Bazı görüntüler vardır; alıştığımız için yadırgamayız.

Kimse de sorgulamaz.

Kimse “Neden böyle?” diye sormaz.

Oysa biraz düşündüğümüzde, aslında toplum olarak ne kadar garip alışkanlıklar geliştirdiğimizi fark ederiz.

Bunlardan biri de düğünlerdeki protokol masalarıdır.

Salonun bir tarafında vatandaşlar…

Sahneye en yakın tarafında ise protokol!

Makam sahipleri ayrı masada, özel ikramlarla, isimliklerle, çiçeklerle, bazen de diğer masalardan farklı bir düzen içerisinde oturur.

Sanki düğün değil, resmi toplantı!

Sanki insanlar düğüne değil, devlet törenine gelmiş!

Oysa düğün dediğimiz şey nedir?

Bir ailenin en mutlu gününü dostlarıyla, akrabalarıyla ve sevdikleriyle paylaşmasıdır.

Orada makamların değil, seven insanların buluşması gerekir.

Ama biz ne yapıyoruz?

Makamı düğüne taşıyoruz.

Belediye başkanı gelir; buyrun efendim protokol masasına…

Milletvekili gelir; buyrun efendim protokol masasına…

Bürokrat gelir; buyrun protokol masasına…

Oda başkanı gelir; protokol masasına…

Sonra da bunun adına “halkla iç içe olmak” deriz.

Halkla iç içe olmak, halktan kopuk özel masada oturmak mıdır?

Bir belediye başkanı, milletvekili, bürokrat, oda başkanı veya başka bir kamu görevlisi düğüne davet edilmiş olabilir. Elbette saygı gösterilir, elbette misafirin yeri başımızın üstündedir. Ama neden aynı sofraya oturmak yerine ayrı bir masaya ihtiyaç duyulur?

Neden bir kamu görevlisi, düğünde vatandaşın oturduğu masaya oturamasın?

Neden düğün sahibiyle, mahalle sakiniyle, esnafla, emekliyle, öğretmenle aynı masada yemek yiyemesin?

Makamlar insanları birbirinden uzaklaştırmak için değil, insanlara hizmet etmek için vardır.

Düşünün…

Belediye başkanı düğüne gelmiş.

Kendisine ve diğer protokola özel masa hazırlanmış.

“Buyurun başkanım, burası sizin yeriniz” deniliyor.

Başkanın cevabı şöyle:

“Hayır, ben vatandaşlarımın, hemşehrilerimin arasında oturacağım.”

Dedikten sonra gidip herhangi bir masaya oturuyor.

Ne kadar güzel bir görüntü olurdu!

İnsanlar ne  şaşırırdı değil mi?

Ama ne güzel ve ne anlamlı bir şaşkınlık olurdu.

Makamın değil, insanın önemli olduğunu gösteren başkanın alnından öpmezler miydi?

Belki başka kamu görevlileri de bunu örnek alırdı.

Ve zamanla düğünlerde protokol masası yerine, sadece misafir masaları olurdu.

Kimse kimsenin makamına bakmadan yan yana otururdu. Bırakalım belediye başkanı vatandaşla, milletvekili esnafla, bürokrat emekliyle, oda başkanı mahalle sakiniyle aynı sofrayı paylaşsın.

Çünkü halkın arasına oturmak makamı ve makam sahiplerini küçültmez.

Makam sahiplerini yücelten, halktan ne kadar uzakta durduğu değil; halka ne kadar yakın olduğudur.

Belki de düğün salonlarında en güzel protokol, protokolün olmadığı protokoldür!

Bir masada makam sahibi, diğer masada vatandaş değil…

Aynı sofrada insanlar.

Bence asıl medeniyet budur.

Camide, cenazede, düğünde protokol olmaz.