MALATYASPOR’DA KAYYUM DÖNEMİ

Süper ligden düştükten sonra, Malatyaspor’da Haşim Karadağ dönemi başlamış ve iki yıl üst üste şampiyonluklar kıl payı kaçırılmıştı. Yaşanan gelişmeler üzerine yeterli destek göremediğini belirten Haşim Karadağ aday olmayacağını açıkladı. Ufukta başka bir adayda görünmüyordu. Kulüp kayyuma devredilecek seslerinin yükseldiği bir dönemde, dönemin Belediye Başkanı Cemal Akın şunları söylüyordu;

“Malatyaspor gibi köklü bir kulübün sahipsiz kalması, kapanması, hele kayyuma devredilmesi söz konusu olamaz. Eski başkanımız Haşim Karadağ, eskisinden daha güçlü biçimde takımın başına gelecektir. Malatya Belediyesi olarak her zaman Malatyaspor’un yanındayız, kimsenin endişesi olmasın” dedikten kısa bir süre sonra Malatyaspor maalesef sahipsiz kalıyordu..!

2007 tarihindeki, Kayyum heyeti. Soldan sağa: Bahadır Altaş, Atilla Kantarci, Mehmet Çolak ve Feyyaz Bursalı

 

                                                         ####

 

Malatyaspor’a kayyum atanması, Malatyaspor tarihinde bir ilk değildi. Geçmişte hafızam beni yanıltmıyorsa dört kez bu süreç yaşanmıştı. Bu üçüncü kayyum dönemi olacaktı. İşin benim için ilginç yönü, biri hariç diğer  kayyum heyetlerinde bulunmamdı.

Malatyaspor’un ilk kayyuma kalışı 90 lı yıllardaydı. Metin Kaya Çağlayan döneminde takım küme düşmüş ve Çağlayan istifa etmişti. Ardından göreve gelen Nurettin Soykan’da takımı Süper Lige çıkarmayı başaramayınca o da görevi bırakmış ve Malatyaspor o dönemde de sahipsiz kalarak kayyuma devredilmişti. Kayyum heyetinde, Naci Şavata, Kemal Deniz ve ben vardım.

İkinci kayyum dönemi yine 90 lı yılların sonunda, dönemin Belediye Başkanı ve aynı zamanda kulüp başkanı Münir Erkal’in, takımın play-off şansının kalmaması üzerine, taraftarın kötü tezahüratına kızıp başkanlığı bırakmasıyla gerçekleşti. O kayyum heyetinde, Vali Yardımcısı Cengiz Cantürk, Kemal Deniz ve yine ben vardım.

Ne tavaffuktur ki üçüncü kayyum heyetinde yine ben vardım.

2007 yılının Ekim ayında, Malatya Valiliğince önerilen 13 isim arasından, kayyumluk şartları uygun olduğu için Mahkeme Başkanı tarafından üç isim kayyum olarak atanıyordu.

24 Ekim 2007 tarihinde Malatya 2. Sulh Hukuk hakimliğince atanan kayyum heyetinde, Atilla Kantarcı (İş adamı), Bahadır Altaş (Malatya SMMMO Başkanı) ve Mehmet Çolak (Özel İdare Genel Sekreter Yardımcısı) bulunuyordu.

Göreve atandıktan sonra yaptığımız ilk basın toplantısında söylediğim şu cümleler bugün gibi aklımdadır.

“Bu görevin ne kadar zor bir görev olduğunun bilinci içindeyiz. Kamuoyunun bilmesini isteriz ki, bu göreve bizler talip olmadık, Malatya’lı ve Malatyaspor’lu olma bilincimizle şehrimize katkı sağlamak adına bu sorumluluğu üstlendik. Malatyaspor sahipsiz kalmayacaktır söylemleri altında üzülerek söylemek isteriz ki Malatyaspor sahipsiz kalmıştır” diyerek durumu özetlemiştim.

Kayyum dönemleri aslında kulüplerin düzlüğe çıkabilmeleri, tabir-i caizse nefes alabilmeleri için bir fırsat dönemleridir. Fakat Malatyaspor’un bu kayyum dönemini fırsata çevirme şansı varken, üstüne basa basa söylüyor ve iddia ediyoruuummm..! Malatyaspor kurtulma şansını yakalamışken, şu anda süper ligde oynayan bir Malatyaspor olacakken, maalesef şehrin yöneticilerinin anlamsız tutumları ve kişisel kaprisleri nedeniyle bu fırsatı heba etmiştir.

Nasıl mı?

Anlatayım...

Malatyaspor tarihi yazılırken bunların mutlaka bilinmesi gerekir..!

Yukarıda kayyum dönemlerinin çoğu zaman bir şans olduğunu belirtmiştim. Göreve gelir gelmez arkadaşlarım, Bahadır Altaş ve Mehmet Çolak ile hesapları incelediğimizde kulüp borçlarının çok abartıldığını gördük ve borçları sınıflandırdık;

Futbolcu alacakları

Eski başkanların alacakları

Piyasa borçları

Federasyon’a olan (Eski futbolcu, hoca ve diğer kulüplerin alacakları) borçlar

Devlete olan (Maliye ve sigorta) borçlar. (Mustafa Bahadır Altaş’ın, Maliye ve vergi dairesi nezdinde yapmış olduğu girişimler ve görüşmeler sonucunda Malatyaspor’un bu süreçten en az zararla çıkması sağlandı. (Sonradan öğrendiğimize göre bu süreç kayyumdan sonra takip edilmeyince borçlar katlanarak artmıştır).

Aradan çok uzun zaman geçtiği için bu olanları rahatlıkla anlatabilirim.

Kayyum görevine atanınca çok eski dostum Mete Berktaş’ı aradım. Bu nedenle Mete Berktaş’a şahsım ve Malatyaspor adına teşekkürü borç bilirim.

Mete Berktaş, o dönem Futbol Federasyonu’nda yönetim kurulu üyesi idi.(Başkan Haluk Ulusoy dönemi)Telefon konuşmamız şöyle cereyan etmişti;

 “Metecim, kayyum başkanlığına atandım, ne yapabiliriz, bana yardımcı olur musun?

 “Ağabey, sen rahat ol. Her şeyi çözeriz. Yeter ki bir miktar para bulalım. Ben yarın, Federasyonun avukatı Kemal abiyle (Kemal Kapulluoğlu) Malatya’ya geliyorum. Geldiğimde detaylı konuşuruz”

Mete Berktaş’ın bu konuşması beni rahatlamıştı...

Ertesi gün söz verdiği gibi Malatya’ya geldi. Yalnız Kemal Kapulluoğlu, bir programı gereği gelememişti.

Mete Berktaş’ın, Federasyon alacakları konusunda bize çok yardımları oldu. Öncelikle, Rizespor’lu yöneticilerle görüşerek borcumuzu sıfırlama sözü aldı. Malatyaspor’un eski teknik direktörü, Ümit Kayıhan’da alacağı için Federasyona başvuranlar arasındaydı. Onunla da olumlu bir görüşme yaptı. Bunun gibi Malatyaspor’un borcunun olduğu bir çok kişi ve kulüple görüşmeler yaparak borçları ya tamamen sıfırladı veya makul bir seviyeye çekti.

Bunlar Malatyaspor için çok önemli gelişmelerdi...

Bizde kayyum heyeti olarak kulüpten alacağı olan futbolcularla görüşmeler yaptık.

Gerçekten şunu gördük ki futbolculara anormal, fahiş paralar verilmişti..!

Hiç unutmuyorum ilk görüştüğüm futbolcu, Serdar Samatyalı olmuştu. Samatyalı ile 750 bin (750 milyar) liraya anlaşmışlardı. Serdar Samatya’lı çok iyi bir futbolcu ve de çok iyi bir insandı ama yaşı gereği bu para ona çok fazlaydı.

Kayyum heyetinin bir avantajı vardır. Mahkeme kararı ile geldiği için bir yerde kamu görevlisi sayılır. Serdar Samatyalı yanıma geldiğinde bunu söyledim. Ayrıca 750 bin liranın çok fazla olduğunu bizim kendisine 100 bin lira verebileceğimizi, eğer bu rakamda ısrar ederse bu parayı alamayacağını ve uzun yıllar sürüncemede kalacağını belirttim. Oysa bizim vereceğimiz para nakit olarak eline sayılacaktı. Aklı başında her insan gibi, Serdar’da teklifimizi kabul etti, alamayacağı 750 bin TL yerine, sağlam 100 bin lirayı kabul etti.

Bunun gibi diğer futbolcularla da görüşüp alacaklarını makul bir noktaya çektik.

Biz, Belediye Başkanının bize vereceği paraya güvenerek bu sözleri vermiştik.

Bu sözlerin tutulmayacağını nereden bilebilirdik.

Koskoca Belediye Başkanının bizi oyalayacağını nereden bilebilirdik..!

Neyse, biz yine o günlere dönelim. Futbolcu alacakları ve Federasyon borçları bu şekilde halledildikten sonra sıra piyasa borçları ve başkanların alacaklarına gelmişti.

Bu arada unutmadan dönemin Valisi Halil İbrahim Daşöz beyfendiye teşekkürü unutmayayım, çünkü her an yanımızda ve  her sıkıştığımızda arkamızda durdu. Malatyaspor’un Malatya için önemini en iyi bilen ve Malatyaspor’u sahiplenen Validen öte Fahri bir Malatya’lı olarak her zaman şükran ve minnetle anılacaktır.

Sayın Valinin öncülüğünde bir kampanya başlattık. Yazılı ve görsel basın aracılığıyla Malatyaspor’dan alacağı olan herkese seslendim. Malatyaspor, ölüm kalım savaşı vermektedir, bu konuda ya alacaklarınızı silin ya da makul bir seviyeye çekin çağrısında bulundum. Çok olumlu tepkiler ve geri dönüşler oldu. Bu konuyu da halletmiştik. Rahatlamıştım.

Bu arada lig devam ediyor, maçlar oynanıyordu. Hangi maç olduğunu hatırlayamadığım bir maçın devre arasında stat hoparlörlerinden bir anons yapıldı. “Sayın Belediye Başkanımız, Malatyaspor’a bir buçuk trilyon lira vermeyi taahhüt etmiştir”.

Stat Büyük Başkan sloganlarıyla inlerken ben iyice rahatlamıştım. Artık bu para verilecekti. Kayyum heyeti arkadaşlarımla artık bunun dönüşü olmaz, on binlerin önünde söz verildi diye düşündük.

Artık iyice rahatlamıştım.

Ama nereden bilebilirdim..!

Başkanların alacaklarını silmeleri veya bir kısmını silmeleri konusunda Vali Halil İbrahim Daşöz beyle beraber bir çağrı yaptık. Sağolsun Hikmet Tanrıverdi çağrımıza olumlu cevap verdi, Vali ve basın mensuplarının huzurunda Malatyaspor ‘un kurtuluşu için gerekeni yapacağını söyledi.

Haşim Karadağ ise bu konuya pek sıcak bakmadı.

Bu arada futbolcularla yaptığımız yeni anlaşma gereği vermemiz gereken parayı bir türlü veremiyorduk. Çünkü Belediye Başkanı ile bir türlü görüşme sağlayamıyorduk.

Bir defasında sayın Feyyaz Bursalı ile Belediye Başkanı’nın makamına gittik. Vaat ettiği parayı sorduğumuzda Esenlik Genel Müdürünü çağırdı ve bizi bizzat müdür beyle muhattap ederek kendisi başka bir programa gitti. Tabi ki Esenlik Genel Müdürü, her zamanki gibi zor durumda olduklarını bu parayı veremeyeceklerini söyledi. Oysa bizim muhatabımız bizzat söz veren Belediye Başkanı olmalıydı.

Diğer bir kere, Kayyum heyetinden arkadaşım Bahadır Altaş ve ben bir defa daha başkanın makamında görüşme yapabildik ama para sözü bir türlü gerçekleşmedi. O kadar zor durumdaydık ki anlatmam mümkün değil. Deplasman masrafları, rutin giderler, SSK pirimler vs için kendi imkanlarımızla para bulup kötü günleri geçirmeye çalışıyorduk. Bu konuda rahmetli dostum Kuyumcu Tahsin Turgut’a, ayrıca iki deplasman masrafımızı karşılayan Ilıcak Ailesine, borçlarımızı kapatmak için tüm şartlarını zorlayan Vali Halil İbrahim Daşöz’e teşekkürü bir borç bilirim.

Bütün bunlar olurken, mahkemenin kayyum heyetine verdiği süre dolmak üzereydi. Kulübü verilen tarihte kongreye götürmemiz yasal bir zorunluluktu. Yaptığımız bütün bu çalışmalar, görevimiz bitince heba olacaktı, bunun bilinciyle tekrar Belediye Başkanı ile görüşmek için fırsat aradım. Özel Kalemi, başkanın nerede olduğunu bilmediğini söyledi.

Resmen oyalanıyorduk.

Sonunda Başkanın, Tecde Fidanlıkda olduğunu öğrendim. Yanıma Malatyaspor AŞ nin genel müdürünü de alarak fidanlığa gittim. Dikkatinizi çekerim Belediye Başkanıyla görüşmeye hiç yalnız gitmedim..!

Başkan oradaydı. “Sayın Başkan, vaat ettiğiniz parayı ne zaman vereceksiniz” diye sordum. Belediye seçimlerine de az bir süre kalmıştı.

Başkanın cevabı ne oldu biliyor musunuz?

Tahmin bile edemezsiniz.

Bana dönerek kısaca, “Sen başkanlığa aday mısın” dedi.

Şaşırmam gerekirdi ama şaşırmamıştım.

Çünkü bu sorunun bir gün sorulacağını biliyordum. Başkanın etrafını kuşatanlar, benim son günlerde popülaritemin arttığını, eğer Malatyaspor’u da dar boğazdan çıkarırsam kesin kendisinin karşısına aday olacağımı söyleyerek Başkanı etkilediklerini duyuyordum.

O gün Başkana, söylediklerimi aynen aktarıyorum;

“Sevgili Başkanım, bu soruyu sormanızı uzun zamandır bekliyordum. Gönlünüz rahat olsun, benim Belediye Başkanlığı gibi bir düşüncem yok. Ben şehrime hizmet etmenin başka yollarını da biliyorum. Benim yapım siyasete uygun değil, o bakımdan içiniz rahat olsun. Belediye başkanlığını düşünmüyorum “.

Dedim ama her halde Başkanı ikna edemedim ki o, on bin kişinin önünde verilen söz bir türlü yerine getirilemedi.

Ve, biz kayyum heyeti olarak belirlenen tarihte kongremizi yaptık. Kongrede yaptığım konuşmamda, kısaca;

“Malatyaspor’un bu gün için geldiği kötü durumda, yöneticisinden, basınına, futbolcusundan taraftarına, siyasilerden yerel yöneticilere kadar herkesin payı olduğunu belirterek, Malatyaspor’un Malatya Belediyesine ihtiyacı olduğu bilinciyle Belediye Başkanlarının Malatyaspor’un yanında olması gerekir” diyerek konuşmamı bitirdim.

Kayyum başkanlığım sırasında beni en çok mutlu eden olay Malatya’da oynadığımız ve onurumuzu ortaya koyup 4-0 yendiğimiz İstanbulspor maçıydı. Bu maçtan önce federasyon, lisans ücretleri yatmadığı için 14 as futbolcumuzun lisansına el koymuştu.

Takım kurmakta çok zorlandığımız bir dönemdi. Sahaya çıkıp çıkmama konusunda çok kararsız kaldık ve sonunda futbolcu kardeşlerimin özellikle de futbolcumuz, Taner Demirbaş’ın biz yedeklerden de olsa bir takımla çıkıp mücadele etmek istiyoruz demeleriyle ancak iki yedekle sahaya çıkmaya karar verdiğimiz bir maçtı.

Maçın başlamasına az bir süre kalmış, biz hala takım kurmanın telaşındayken, Kayyum heyetinden arkadaşım, Mehmet Çolak hakem odasının kapısını çalar ve içeri girer. Kendini tanıtır ve Özel İdare genel sekreter yardımcısı olduğunu ve Vali beyin isteğiyle bu görevi aldığını belirttikten sonra hakeme durumumuzu anlatır ve maçın başlamasını bir müddet geciktirmesini rica eder.

Hakem şaşırır, olmayacak bir istektir belki ama çaresizliğimizi ve iyi niyetimizi gören hakem İstanbulspor problem çıkarmazsa olur diye cevap verir.

Biz de bu fırsatı değerlendirip, esame listesini yazıp sahaya çıktık.

Maçı protokol tribününde İstanbulspor Başkanı, daha doğrusu kulübün sahibi (kulübü satın almıştı) Saffet Sancaklı ile birlikte izledik. Saffet Sancaklı ağzında kocaman purosuyla nasıl olsa yedeklerden kurulu bu takımı rahat yeneriz edasıyla bizleri çok kale almadan maçı izliyordu.

Ama kader bu ya, Ramazan’ın iki, Turgay ve Taner’in golleriyle İstanbulspor’u 4-0 yendik.

Maç sonunda Saffet Sancaklı’yı görmenizi isterdim.

Malatyaspor yardım gecesinden bir görüntü.

 

               Benim Samsunspor deplasmanına  gittiğim hafta, Malatyaspor için bir yardım gecesi yapıldı. Vali Halil İbrahim Daşöz, Milletvekilleri, Öznur Çalık, Mücahit Fındıklı, Belediye Başkanı Cemal Akın, Sivil Toplum örgütü başkanları, efsane başkan, Nurettin Soykan ve kayyum heyetini temsilen Başkan yardımcısı Bahadır Altaş’’ın katıldığı toplantıya 700 kişi davet edilmesine rağmen katılım hayli düşük kalmış ve 500 bin lira söz verilmesine karşın tahsil edilen miktar 130 bin lira civarında olmuştur.

                                                        ####

           Bir ara verip, sizlere Malatyaspor’un ve Malatya’nın dışarıdan birileri tarafından ne gözle görüldüğünü anlatan bir deplasman anımı anlatayım.

          Samsunspor maçı için gittiğimiz Samsun’da henüz otele yerleşmiştik ki, bir kişinin beni aradığını söylediler. Lobiye indiğimde genç bir arkadaş beni bekliyordu. Samsunspor yöneticisi olduğunu söyleyip bir ihtiyacımızın olup olmadığını sorduktan sonra, akşam yemeğine başkanımızın davetlisisiniz, akşam gelir sizi alırım diyerek ayrıldı. Akşam beni alıp çok güzel bir balık lokantasına götürdüler.

           Lüks lokantada, Başkan ve bir kaç yönetici beni bekliyorlardı. Başkan genç bir doktordu. Görebildiğim kadarıyla, yönetimi de kendi gibi idealist gençlerden kurulmuştu.

         Balıklar söylendi ve sohbet başladı.

          Samsun’luların merak ettiği soru şuydu?

          Malatyaspor gibi bir takım nasıl olurda kayyuma kalırdı..!

         Bir türlü buna inanamıyorlardı. Gözlerindeki Malatyaspor o kadar büyüktü ki...

         Ve  öylesine bir Malatyaspor tahayyülleri vardı ki gurur duymamak mümkün değildi.

          Tabi ki, dışı sizi içi beni yakıyor diyemedim onlara,

          Malatyaspor’un borçları yüzünden kötü günler geçirdiğini, borçları çevirecek yönetim kurullarının bir türlü oluşturulamadığını ve sonuç olarak böyle bir sürecin başladığını anlattım.

          Başkanın sorduğu soru şuydu?

          “Malatyaspor’un ne kadar borcu var?”

         “ 14 milyon lira” dedim.

           Hepsi birden güldüler, ne 14 milyon mu diye bana tekrar ettirdikten sonra,

           “Yahu koskoca Malatyaspor 14 milyon borcu çeviremedi mi?”.

            Bende tısss yok...

           “Samsunspor’un şu an 32 milyon lira borcu var”..!

            O an keşke yer yarılsada içine girsem diye dua ettiğimi hatırlıyorum.

           Gerçekten çok utanmıştım.

           Koskoca Malatya, Koskoca Malatya Belediyesi, Valilik, Ticaret Odası, Esnaf Odaları, Sivil toplum örgütleri, iş adamları vs, vs 14 milyon borcu çevirecek bir yönetim oluşturamamışlar, elin oğlu ise 32 milyon borcu döndürerek ligde top oynuyordu..!

           Gerçekten Malatya için yüz karası bir durumdu...

          Konumuza dönecek olursak:

          18 Kasım 2007  tarihinde yaptığımız kongrede, kayyum heyeti olarak görevi İlhan Kavuk başkanlığında seçilen :

        "Selahattin Karagözlü, Fahrettin Eserdi, Fahrettin Kayhan, Mehmet Çolak, Bahadır Yaşik, Sırrı Günaydın, Muammer Özpolat, Ali Cengiz, İlhan Deniz, Vural Sarıcı, Hakan Tahtalı, Nihat Utkaner, Mehmet Tanrıverdi, Bülent Bilal Uçar, İbrahim Kaya, Orhan Özbek, Kağan Kodaman, Dr.Kenan Kalı, Ömür Karaağaç ve Mahmut Cücemen." den oluşan yönetim kuruluna bıraktık.

           O Genel Kurul sadece seçimli genel kurul olmasına rağmen, kayyum heyetinin karşı çıkmasına ve tüm itirazlarına rağmen tüzük tadili yapılarak, Malatyaspor’un kongre üyeliği yapısı değiştirildi, ve Malatyaspor‘un çöküşü hızlandırıldı...

          Daha önce 5 bin dolara yükseltilen kongre üyeliği giriş aidatı, 100 TL’ye düşürüldü. ( Kulübün geleceği yok oluşu hakkında karar verici üye profili değişmiş oldu..!!!)

         Kongrede manifesto niteliğinde, tüm katmanları ilgilendiren bir konuşma yaptım.

                               ATİLLA KANTARCI’NIN KONUŞMASI..(Lütfen okuyun..!)

“Hepinizin bildiği üzere Malatyaspor 2007-2008 sezonunun ilk yarısını genel kurullar ile geçirerek Guines rekorlar kitabına girecek birkaç günlük yönetimler oluşturarak bugün gelinen noktada, yönetimi olmayan, teknik direktörü bulunmayan futbolcu alacakları ödenmemiş, zorunlu olarak kayyum heyetine teslim edilmiş ve yıllardır oluşturulmaya çalışılan Malatyaspor sevgisi ve sempatisi tüm futbol kamuoyunda antipatiye dönüşmüş, açık bir ifade ile kapısına kilit vurulacak bir noktaya getirilmiştir.

Bugün itibari ile bunların sorumlularını yargılamak için çok geç. Fakat tarihin bir daha tekerrür etmemesi için bazı gerçeklerin söylenmesi gerekir diye düşünüyorum. Çünkü konuşması gerekenler konuşmayınca susması gerekenler avazı çıktığı kadar bağırmışlardır, bağırmakta da devam etmektedirler.

Bugün yaşanan olumsuz tabloda eski başkan ve yöneticiler kadar, basınımızın, taraftarlarımızın, sivil toplum kuruluşlarının, kongre üyelerinin ve bu şehrin dolayısı ile Malatyasporun sahibi bulunan belediyemizin şapkalarını önlerine koyarak, nerede hata yaptık diyerek gelinen noktayı sorgulamaları ve öz eleştiri yapmaları gerekmektedir.

Bu konuyu sizlere daha iyi bir şekilde izah etmek için yaşanan bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Sanırım anlatacağım bu olaya şu an burda bulunan birçok kişi de benimle birlikte şahit olmuştur. Yıllar önce Malatyaspor ile ilgili yapılan bir toplantıda kulubümüzün eski amigolarından Amigo Yusuf dönemin kulüp başkanına onun ifadesi ile “ başkan sen bu paraları harcıyorsun ama yarın sen çekip gittiğinde biz bu on trilyonu nasıl ödeyeceğiz” diye bir soru sormuştu. Amigo Yusuf bu haklı sorusu nedeni ile orada bulunanlar tarafından haksızca eleştirildi. Bu çok şeyler ifade eden soru gündem dahi oluşturamadı. Oysa bu konu o zaman irdelene bilseydi belki Malatyasporun daha sonraki yıllardaki anlamsız harcamalarına engel olunmuş olunabilinirdi.

Gelinen bu noktada yapılması gerekenle ilgili olarak benim bu kulüpte başkanlık yapmış başkanlardan ve yöneticilerden isteğim; kulüpten alacaklarından feragat ederek Malatyaspor kulubunun önünü açmaları, yeni göreve gelecek başkan ve yöneticilerin de geçmişten ders alarak kendi paraları da olsa harcadıkları paraların tüm Malatya’nın parası olduğu bilinci ile hareket etmeleri, “harcanılan her kuruşun hesabını sormaları ile birlikte harcanan her kuruşun hesabını verecek” şekilde hareket etmeleridir.

Değerli basın mensupları ,
Şuna inanıyorum ki sizler en az benim kadar Malatyasporu seviyorsunuz. Ancak eleştirilerinizi genel ahlak kuralları ile birlikte misyonunuz gereği basın ahlak kuralları ve ilkeleri içerisinde yapmanız gerektiği inanacındayım. Bu kulüpte yöneticilik yapan insanların eksikleri olabilir yanlışları hatta yönetimsel ve taktiksel anlamda hataları olabilir. Sizler tabiki göreviniz gereği eleştirilerinizi yapacaksınız. Fakat bu eleştiriler çoğu zaman eleştiri sınırlarını zorlayıp kişilik haklarını zedeleyen noktaya gelmektedir. Bu da Malatyasporumuza hizmet edecek insan bulmakta sıkıntı yaratmaktadır.

Kişiler gelip geçicidir, Malatyaspor ise kalıcıdır. Kayyum heyeti olarak bizlere gösterdiğiniz iyiniyetli ve olumlu desteğinize teşekkür eder, bu desteği bundan sonra Malatyasporumuza hizmet edecek kişilere de göstermenizi dileriz.

Sayın başkanım,
Dün olduğu gibi bugün de Malatyasporun Malatya Belediyesine ihtiyacı vardır ve yarında olacaktır. Şunu çok iyi ayırt etmek gerekir ki Malatyaspor, Malatya şehrinin takımıdır. Bu şehrin gerçek sahibi olarak sayın belediye başkanımızın dün olduğu gibi bugün de ve yarın da Malatyaspor’un yanında olması gerekmektedir. Bunu aksi düşünülemez bu nedenle geçmişte yaptığınız yardımlara teşekkür ederiz. Ümit ediyoruz ki Malatyaspora desteğiniz bulacağınız yeni kaynaklar ile devam edecektir.

Değerli kongre üyeleri, Malatyasporumuza geçmişte hizmet eden başkan ve yöneticilere hizmetlerinden dolayı teşekkür ederim ancak Malatyasporumuzun sağlıklı bir yapıya kavuşması için bu yöneticilerimizin kulub üzerinde yapmış oldukları baskıyı artık kaldırmaları gerektiğine inanıyorum.

Ayrıca siz kongre üyelerinden de ricam Malatyasporu yalnız bırakmayınız. Yapılan her kongreye katılarak Malatya spor adına alınan kararlara sahip çıkınız alınan kararları sorgulayarak Malatya spor menfaatlerine göre oylarınızı kullanınız. Sizler eğer Malatyaspora sahip çıkmaz iseniz gelinen nokta kaçınılmaz son olacaktır.

Değer konuklar değerli kongre üyeleri, Kayyum heyeti olarak görevde olduğumuz sürede Malatya sporumuzda görev yapan başta teknik heyet olmak üzere futbolcularımızla çok yakın bir çalışma ortamı bulduk. Şunu özellikle vurgulamak isterim ki bu zor şartlarda bu insanlar hepimizden daha çok bir Malatyalı ve Malatyasporlu gibi davrandılar, onlar alkışı hak ettiler. Onlara tüm Malatya adına teşekkür ediyorum.

Sayım valim Kayyum heyeti olarak bizlere vermiş olduğunuz manevi güç ile bu göreve başladık. Görevde olduğumuz sürede bizlerin her zaman yanında oldunuz bizlerden maddi ve manevi hiç bir yardımı esirgemediniz. Bizler bu desteğinizi unutmayacağımız gibi inanıyorumki Malatya kamuoyuda sizin Malatyaspor için yaptıklarınızı unutmayacaktır. Malatya ve Malatyasporumuz adına size özellikle teşekür eder saygılarımızı sunarız.”

 

                                            #####

 

           1.5 milyon lira ne oldu merak ediyor musunuz?

            Bizim görevi bıraktığımızın ertesi günü, İlhan Kavuk’a verildi..!

            Verilmesine verildi ama bir işe yaradı mı?

             Kesinlikle hiç bir yaraya merhem olmadı.

            Futbolcular, kayyum heyeti diye kabul ettikleri rakamları, karşılarında bir yönetim görünce, kabul etmediler. Federasyon borçları yönetimin gelmesiyle eski haline geldi. Esnaf karşısında yönetici görünce yine parasını istedi...

             Eğer bu para kayyum heyetine verilseydi ne olacaktı biliyor musunuz?

             Malatyaspor’un devlete olan borçlarından başka borcu kalmayacaktı. Bu borcu da yapılandırma şansı her zaman vardı. Borç kalsa bile çok önemsiz bir miktar olacak ve bu borç rahatlıkla çevrilebilecekti.

              Velhasıl, 1.5 trilyon parayla Malatyaspor’un geleceği kurtarılacakken, hem 1.5 trilyon heba edildi hem de Malatyaspor’un geleceği...