Daha önce 5 bin dolara yükseltilen kongre üyeliği giriş aidatı, 100 TL’ye düşürüldü. ( Kulübün geleceği yok oluşu hakkında karar verici üye profili değişmiş oldu..!!!)
Kongrede manifesto niteliğinde, tüm katmanları ilgilendiren bir konuşma yaptım.
ATİLLA KANTARCI’NIN KONUŞMASI..(Lütfen okuyun..!)
“Hepinizin bildiği üzere Malatyaspor 2007-2008 sezonunun ilk yarısını genel kurullar ile geçirerek Guines rekorlar kitabına girecek birkaç günlük yönetimler oluşturarak bugün gelinen noktada, yönetimi olmayan, teknik direktörü bulunmayan futbolcu alacakları ödenmemiş, zorunlu olarak kayyum heyetine teslim edilmiş ve yıllardır oluşturulmaya çalışılan Malatyaspor sevgisi ve sempatisi tüm futbol kamuoyunda antipatiye dönüşmüş, açık bir ifade ile kapısına kilit vurulacak bir noktaya getirilmiştir.
Bugün itibari ile bunların sorumlularını yargılamak için çok geç. Fakat tarihin bir daha tekerrür etmemesi için bazı gerçeklerin söylenmesi gerekir diye düşünüyorum. Çünkü konuşması gerekenler konuşmayınca susması gerekenler avazı çıktığı kadar bağırmışlardır, bağırmakta da devam etmektedirler.
Bugün yaşanan olumsuz tabloda eski başkan ve yöneticiler kadar, basınımızın, taraftarlarımızın, sivil toplum kuruluşlarının, kongre üyelerinin ve bu şehrin dolayısı ile Malatyasporun sahibi bulunan belediyemizin şapkalarını önlerine koyarak, nerede hata yaptık diyerek gelinen noktayı sorgulamaları ve öz eleştiri yapmaları gerekmektedir.
Bu konuyu sizlere daha iyi bir şekilde izah etmek için yaşanan bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Sanırım anlatacağım bu olaya şu an burda bulunan birçok kişi de benimle birlikte şahit olmuştur. Yıllar önce Malatyaspor ile ilgili yapılan bir toplantıda kulubümüzün eski amigolarından Amigo Yusuf dönemin kulüp başkanına onun ifadesi ile başkan sen bu paraları harcıyorsun ama yarın sen çekip gittiğinde biz bu on trilyonu nasıl ödeyeceğiz diye bir soru sormuştu. Amigo Yusuf bu haklı sorusu nedeni ile orada bulunanlar tarafından haksızca eleştirildi. Bu çok şeyler ifade eden soru gündem dahi oluşturamadı. Oysa bu konu o zaman irdelene bilseydi belki Malatyasporun daha sonraki yıllardaki anlamsız harcamalarına engel olunmuş olunabilinirdi.
Gelinen bu noktada yapılması gerekenle ilgili olarak benim bu kulüpte başkanlık yapmış başkanlardan ve yöneticilerden isteğim; kulüpten alacaklarından feragat ederek Malatyaspor kulubunun önünü açmaları, yeni göreve gelecek başkan ve yöneticilerin de geçmişten ders alarak kendi paraları da olsa harcadıkları paraların tüm Malatya’nın parası olduğu bilinci ile hareket etmeleri, harcanılan her kuruşun hesabını sormaları ile birlikte harcanan her kuruşun hesabını verecek şekilde hareket etmeleridir.
Değerli basın mensupları şuna inanıyorum ki sizler en az benim kadar Malatyasporu seviyorsunuz. Ancak eleştirilerinizi genel ahlak kuralları ile birlikte misyonunuz gereği basın ahlak kuralları ve ilkeleri içerisinde yapmanız gerektiği inancındayım. Bu kulüpte yöneticilik yapan insanların eksikleri olabilir yanlışları hatta yönetimsel ve taktiksel anlamda hataları olabilir. Sizler tabi ki göreviniz gereği eleştirilerinizi yapacaksınız. Fakat bu eleştiriler çoğu zaman eleştiri sınırlarını zorlayıp kişilik haklarını zedeleyen noktaya gelmektedir. Bu da Malatyasporumuza hizmet edecek insan bulmakta sıkıntı yaratmaktadır.
Kişiler gelip geçicidir, Malatyaspor ise kalıcıdır. Kayyum heyeti olarak bizlere gösterdiğiniz iyiniyetli ve olumlu desteğinize teşekkür eder, bu desteği bundan sonra Malatyasporumuza hizmet edecek kişilere de göstermenizi dileriz.
Sayın başkanım, Dün olduğu gibi bugün de Malatyasporun Malatya Belediyesine ihtiyacı vardır ve yarında olacaktır. Şunu çok iyi ayırt etmek gerekir ki Malatyaspor, Malatya şehrinin takımıdır. Bu şehrin gerçek sahibi olarak sayın belediye başkanımızın dün olduğu gibi bugün de ve yarın da Malatyasporun yanında olması gerekmektedir. Bunu aksi düşünülemez bu nedenle geçmişte yaptığınız yardımlara teşekkür ederiz. Ümit ediyoruz ki Malatyaspora desteğiniz bulacağınız yeni kaynaklar ile devam edecektir.
Değerli kongre üyeleri, Malatyasporumuza geçmişte hizmet eden başkan ve yöneticilere hizmetlerinden dolayı teşekkür ederim ancak Malatyasporumuzun sağlıklı bir yapıya kavuşması için bu yöneticilerimizin kulub üzerinde yapmış oldukları baskıyı artık kaldırmaları gerektiğine inanıyorum.
Ayrıca siz kongre üyelerinden de ricam Malatyasporu yalnız bırakmayınız. Yapılan her kongreye katılarak Malatya spor adına alınan kararlara sahip çıkınız alınan kararları sorgulayarak Malatya spor menfaatlerine göre oylarınızı kullanınız. Sizler eğer Malatyaspora sahip çıkmaz iseniz gelinen nokta kaçınılmaz son olacaktır.
Değer konuklar değerli kongre üyeleri, Kayyum heyeti olarak görevde olduğumuz sürede Malatya sporumuzda görev yapan başta teknik heyet olmak üzere futbolcularımızla çok yakın bir çalışma ortamı bulduk. Şunu özellikle vurgulamak isterim ki bu zor şartlarda bu insanlar hepimizden daha çok bir Malatyalı ve Malatyasporlu gibi davrandılar, onlar alkışı hak ettiler. Onlara tüm Malatya adına teşekkür ediyorum.
Sayım valim Kayyum heyeti olarak bizlere vermiş olduğunuz manevi güç ile bu göreve başladık. Görevde olduğumuz sürede bizlerin her zaman yanında oldunuz bizlerden maddi ve manevi hiç bir yardımı esirgemediniz. Bizler bu desteğinizi unutmayacağımız gibi inanıyorumki Malatya kamuoyuda sizin Malatyaspor için yaptıklarınızı unutmayacaktır. Malatya ve Malatyasporumuz adına size özellikle teşekür eder saygılarımızı sunarız.”
#####
1.5 milyon lira ne oldu merak ediyor musunuz?
Bizim görevi bıraktığımızın ertesi günü, İlhan Kavuk’a verildi..!
Verilmesine verildi ama bir işe yaradı mı?
Kesinlikle hiç bir yaraya merhem olmadı.
Futbolcular, kayyum heyeti diye kabul ettikleri rakamları, karşılarında bir yönetim görünce, kabul etmediler. Federasyon borçları yönetimin gelmesiyle eski haline geldi. Esnaf karşısında yönetici görünce yine parasını istedi...
Eğer bu para kayyum heyetine verilseydi ne olacaktı biliyor musunuz?
Malatyaspor’un devlete olan borçlarından başka borcu kalmayacaktı. Bu borcu da yapılandırma şansı her zaman vardı. Borç kalsa bile çok önemsiz bir miktar olacak ve bu borç rahatlıkla çevrilebilecekti.
Velhasıl, 1.5 trilyon parayla Malatyaspor’un geleceği kurtarılacakken, hem 1.5 trilyon heba edildi hem de Malatyaspor’un geleceği...
YENİ MALATYASPOR’UN DOĞUŞU
Tarihler 4 Haziran 2007 tarihini gösterdiğinde, Malatya Belediyespor Diyarbakır Bağlarspor’u Cuma ve Resul’ün golleriyle yenerek üçüncü profesyonel lige merhaba diyordu...
Üçüncü Lige çıkan bu takımın bir süre sonra, Malatyaspor’umuzun yerine ikame edilecek olan “Yeni Malatyaspor” olacağını kim bilebilirdi ki?
O dönem Malatya Belediyespor’un başkanıydım. Malatyaspor ise Birinci Ligde mücadele ediyor ve Süper Lige çıkabilmek için varını yoğunu ortaya koyuyordu.
Malatya’da her dönem üçüncü ligde oynayan bir pilot takım eksikliği hissedilmiştir. Malatyaspor’da genel kaptanlık yaptığım yıllardan beri bu eksikliği hisseden biriydim. Çünkü bazan karşınıza öyle yetenekli ve genç futbolcular çıkıyordu ki ne yapacağınızı şaşırıyordunuz. Malatyaspor’da oynayacak tecrübeye henüz ulaşmamış ama o kadar yetenekli ki adınız gibi biliyorsunuz bu çocuk bir kaç sene sonra çok büyük futbolcu olacak. İşte böyle genç ve yetenekli çocukların tecrübe kazanması için sürekli oynayacağı bir pilot takıma ihtiyaç vardı. Orada bu futbolcu gençler tecrübe kazanacak, pişecek, daha sonra getirip takıma monte edeceksiniz.
Bu düşünceyi hayata geçirmek için, Malatya Belediyespor’un mutlaka üçüncü lige çıkması gerekiyordu.
İki sezon görev yaptığım Malatya Belediyespor’da ilk sene Teknik Direktörlük görevine Erkan Gültekin’i getirmiştim. Yardımcılığını ise Hakan Çalışkan yapmaktaydı.
Gerçekten zor ve stresli günlerdi. Hafızam beni yanıltmıyorsa yüz üç takımla mücadele etmemiz gerekecekti. Yenilenin turnuva dışı kaldığı bir ortamın stresini siz düşünün.
İlk sezon başarılı bir performans gösterip, Kahramanmaraş gurubundan çıkmayı başardık. Finaldeki rakibimiz İstanbul Tepecikspor ve maç Ankara’da 19 Mayıs stadyumunda yapılacaktı.
Ankara’nın gürültüsünden uzakta sakin ve serin bir bölge olan İncek’te bir otel ayarlamıştım.
İçimde ukte olan bu hikayeyi aradan on iki sene geçtikten sonra anlatabilirim diye düşünüyorum, okurlarımdan ricam kimse yazdıklarımı başka mecralara ve özellikle siyasi yöne çekmesin.
Çünkü bizi tanıyanlar çok iyi bilirler ki biz yiğidin hakkını her zaman yiğide vermişizdir.
Maç için Ankara'nın İncek semtinde idman sahası ve, kondisyon merkezi olan bir otelde kampa girdik. Antrenmanlarımızı, ve ekibimizi, Ankara'ya geldiğimizi duyan Malatyalı hemşehrilerimiz, sağolsunlar bir an olsun bile yanlız bırakmadılar.
Özellikle Melih Gökçek ekibinden o dönem Ankaraspor la ilgilenen, hemşehrimiz Emin Katiboğlu her an yanımızda oldu.
Yanlış hatırlamıyorsam o dönem yedi milletvekilimiz vardı. Altısı Ak parti, biri Mevlüt Aslanoğlu.
Pazar günü oynayacağımız final maçına, Malatya basını gereken ilgiyi gösterdiği için milletvekillerimizin maçtan haberleri olmuştur diye düşündüm, fakat yine de Başkan olarak benim maça davetimin daha doğru bir davranış olacağını düşünerek, her milletvekilimi arayarak maça davet ettim. Kimine ulaştım, kimine ulaşamadım, kimi geri dönüş yaptı kimi yapmadı! Her neyse herkesin maçtan haberi oldu .
Rahmetli Mevlüt Aslanoğlu 'nu henüz tanımıyordum, kendinde telefonum da kayıtlı değildi. Herhangi bir vatandaş gibi aradım, telefonu açılmadı. Hellalleştiğim için rahatlıkla söyleyebilirim; Demek ki Mevlüt bey de tanımadığı, sıradan vatandaş!telefonlarına bakmıyor diye düşündüm ve üzüldüm .
Bir müddet sonra telefonum çaldı, arayan Mevlüt beydi,
-"Bu numaradan beni aramışsınız " diyerek söze başladı ,
Ben de kendimi tanıttım ve davetimi yaptım. Hangi otelde kaldığımızı ve kaç kişi olduğumuzu sordu, vedalaştık telefonu kapattı.
Akşam üzeri resepsiyondan misafirimin olduğunu belirten bir telefon aldım. Aşağı indiğimde elinde karanfil demetiyle beni bekleyen Mevlüt beyi gördüm.
Kaç kişi olduğumuzu niye sordu diye merak ediyordum, meğer kişi sayısınca karanfil almak için o soruyu sormuş. Uzatmayayım, takımı çağırdım, onlara başarı dileklerini sundu birer tane karanfil verip pazar günü Kıbrıs ta bir programı olduğunu maça gelemeyeceği için üzgün olduğunu belirtti.
Bir çay içtikten sonra ayrıldı ....
Başka hiç bir milletvekilini de görmedik...
Final maçında, Tepecikspor’a maalesef yenildik ve o yıl Tepecik 3.Lige çıkma başarısını gösterdi...
Umutlarımızı yeni sezona taşımıştık...

Malatya Belediyespor
***
O sezon, hoca değişikliğine gidip, İsmail Tekin ile anlaştık. Yardımcılıklarını Engin Beltekin ve Murat Kayapınar, Kaleci antrenörlüğünü ise Hüseyin Ökke yapıyordu
Yeni bir sezon, yeni heyecanlar ve bol stresli bir sezon bizi bekliyordu.
Zorlu maçlardan sonra Malatya şampiyonu olduk.
Kahramanmaraş elemelerinden geçtikten sonra son etap olan olan Hatay etabı için, 2006-2007 sezonunda yani üçüncü profesyonel lige çıktığımız yıl ve final grubu için Hatay'a gideceğimiz gün başımızdan geçen ilginç bir olayı nakledeyim:
Ben diğer grup maçlarına hep kendi arabamla gitmişimdir, bu son maçlar,
final maçları olduğu için, yolda sohbet, muhabbet, Malatya tabiriyle "Gülüşügünen" gideriz ve çocuklara moral olur düşüncesiyle teknik ekibe, benim de takım otobüsüyle geleceğimi söyledim.
Hareket saati dokuzdu. Kahvaltımı evde yapıp, tesislere gittim, futbolcular yukarıda kahvaltı yapıyorlar, malzemelerde otobüse yerleştiriliyordu.
Kulüp müdürümüz Amigo Yusuf 'un getirdiği çayı yudumlarken merdivenlerden telaşla inenlerin sesini duyup dışarı çıktığımda, bizim sağ bek oynayan bir futbolcumuzun kanlar içinde kolunu tutarak aşağı indiğini gördüm.
Futbolcuyu hastaneye gönderdikten sonra, neler olduğunu öğrenmek için olayı görenlerle konuştum .
Kahvaltı esnasında, bu yaralanan futbolcuyla, Kazım adındaki futbolcumuz, sebebini kimsenin bilmediği bir tartışmaya giriyorlar, tartışma sonucunda Kazım çay bardağını kırarak arkadaşına saldırıyor ve yaralanmasına sebep oluyor.
Olayı anlayınca kulüp müdürünü çağırıp, Kazım'ın malzemelerini otobüsten indirmelerini, bizle gelemeyeceğini, eşyalarını toplayıp tesisleri terketmesi gerektiğini bildirmesi talimatını verdim.
Bu arada biraz Kazım'dan bahsedeyim. Kazım bir dönem Konyaspor da oynamış çok iyi bir golcü ve çok iyi bir santrafordu. Bizde bu futbolcuyu gurup maçlarında ve final maçlarında faydalı olsun diye almıştık.
Fakat işe bakın ki şimdi finallere giderken ben onu memleketine gönderiyordum.
Aldığım büyük riskin farkındaydım, finaller de alacağımız başarısız sonuçlardan sonra, haklı olarak hedef tahtasına oturtulacağımı çok iyi biliyordum.
Gazetelerin atacağı manşetleri bile hayal edebiliyordum .
FLAŞ, FLAŞ, FLAŞ
-'Kazım'a Battalgazi maçı için mi para verdiniz '
-'Kazım'ı Bunun için mi aldınız'
-'Böyle kulüp mü yönetilir'
-'Bir yıllık emeği heba ettiniz'...
Kesinlikle haklılardı, çünkü takımın en önemli golcüsünü takımdan uzaklaştırmıştım.
Teknik heyet doğal olarak tedirgindi, bana affetmem konusunda telkinde bulundular, ama geri adım atmaya niyetim yoktu.
Akabinde takım kaptanı ve birkaç futbolcu daha gelip yine affetmemi rica ettiler, bende kendilerine birlik ve beraberliğin en üst seviyede olması gereken bu günde yapılan bu davranışın affedilmez bir hata olduğunu, bugün bu hareketi yapan birinin final maçında bile olsa bize ihanet edebileceğini onun için bu güvenilmez adamı affetmemin mümkün olmadığını anlattım...
Gol atma konusunda bir güvensizlikleri vardı.
Takım kaptanına, kendilerinin sadece başarıya odaklanmalarını, başarının sadece kendilerine ait olduğunu, başarısızlık durumunda, tüm sorumlulukları üzerime alacağımı, takımın rahat olmasını arkadaşlarına iletmesini istedim...
Ve kendilerinden iki kişilik oynamalarını rica ettim.
Bu olumsuzluklarla başlayan yolculuğumuz, yol boyunca verdiğimiz yemek ve ihtiyaç molalarında futbolcularla konuşmamda o güvensiz ortam yerini kendilerine güvenen hatta başkanım huzurumuz ve başarımız için iyi ki böyle bir karar verdiniz noktasına kadar getirdi....
Meğerse herkes yaptığımdan mutlu olmuş...
Futbolcu kardeşlerim oynadıkları maçlar da, gerçekten iki kişilik oynadılar ve beni mahçup etmediler ve sonucunda şampiyonluğu şehrimize getirdiler.
Aksi olsaydı beni basının elinden kim kurtarırdı...
Tüm övgüler, tüm alkışlar onlarındır...
****
Biz yine Hatay’a dönelim:
Bu grubu da geçersek şampiyon olup üçüncü lige çıkacağız. Grubun favorisi biz ve ismini vermek istemediğim komşu bir ilin takımı, isterseniz o takıma x takımı diyelim.
Dedikodulardan uzak olalım diye Hataya biraz uzakta bir otele yerleştik, idmanlara başladık. Hava güzel, otel güzel, ortam güzel, şampiyonluğa olan inancımız tam, işte böyle bir hava yakalamışken, bir sabah otelimizin etrafının askerlerle çevrildiğini gördüm!!!.İşin gerçeği çokta ilgilenmedim, bizimle ne ilgisi olabilirdi ki, biz bir spor kafilesiydik, herhalde bir terörist falan arıyorlardır diye düşündüm .
Ama yanılmışım ; çünkü bizi arıyorlarmış.....
Olayın aslı şöyleymiş, ihbar varmış! ve bizim takımda beş kişilik bir canlı bomba çetesi varmış! ve bunlar kendilerini patlatacakmış! Hep mış mış lı oldu ama masal gibi bir hikaye! benim kattığım ilave ettiğim birşey yok.
Şaka bir yana o yukarıda bahsettiğim x takımı bizim takımın belkemiği beş futbolcuyu terörist, canlı bomba diye ihbar ettikleri için jandarma da haklı olarak otele baskın yapıp bu arkadaşları soruşturmak zorunda kaldılar. Tabi olay anlaşılınca arkadaşları bırakıp gittiler fakat o yakaladığımız hava tamamen dağılmış yerini bir endişeye bırakmıştı. Arkadaşları toplayıp endişe etmemelerini telkin ettimse de herkeste ikinci bir hamle beklentisi vardı.
Veeeee beklenen ikinci hamle geldi! Biri tutmadı öteki tutsun mantığıyla, terörist ihbarından sonuç da alınmayınca bu defa gerçek bir ihbarla karşı karşıya bıraktılar, o da asker kaçağı suçlaması.
Spor camiası bilir her futbol takımında askerliğini erteleyen futbolcu vardır. Bunlar da bizim askerlik yapmayan futbolcuların isimlerini jandarmaya, polise bildirerek asker kaçağı olarak aranmalarını sağladılar.
Ertesi gün maçımız var! maçı mı düşünürsün futbolcunu nasıl polisin, askerin elinden saklarsın onu mu düşünürsün, köşe kapmaca oynuyoruz, halimi anlayın!
Amaç bugünkü maçta takımın iyi oyuncularını asker kaçağı diye almak, x takımıyla yarın oynayacağımız final maçına güçsüz çıkıp şampiyonluğu x takımına kaptırmamız.
Uzatmayayım maça çıktık ama ne çıkış, saha kenarı polisten geçilmiyor, polislerin elinde bir liste bir de resim albümü!
Senaryoyu yazmışlar maç bitiminde bu futbolcular alınacak ve yarınki maça kadar bırakılmayacak!
Tabi bizimde bu atağa karşı ataklarımız beklenmeliydi öyle değil mi?
Ben de Hatay'da sözü geçen akaryakıt bayii bir arkadaşım Ahmet Kılıççıoğlu’nu aradım durumu izah ettim ve maçın bitiminden önce, soyunma odalarının olduğu kapıda durmasını ve arabayı çalışır halde beklemesini rica ettim...
Gelelim maça daha doğrusu maçın son dakikalarına, maç istediğimiz gibi devam ediyor fakat biliyorum ki hakem bitiş düdüğünü çaldığı an bizim sporcuları kapacaklar. Ben protokol tribününde maç seyretmiyorum, strateji geliştirmekle meşgulüm, kulübe ile antrenör İsmail Tekin'le sürekli konuşuyoruz. Maçın 75.dakikası hocayı aradım ve aranan üç futbolcumuzu oyundan almasını, onlara soyunma odasına gidiyor gibi yapıp arkada hazır bekleyen arabaya binmelerini söylemesini istedim. Arkadaşımı da arayıp durumu anlattım ...
Macera filmi gibi değil mi? Üç oyuncumuz oyundan alınınca, plan gereği denileni yapıp arkadaşımın vasıtasıyla bizim dahi bilmediğimiz bir yere götürüldüler. Akabinde Polislerin koşuşturmasını görmenizi isterdim, sanıyorum büyük büyük amirlerinden baya bir fırça yediler...
Güzel bir laf vardır ya
-"Sizin bir hesabınız varsa yüce yaratıcının da bir hesabı vardır"
diye o sözün tecellisini biz Hatay'da yaşadık.
Finali bizimle oynayacaklarını düşünüp bize binbir oyun oynayan x takımı yarı finalde yüz kere oynasalar yüz kere yenecekleri bir takıma yenildiler ve finali bizimle oynayamadılar.
Ve Malatya Belediyespor, zoru başararak yüzlerce takım arasından sıyrılarak profesyonel 3. Lige çıkmayı başardı.
FOTOĞRAF
Şampiyonluk sonrası omuzlara alınan Başkan Atilla Kantarcı
####
Konumuzun dışında ama bir dip not olarak belirtmemde yarar var. O yıl Belediyespor’un voleybol takımı 1. Lige, masa tenisi takımı ise 2. Lige çıkma başarısı gösterdi. Ancak benim görevi bırakmamdan sonra voleybol takımına üvey evlat muamelesi yapılarak takımın ligden düşmesi sağlandı. Beni üzen nokta Malatya basınının bu konuya gerekli duyarlığı göstermemesiydi. Takımı düşürenlere bir eleştiri dahi yapılmadı..!
Üçüncü Lige çıktığımız sene, bazı anlaşmazlıklardan dolayı ben başkanlığı bıraktım. O sene başkanlığa Fahrettin Eserdi seçildi. Aynı yıl üçüncü lige çıktığımız takımın çoğu futbolcusu korunarak 2009-2010 sezonunda 2. Lige çıkma başarısı gösterildi.
Belediyespor’un bu yükselişi sürerken Malatyaspor sürekli ivme kaybediyordu.
Malatyaspor’un sorunlarla boğuşması ve borç batağında olması nedeniyle, 2010 da yapılan genel kurulda Malatya Belediyespor’un ismi Yeni Malatyaspor olarak değiştirildi.
Nurettin Soykan’ın büyük bir kısmını yaptığı, Turan Çevik yönetiminin bitirdiği ve kötü niyetlilerin elinde hacze konu olmasın diye, bizzat Nurettin Soykan tarafından Özel İdareye devredilen “Nurettin Soykan Malatyaspor tesisleri” bir oldu bittiyle Malatyaspor’un elinden alınıp Yeni Malatyaspor’a verildi.

Şampiyonluk coşkusu. Belediye Başkanı Cemal Akın ile...

Şampiyonluk sonrası, Atilla Kantarcı, B. Başkanı Cemal Akın ve Teknik Direktör İsmail Tekin ve futbolcular...
Bu yıllarda geçirdiğim bir rahatsızlıktan ötürü uzun süre Malatyaspor’dan uzak kaldım.
O yüzden bundan sonraki dönemler hakkında yeterli bilgi sahibi değilim.
Bilmediğim konularda, başkalarının ağzından yazmak da inanın benim tarzım değil.
Bu yüzden benden bu kadar deyip, bundan sonrasını bu konuyu bilenlere bırakıyorum...
Ben Malatyaspor’un kuruluşundan bu yana 50 yılını yazdım, birisi de çıkıp son yılları yazar inşallah...
Malatyaspor’suz bir Malatya her zaman eksik kalır.
Dedikoduları, kısır çekişmeleri bir yana bırakıp Malatyaspor’a destek olalım...
Selam olsun Malatya’mın güzel insanlarına...