılanışı.

Eder ve Serginho temsili imza töreninde. Ortada Nurettin Güven

Soldan sağa: Zeynel Limoncu, Ceyhun Güray, Ünal Karaman, Serginho, Eren Talu
Oturanlar: Feyzullah Küçük, Erol Tolga, Mustafa Taşar, Levent Numanoğlu, Oktay Çevik.
İstanbul’da yaşanan 6-0’lık Galatasaray hezimeti sonrası, takımı 1983-84’de yenilgisiz şampiyonluğa taşıyan teknik patron Nihat Atacan, ikinci Malatyaspor döneminin hemen başında istifa etmek zorunda kalacak, görevi yardımcısı İsmail Tekin üstlenecek, takım Tekin yönetiminde bir şekilde maçları oynamaya devam ederken ödemeleri yapamayan yönetim istifa edecek, kulübün anahtarı, daha önce sayısız kereler yaşandığı ve yaşanacağı üzere, valiliğe teslim edilecek, kulübe eski yöneticilerden Cahit Kurdal başkanlığında kayyum atanacak, akabinde İstanbul’daki Arapgirli işadamı Metin Kaya Çağlayan sevk ve idaresinde bir yönetim heyeti işbaşına gelecek, yeni dönemin başında teknik direktörlüğü Özkan Akbulut üstlenecekti.