Dile kolay tam kırk yıl profesyonel olarak değişik liglerde Malatya’yı temsil eden Malatyaspor kırkıncı kuruluş yılı olan 2005-06 sezonunda süper lige elveda derken, birinci lige merhaba dedi.

Malatyaspor’a güzel günler yaşatan, Malatyaspor’un popülaritesini artıran, güler yüzlü Başkanı Hikmet Tanrıverdi, o günlerde, Malatyaspor’un kırkıncı yılında şampiyonluk söylemlerinde bulunuyordu. Tabi ki bu güzel söylem taraftar cephesinde büyük bir karşılık buluyor ve alkışlanıyordu. Oysa biraz yönetim tecrübesi olan birisi bizim gibi maddi gücü kısıtlı takımlar için şampiyonluk söylemlerinin ne kadar zararlı olabileceğini bilmesi gerekirdi. Fakat maalesef başkanlar bir çok dönem taraftara şirin gözükmek ve popülizm adına böyle zararlı söylemlerde bulunmuştur. Bu sözlerin yanlışlığını Hikmet Tanrıverdi’nin yüzüne karşı söylemiş biri olarak, gönül rahatlığıyla yazabiliyorum.

Belediye ile ilgili bir konuyu görüşmek için, Belediye Başkan Yardımcısı Ziya Kesriklioğlu ile bayisi olduğu otomobil firmasının satış ofisine gitmiştik. Konu görüşüldükten sonra bu konuyu açtım ve bu söylemin yanlış olduğunu belirttim. Taraftara şampiyonluk hedefi verirseniz, ikinci olsanız dahi başarısız addedilirsiniz dedim ve bir olayı anlattım:

Malatyaspor’un üçüncü olduğu yıl, Trabzon deplasmanına gitmiştik. Protokol tribününde, Trabzon’lu yöneticilerle maçın başlamasını beklerken bir şey dikkatimi çekti. O hırçın, o ateşli, maç boyunca susmayan seyirciden eser yoktu. Hatta stadın büyük bir bölümü boştu. Hiç beklemediğim bir durum olduğu için gerçekten şaşırmıştım. Yanımda oturan yöneticiye sorma gereği duydum;

“Ben Trabzon seyircisini hiç böyle görmedim. Maça ilgi az ve seyirci çok sessiz. Neden acaba?”

 “Trabzon seyircisi hep şampiyonluğa alıştı. Hadi olsun ikinci ve üçüncü. Bu yıl bu hedefden uzaklaşıldığı için seyirci tatmin olmuyor ve bu sezon maçlara ilgi göstermiyor”.

Bu konuşmam, Hikmet beyi tatmin edebildi mi? Bilmiyorum ama bu söylemin yapıldığı yıl yani kırkıncı yılımızda 2006 yılında maalesef küme düştük.

Konumuza dönersek;

2005-06 sezonunda süper ligden, birinci lige düşen Malatyaspor maalesef bir türlü toparlanamadı. Yaşanan mali krizlerden çok gelen başkanların çıkardığı krizler neticesinde bu düşüş devam etti ve 2008-09 da Birinci Ligden, ardından gelen sezonlarda diğer liglerden de düşerek son olarak amatör kümeye düştü.

MALATYASPOR’DA HAŞİM KARADAĞ DÖNEMİ

HAŞİM KARADAĞ

Malatyaspor’un Süper Ligden düşmesinden sonra iş başına Hikmet Tanrıverdi’nin de desteğini alarak gelen Haşim Karadağ, sık sık yaptığı kongrelerle,  Hikmet Tanrıverdi ve eski yönetimle sürtüşmesiyle ve pervasız beyanatlarıyla hafızalara kazınan bir başkan profili çizmiştir. Haşim Karadağ dönemi futboldan çok dedikoduların konuşulduğu, şahsi intikam duygularının ve hırsların Malatyaspor üzerinden hayata geçirildiği bir dönem olarak hatırlanacaktır.

           Gelmiş geçmiş Malatyaspor başkanları içinde belki de kulübünü en çok seven ve onun için büyük çabalar harcayan kulüp başkanları arasında belki de ilk sırayı alacak olan Haşim Karadağ maalesef kulübü gereksiz sürtüşmelere sokmuş ve bu anlamsız sürtüşmeler neticesinde en çok zararı gören Malatyaspor Kulübü olmuştur. Sanki kulübü mağdur etmek için bilinçli olarak yapılan, hesaplar incelensin yaygaralarından sonra Malatyaspor kulübü incelemeye alınmış, hizmet etmekten başka hiç bir suçu olmayan bazı yöneticiler mağdur edilmiş, hiç hak etmedikleri halde hakim karşısına çıkmış ve yargılanmışlardır.

Bu kimseye fayda getirmeyen, anlamsız sürtüşmenin sonucunda Malatyaspor küme düşmüş ve bir daha belini doğrultma şansı yakalayamamıştır.

Bunun sonucu olarak, 1966 yılında bu kulübün nasıl ve ne zorluklarla kurulduğunu bilmeyen birileri tarafından amatör lige kadar düşürülmüştür.

Bu takımı düşürenlerin biri “Yiğit düştüğü yerden kalkar” demiş fakat adaylıktan çekilip, meydanı “Malatyaspor’u düşürürsek intihar ederiz” diyen ve fakat hala aramızda olan birine (Biz kimsenin intihar etmesini kesinlikle istemeyiz ama insanlar konuşurken ne dediklerini bilmek zorundadır, özellikle bir kulübü yönetiyorsanız) teslim etmiş ve hazin sonu elbirliğiyle hazırlamışlardır...

                                                                                  ####

Ayaktakiler: Alper Akıcı, Mahmut, Mustafa Sert, Güngör, Serdar Samatyalı, Emrah Tuncel

 Oturanlar: Serkan Dökme, Hakan Söyler, Atilla Birlik, Taner Demirbaş, Ramazan Kahya

Konumuza dönecek olursak:

Haşim Karadağ, döneminde o kadar çok kongre yapıldı ki, o kadar çok yönetim değişti ki, o kadar çok yönetici geldi gitti ki hangi birini yazayım diye düşünüyorum...

Malatyaspor küme düştükten sonraki, Hikmet Tanrıverdi’nin aday olmadığı ve Necip Olgun ve Haşim Karadağ’ın aday olarak katıldıkları 24 Haziran 2006 tarihindeki kongrede, Haşim Karadağ Hikmet Tanrıverdi’ye övgüler dizmiş, Tanrıverdi aday olursa kendisinin aday olmayacağını hatta destekleyeceğini söylemiştir. Necip Olgun’da aynı şekilde Hikmet Tanrıverdi’nin yirmi yıllık arkadaşı olduğundan bahisle eski başkana övgüler dizmiştir.

Hikmet Tanrıverdi’de kendisinin aday olmayacağını fakat her zaman Malatyaspor’un yanında olduğunu bildirmiştir.

Haşim Karadağ’ın övgüler dizdiği Malatyaspor’u düşüren Başkan olarak tarihe geçen Hikmet Tanrıverdi ile ne olmuştu da sonradan kanlı bıçaklı olunmuştu bunlar bizce hala karanlık konulardı.

Kongrede söylenen güzel sözlerin hepsi rafa kaldırılmıştı.

O yönetim: İbrahim Nart, Zeynel Ustop, İlyas Karahan, Ali Kara, Ali Kaya, Mehmet Duman, Atilla Kantarcı, Hüseyin Fidan, Şaban Taçyıldız, Ali Alkış, Fahrettin Eserdi, Mehmet Orhan, Hasan Demir, Enes Tuncay Yarloğlueş gibi isimlerden kuruluydu.

Bu yönetime ben, Fahrettin Eserdi ve Enes Tuncay Yarloğlueş Belediye’yi temsilen (Meclis üyesi sıfatıyla), Mehmet Orhan ise (Esenlik şirketini temsilen )girmişti. Fakat çok kısa bir süre sonra Haşim Karadağ’ın başına buyruk, sorumsuzca ve amatörce davranması ve bunu sürdürmesi üzerine istifa ettim. (Malatyaspor gibi dev “marka” her zaman profesyonelce yönetilmeyi hak eder). Yönetimde beraber çalışmaktan ve dostluğundan onur duyduğum İlyas Karahan beyin ısrarları ile istifamı geri alıp, kongreye kadar bekledim ve kısa bir süre sonra yapılan kongrede yönetimden ayrıldım.

Benimle birlikte İstanbul cenahının önemli isimleri, İlyas Karahan, Mehmet Duman, Zeynel Ustop ve İbrahim Nart’da yeni yönetime girmeyen isimlerdendi.

Bu, çok başarılı olacağına inandığım yönetim kurulu üyeleri, maalesef Haşim Karadağ’ın menfi tutumu nedeniyle gereken başarıyı gösterememiş ve ayrılmak durumunda kalmıştır...

İlyas Karahan ve Teknik Direktör Hayati Palancı

Yönetme tarzında ki anlaşmazlıklara bir örnek verecek olursam:

Malatyaspor’da üçüncü kaleci olarak görev yapan, Malatyaspor’un son yıllarda yetiştirdiği en önemli kalecilerden biri, kendi öz evladımız, Malatya’lı Emrah Tuncel o dönem 17 yaşında çok toy ve tecrübesiz bir çocuktu. Fakat idmanlardaki hırsını, çalışma temposunu ve takımla uyumunu görseydiniz, ilerde büyük bir kaleci olacağına siz de inanırdınız. Kısacası Emrah benim inandığım bir sporcuydu. Bir gün diğer abilerine uyup bir hata yaptı. Aslında buna hata da denmez ama en azından bizlere bu konuyu danışması gerekirdi.

Kaleci Emrah Tuncel

O dönemlerde yeni yeni yaygınlaşmaya başlayan menecerlik sistemi bizim Emrah’ı da bulmuş ve bir menecerle antlaşma yapmıştı.

Hatası buydu..!

Bunu duyan Başkan Haşim Karadağ, esip gürledi. “Ne zaman büyüdün de menecer tutuyorsun” diyerek, Emrah’a pılını pırtısını toplayıp tesisleri terketmesini söyledi.

Bu yapılan hatanın karşılığı bu olmamalıydı. Üstelik takımda herkesin bir meneceri vardı. Bu çocuğun suçu Malatyalı olması mıydı? Sorumluluğu üstüme alarak Emrah’ın gidişine mani oldum.

Emrah beni yanıltmadı ve çok iyi takımlarda Malatyalıları temsil etti...