Dün:

“Bu anlayışla siyaset ülkeyi batırır!”

Bugün:

“Yeni yol arkadaşlarımızla ülkemiz için daha çok çalışacağız.”

Vatandaş:

“Yahu dün bu anlayış ülkeyi batırır diyordun?”

“Dün dündü kardeşim, bugün bugündür!”

Yarın:

Duruma göre değişir.

Türk siyasetinde son yıllarda evlere şenlik  bir manzara oluştu. insan, mecliste miyiz, semt pazarında mı karıştırıyor.

Milletvekili bir gün A partisinde…

Ertesi gün pat diye  B partisinde…

Bir süre sonra başka bir partide…

İnsan sormadan edemiyor:

“Sayın vekilim, siz parti mi değiştiriyorsunuz, yoksa telefon operatörü mü?”

Neredeyse transfer sezonu mübarek. Türkiye’de futbol sezonu biter, sonra transfer sezonu başlar. Oysa siyaset dünyamızda transfer sezonu aralıksız devam eder

Eskiden milletvekili parti değiştirince olay olurdu. Şimdi normalleşti. Hatta yakında Meclis’te şöyle bir anons duyarsak şaşırmayacağız:

“Değerli milletvekillerimiz, saat 16:00 itibarıyla transfer dönemi sona erecektir. Parti değiştirecek vekillerimizin son beş dakikada Genel Kurul salonunda bulunan görevlilere müracaat etmeleri rica olunur.”

Televizyonda bir haber…

Flaşh flaşh…

“Falanca Milletvekili partisinden istifa ederek başka partiye geçti.”

Seçmen şaşkın:

“Benim oyum da mı onunla birlikte taşındı. Oysa ben bu partiye oy vermemiştim!

Asıl komik olan, parti değiştirirken yapılan açıklamalar.

“Bu çok önemli kararı, Ülkemizin ve milletimizin menfaatleri doğrultusunda aldım.”

Bu cümleyi o kadar çok duyuyoruz ki artık insanın aklına şu geliyor:

Acaba “milletin menfaati” isimli bir parti mi var?

Çünkü hangi partiye geçilse, milletin menfaati nedense hep oraya gidiyor!

Bir de “İlkelerimden asla taviz vermedim” diyor ya. İki karnın olsa birini yırtsan da rahatlasan!

İyi de Sayın Vekilim…

İlke dediğiniz şey navigasyon uygulaması mı?

Her parti değişikliğinde rotanız yeniden belirleniyor.

“500 metre sonra birinci çıkıştan sağa dönün…”

“Hayır, ikinci çıkıştan sola…”

“Uygun siyasi atmosfer bulundu. Yeni partiye geçebilirsiniz.”

Elbette siyasette fikir değiştirmek mümkündür. İnsan düşüncesini değiştirebilir, partisinin politikalarıyla ters düşebilir, hatta istifa edebilir. Bunlar demokratik siyasetin doğal unsurlarıdır.

Ama bir sorun var:

Milletvekili, önce kendine oy veren seçmene karşı sorumludur.

Milletvekili gerçekten partisinden ayrılmak istiyorsa, en azından seçmenine dönüp:

“Beni bu partiye oy vererek seçtiniz. Ben artık bu partide siyaset yapamayacağımı düşünüyorum. Karar sizin takdirinizdir.” diyebilse…

İşte o zaman siyasette samimiyet biraz daha pekişir.

Yoksa Meclis’te parti değiştirmek bu kadar kolay olursa, yarın seçim pusulalarına parti isimlerinin yanına bir de şu seçenekleri koymak gerekecek:

“Seçildikten sonra başka partiye geçmeyeceğinin garantisi yok. Ona göre oy verin!

Hatta daha pratik bir yöntem:

“Milletvekili – Sürpriz Parti”

Seçmen de sandığa giderken:

“Bakalım bu arkadaşımız seçildikten sonra hangi adrese taşınacak?”

Siyaset, parti değiştirme sanatı değildir.

Milletvekilliği de kişisel kariyer planı hiç değildir.

Çünkü o koltuk bir kişinin malı değil, milletin emanetidir.

Partiler değişebilir.

Siyasetçiler fikir değiştirebilir.

Ama değişmemesi gereken kural:

Seçmenin iradesine duyulan saygı olmalıdır.

Siyasette yeni dönemde sorulacak soru ne olacaktır biliyor musunuz?

“Bu vekil hangi partiden?” değil…

“Şimdilik hangi partiden?” Olacaktır

Yüce halkımızın Gazi Meclisimize yakışmayan ve milletvekilliği saygınlığını bitiren bu insanları kendi partisinden bile olsa eleştirmesi ve dışlaması gerektiği kanaatindeyim. Bugün partisini satıp size gelen ahlaksızların yarın sizi satmayacağının garantisi var mıdır?