Tarihin babasını Herodot diye biliyorsunuz değil mi?

Oysa bazı kaynaklar tarihin babasının, Malatyalı Barhepraeus olduğunu söylerler...

Ebul Ferec adıyla da geçen Barhepraeus, Malatya’da yaşamış Süryani bir tabip olan Ehrun’un oğludur. Aslen Yahudi kökenli olması itibariyle İbnu’l-İbri lakabıyla tanınır.

1225 yılında Malatya’da doğan ve tam adı Ebu’l-Ferec Cemaluddin Yuhanna Mar Grigorius b. Taciddin Ehrun el-Malati olan hemşehrimizi Batılılar Barhebraeus olarak bilir. Ebu’l-Ferec ve Cemaleddin lakaplarını nasıl aldığına dair kaynaklarda bir bilgi yoktur. Yuhanna adını ise vaftizden sonra almıştır.

Süryani din adamı ve bilgin olan İbnu’l-İbri’nin tarih, felsefe, mantık, hukuk, astronomi, tıp, matematik, ilahiyat ve edebiyat konularında birçok eserleri vardır. Süryanice, Farsça, Arapça ve Grekçe bilen İbri, felsefe, tarih ve ilahiyat konularına ilgi göstererek bu alanlarda kitaplar yazmış ve İslam klasiklerinden çeviriler yapmıştır...

Bar Hebraeus, Süryani dili hakkında önemli çalışmalar yapmış ve bu dilin günümüze kadar yok olmadan gelmesi sürecine önemli katkılar sağlamıştır. Bu noktada Türkiye Süryanileri’nin (ve de tüm Süryanilerin) tarihinde özel bir yere sahiptir. Fransız tarihçi Claude Cahen, Osmanlılar’dan önce adlı eserinde ondan “Bizans sonrası ve Osmanlı öncesi Anadolu’da yaşamış olan en önemli şahsiyet" olarak söz etmektedir.  "Süryani Kilisesi'nin en çok yönlü adamıdır.

Malatya’nın ve Doğu’nun bilinen en ünlü yazar, felsefeci ve teologlarından olan Ebu’l-Ferec ülkemizde çok az bilinen bir şahsiyettir.

Doğu’nun ve Batı’nın ışığı, bilgeliğin okyanusu, ulu bilge gibi sıfatlara anılan Ebu’l-Ferec aynı zamanda şiir ve mizahla da uğraşmıştır...

Hayatının son döneminde başlangıçta Süryanice yazdığı tarihini Araplardan bazı zatların ricaları üzerine Arapçaya  çevirmiş ve bu çeviriye İslam ve Moğol devletlerine ait, kitabın aslında olmayan maddeler ilave etmiştir.

Sayısı otuz biri bulan dev eserlerinin her birinin ayrı değerde oluşu, Ebu’l-Ferec’i yaşadığı dönemin değil her dönemin önemli bilim, sanat, din ve kültür adamlarından biri yaptığı için bilinmesi ve hatırlatılması gereken bir bilim adamı sınıfına sokuyor kanaatindeyim...

 İbnü’l-İbrî 30 Temmuz 1286’da Meraga’da ölmüş. Cenazesi Musul’a getirilerek Mâr Mettey Manastırı’nda toprağa verilmiştir. Ölüm döşeğinde iken İslâmiyet’i kabul ettiği rivayet edilmektedir.

Mekanı cennet olsun...

Çok önemli bir ismi andık, sizlere de hatırlattık...

Selam olsun Malatya’mın güzel insanlarına…