
Malatyasporlu yöneticiler,futbolcular, Vali Hüseyin Sabri Sözen (1968-70 arası görev yaptı) ile...
Nihat Aslankara ile ilgili çok az kişinin bildiği bir olayı sizlerle paylaşayım istedim. Bu olay Elazığ’lı olan Nihat Aslankara’nın Malatya’yı ne kadar sevdiğinin bir kanıtı olur umarım.
Malatyaspor 2 Lige alınınca olayın maddi yönü başta Osman Çağlı olmak üzere yetkilileri düşündürmeye başlamıştır. Üstüne üstlük bir de Federasyona bir miktar teminat yatırılması gerekmektedir.
Osman Çağlı’nın bürosunda toplantı üstüne toplantı yaparlar ve Federasyona, bu yıl liglere katılamayacağımızı, hakkımızı seneye kullanmak üzere dondurmak istediğimizi bildiren bir telgraf çekmeye karar verirler.
Telgraf yazılır ve merhum Fevzi Yener, telgrafı çekmek için acele ile postaneye doğru yollanır. Mesainin bitimine az bir süre kaldığı için Fevzi Yener, süratle hareket etmektedir. Hüseyin beg köprüsü civarından geçerken bir ses duyar, seslenen Nihat Aslankara’dır ve arabasını durdurup sorar:
“Bu ne acele Fevzi bey, nereye böyle”
“Acelem var Nihat bey, postaneye yetişmem lazım”
Fakat Nihat beyin, konuyu anlamadan bırakmaya niyeti yoktur. Fevzi Yener, durumu kısaca özetler. Bunun üzerine Nihat Aslankara, Fevzi Yener’e “atla arabaya” diyerek emrivaki yapar ve arabayı toplantı yapılan Beden Terbiyesi Bölge Müdürlüğüne doğru sürer. Fevzi Yener çaresiz uymak zorunda kalmıştır.
Hızla Osman Çağlı’nın odasına doğru ilerler. Nihat bey önde Fevzi Yener arkada toplantı salonuna girerler. Toplantı yapan ekip dağılmak üzeredir. Nihat Aslankara sinirli bir ses tonuyla:
“Fevzi beyin telgrafı çekmesine ben engel oldum. Malatya’yı bu şekilde küçük düşürmenize gönlüm razı gelmedi. Yarın basın önünde ne diyeceksiniz. Hiç düşündünüz mü? Malatya’nın ileri gelenleri aciz mi kaldı diyeceksiniz. Koca şehir bir spor kulübünü idare edemedik mi diyeceksiniz. Bunu Türkiye’ye anlatamazsınız Üstelik siz Malatya’lısınız, siz nasıl bu kadar rahat olursunuz. Telgrafa gerek kalmadı, Teminat parasını ben ödüyorum”...

Nihat Aslankara

Nihat Aslankara bir imza töreninde

Bir maç sonrası Şükrü Ersoy, Cemil İstanbulluoğlu ve Uzun Arif’in (Şansever) omuzlarında. Arka planda Mıh Osman, Fevzi Yener görülüyor.
Şimdi size maç öncesi bir stat anonsu dinlettireceğim. Bakalım bu sesin sahibini üslubundan tanıyabilecek misiniz?
“Dikkat, Dikkat, lütfen dikkat”
“Biraz sonra oynanacak olan, Malatyaspor-Rizespor, 2. Milli Lig, müsabakasının hakem ve takım kadrolarını arz ediyorum”:
“Hakem triosu:
“Orta hakemi: Muzaffer Sarvan
“Yan hakemler: Lütfü Kuşdemir, Ahmet Demir
“Malatyaspor: Kaleci Suat, sağ bek Haşim,sol bek Yusuf, santraf Selahattin...................sağ iç....., sol iç.....
Tanımaz olur muyuz dediğinizi duyar gibiyim İnönü stadında maç öncesi yaptığı anonsları hala kulaklarımızda olan davudi sesi ve mükemmel diksiyonuyla spikerlere taş çıkaran ve Malatyaspor’a kuruluşundan bu yana çok emekleri geçen Fevzi Yener’e de şükranlarımızı ve rahmet dileklerimizi gönderiyoruz.

Malatyaspor’a birçok dalda hizmet eden Fevzi Yener, Kaptan Selahattin ve Mustafa Kocatürk ile...

Malatyaspor Amigosu Yusuf Mor’un Diyarbakır -Rize maçındaki konuşması.
1972-73 sezonunda Nihat Aslankara başkanlığında takımımız iyi bir performans gösterip şampiyonluğun en büyük adaylarından biri olmuştu. Sezonun son haftalarında o yıllar hep en önemli rakibimiz olan Rizespor’la başbaşa kalmıştık.
Son hafta biz kendi sahamızda Ankara Yenimahalle ile, Rizespor ise Diyarbakırspor ile deplasmanda oynuyordu. Bizim şampiyon olmamız için Diyarbakırspor’un Rizespor’u mutlaka yenmesi gerekiyordu.
Bu konuyu görüşmek üzere, Malatyaspor, yönetim kurulu bir strateji geliştirmek için toplantı üstüne toplantı yapar. Toplantıda, Diyarbakırspor’a Rizespor’u yenmesi için teşvik primi verilmesi kararı alınır.
Teşvik primi verilmesine verilecek de para nerede?
Yönetimden birkaç kişi para toplamak için için esnafları dolaşmaya çıkar ve yönetimin de katkısıyla 75000 lira toparlanır. Genel kaptan Pehlivan Doğan (Doğan Gülergün) Diyarbakırspor yönetimiyle görüşmek için Diyarbakır’a gider ve Başkan Çelebi Eser’le görüşür. Görüşme çok ılımlı geçer, Diyarbakır’lı yöneticiler Malatyaspor’un şampiyon olmasını istediklerini söylerler. Fakat bir sorun vardır o da taraftarı ikna etmek. Çünkü bir önceki maçta Malatya seyircisiyle sürtüşme yaşanmış bu da, Diyarbakır seyircisini kızdırmıştır.
Buna da bir çare bulunur. Malatya’dan Amigo Yusuf’un ve Malatya seyircisinin Diyarbakır’a gelmesi sağlanacaktır.
Maç sabahı yüzlerce araç, bayraklar ve formalarla, Diyarbakır’a doğru yola çıkarlar. Daha önce Diyarbakır’a giden Amigo Yusuf, Diyarbakır girişinde araçları durdurur ve onlara, Malatya’lı olduğumuzu belirten hiç bir şey taşımamamız gerektiğini ve ayrıca ayrı tribünlerde değil Diyarbakırspor taraftarlarının arasına oturmalarını ve Malatya’lı olduklarını hissettirmemelerini söyler.
Maç günü gelir çatar. Malatya’lılar akın akın maça gider ve Diyarbakırlıların arasına Diyarbakır’lı gibi otururlar. Maçın başlamasına az bir süre kala, Amigo Yusuf, Diyarbakırspor formasını giyer sahaya çıkar fakat yuhalanır, Diyarbakır seyircisi Rize şampiyon diye tempo tutmaktadır. Diyarbakır seyircisi iyice coşmuştur artık. Tam bu esnada Amigo Yusuf, tribünün önündeki bölüme çıkar. Hararetli bir konuşma yapar. İki komşu il olduğumuzu, birbirimize ihtiyacımız olduğunu güzel ve ateşli bir konuşma ile anlatır. Bu şekilde tribünleri dolaşır ve en son konuşmasından sonra seyirciye Şampiyon Malatya sloganı attırmak ister. Önce Diyarbakır seyircisi kayıtsız kalır, fakat aralarındaki Malatyalıların, Şampiyon Malatya diye bağırmalarına bir süre sonra onlar da toplum psikolojisi gereği eşlik ederler. Tribün inlemektedir. Az sayıdaki Rize seyircisi ne olduğunu anlayamadan maç başlamıştır bile. Maçın başlarında Diyarbakırspor’lu Boğa Emin Penaltıdan bir gol atar. Artık tribünler, Malatya Diyar omuz omuza sloganlarıyla inlemektedir...
Ve Malatyaspor o yıl ikinci lige çıkar...
Bu şampiyonlukta emeği olan ve daha sonraki yıllarda emekleri bulunan, başta Malatya’lı olmamasına rağmen varını yoğunu bu uğurda harcayıp bütün servetini kaybeden ve huzur evinde yaşama veda eden Nihat Aslankara olmak üzere, Malatyaspor’un ilk malzemecisi (1968 - 1983 yılları arası) malzemeci Kenan baba Kenan Oğuzhanoğlu’na, Doğan Gülergün (Pehlivan Doğan), Yaşar Öztürk (Komünist Yaşar), Nurettin Gökbulut ve diğer yöneticilere, İleri ki yıllarda Malatyaspor’lu futbolcuların yemeklerini yapan Sedat Dirican ve Osman Öztürk’e ayrıca, seyyar satıcılık yaparak (gündüz çekirdek gece kestane satarak, sinema reklamlarını dolaştırarak) evini geçindirmeye çalışan, ekmeğini taştan çıkaran, ilk okulda arkadaşlarının okula geç kaldığı bir gün koşarak gelmesi üzerine “İhsan okula tavşan gibi geliyor” diye takılmalarıyla adı tavşan olarak kalan, bir defasında pikabın üzerine çıkıp davul zurna ile yapılan şehir turu sırasında, şöförün ani fren yapmasıyla düşüp ağır yaralanan, annesinin “oğlum bırak bu işi” demesine rağmen amigoluğu bırakmayan, spor aşığı Amigo Tavşan’a (1936-1989) (İhsan Toy), asıl mesleği terzilik olmasına rağmen 1968 yılında Yıldız Gençlik kulübü başkanlığı ve Malatyaspor amigoluğunu birlikte yürüten daha sonra ASKF başkanlığı yapan, spor adamı Kaysıgo Selahattin’e (Selahattin Özkanlı 1938-), Amigo Ayhan’a (Ayhan Tetik) ve en önemlisi uzun yıllar dağ taş, yağmur çamur demeden masraflarını kendi yaparak deplasmanlara gidip taraftarı coşturan Amigo Yusuf’a (Yusuf Mor) gönül dolusu teşekkür

Amigo Tavşan (İhsan Toy)

Emektar malzemeci Kenan Baba (Oğuzhanoğlu)

İlk amigomuz Selahattin Özkanlı (Kaysıgo Selahattin)

Amigo Yusuf (Yusuf Mor) Birmaç öncesi, Ersin ve Kaptan Selahattin

Malatyaspor genç takımı.1973-1974
Ayaktakiler. Soldan sağa: Sefa Tatlıcı, Özer Özer, Tahir İğci, Hüseyin, Hikmet, Hasan Kartal
Oturanlar. Soldan sağa: Erhan Amca, Erdal, Hakan, Erdal Gültekin ve Hamit Tekgül
En fazla teşekkürü hakkeden bir isim de kuşkusuz Malatya’nın ilk teknik direktörlerinden olan Özkan Akbulut’tur. İleri ki yıllarda, Malatyaspor’un başı ne zaman dara düşse, teknik direktörsüz kalsa, para pul düşünmeden takımın başına geçerek Malatyaspor’u hocasız bırakmamıştır.
Bu saydıklarımdan ölenlere rahmet diliyorum, mekanları cennet olsun.

Yüce Allah’tan rahmet dileyeceğimiz o kadar çok Malatyaspor sevdalısı var ki ayırmadan hepsine rahmet diliyorum. Fakat o dönem Malatya’yı yasa boğan elim bir kazayı da anlatmadan geçmek istemiyorum.
Malatyaspor’un Malatya’lı için ne anlama geldiğini anlamak için Malatyaspor uğruna canını verenlere bakılmasını öneririm.
1972-73 sezonu Malatyaspor ikinci lige çıkmak için mücadele ettiği günler. Çok iyi tanıdığım, şöförlük yapan Nurettin Mazmanoğlu ve Malatyaspor’un yöneticilerinden İsmet Kirpi ile Nurettin Kurtay şampiyonluk için çekiştiğimiz Rizespor ile oynayacak olan Erzincanspor’a teşvik primi götürmekiçin Nurettin Mazmanoğlu yönetimindeki yeşil Murat 124 ile Erzincan’a gidiyorlar. Dönüş yolunda bir anlık dikkatsizlik, kaçınılmaz son ve elim kaza. Bu değerli üç insanımız rahmete kavuşuyor.
Bu kişilerden İsmet Kirpi’nin kısa bir hikayesini anlatayım:
Kendini Malatyaspor’a adayan ve Malatyaspor’un şampiyonluğu için dağ bayır demeden koşturan, İsmet Kirpi emekli bir askerdir. Tahtalı Minare olarak bilinen sokakta, Kirpi’lerin konağı denen evde iki kız, bir erkek evladıyla oturmaktadır. Erzincan dönüşü bu elim kaza meydana gelince çocuklar ortada kalır. Bacanağı olan Kemal Taşçı, çocukları himayesine alır ve kendi oturduğu apartmana getirir yani bir nevi sahip çıkar...
Bu üç taraftarımıza da rahmet olsun...
Bu olayı niye anlattım biliyor musunuz.?
Malatyaspor tarihini bilin diye.
Malatyaspor tarihinden bir haber olanlar, ne zorluklarla bu günlere gelindiğini bilmeyenler, Malatyaspor’u o kadar hor kullandılar ve yıprattılar ki, tarih bunları affetmeyecek ve ayrıca kamuoyu vicdanında da yargılanacaklardır.
Soldan sağa: Uğur Ersoy (Antrenör), Selahattin Yapa, Kaleci Yunus, Ersin, Tuncay, Hayati, Kivre Selahattin
Oturanlar: Sedat, İsmail Tekin, Feyyaz Bursalı, Yusuf Duman ve Yusuf Aydın
Bu kitapla ilgili çalışmalarım sırasında 8 Mart 1973 tarihli Hayat Mecmuasında Gazeteci Orhan Apaydın’ın bir haberine rastladım.