Gelin hep birlikte…
Yaklaşık 200 yıl öncesine gidip
1830 yıllarının Malatya’sına bir göz atalım…
O yıllar Eski Malatya’nın ciddi sıkıntılar içinde olduğu yıllardı. Şehirde eşkıyalık had safhaya ulaşmış, salgın hastalıklar ve ekonomik problemler alabildiğine artmıştı. 1835’te Malatya’yı ziyaret eden İngiltere’nin Erzurum konsolosu J. Brant da şehrin harap durumundan, hastalıklardan ve eşkıyalık olaylarından söz eder.
Halkın önemli bir bölümü yaz aylarını Aspuzu’daki bağ ve bahçelerinde geçiriyor ve bir kısmı bu problemlerden ötürü dönmeyip bağ köylerine yerleşip orada kalıyorlardı.
1838 yılında Osmanlı ordusunun komutanı Çerkes Hafız Mehmed Paşa, Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa ile yaşanan siyasi ve askerî gerilim nedeniyle hazırlanan orduyu Malatya’da topladı. Dolayısıyla Osmanlı Ordusu 1838-1839 kışını burada geçirmek zorunda kaldı ve 1839 baharında Nizip Savaşı'na gitmek üzere Malatya’dan ayrıldı. Askerlerin kaldığı Eski Malatya'nın evleri ve çarşısı büyük ölçüde zarar görmüş durumdaydı. Bu yüzden halk artık eski şehre dönmek istemedi. Ünlü İngiliz seyyah Ainsworth, askerlerin ayrılmasından sonra şehirde yaklaşık 500 evin yıkık ve harap halde bulunduğunu aktarır. Ünlü Fransız gezgin Charles Texier de kervansarayların ıssız, evlerin ise perişan durumda olduğunu belirtir.
Halk bu olaydan sonra sadece evlerini değil, zamanla çarşısını, dükkânlarını, işlerini, pazarını ve günlük hayatını da Aspuzu’ya taşıdı. Eski şehir ise halkın dilinde “Aşağı Şeher” veya “Eski Malatya” olarak anılmaya başladı.
Böylece başlangıçta “yazlık” olarak kullanılan Aspuzu, kalıcı yerleşim yeri haline gelmeye başladı.
1838-39'dan sonra şehir fiilen Aspuzu'ya taşınmış olsa da, idarî olarak “resmî taşınma” hemen gerçekleşmedi. Araştırmalarda, Aspuzu'nun yönetim merkezi haline gelmesinin zaman içerisinde gerçekleştiği ve resmî taşınmanın belgelerde daha sonraki tarihlerde gerçekleştiği açık biçimde görülüyor.
Yani kısaca, zoraki taşındığı Aspuzu Bağlarında, kök salmak, şehirleşmek, kültür ve medeniyetini devam ettirmek için yoğun bir mücadele veren bir şehir konumuna geldi Malatya…
1840'lı yılları, Yeni Malatya’nın doğum sancısı çektiği yıllar olarak nitelendirebilirim.
1850-1870 yılları, Malatya’nın artık ben burada var olup, burada büyüyeceğim dediği yıllar olmuştur. Bu dönemde Malatya, Aspuzu'da kök salmış, eskisine göre daha modern evler, yeni mahalleler oluşmuş, ticaret canlanmış ve şehir güneybatıya doğru büyümeye başlamıştır.
Aspuzu artık yazlık mekanlardan oluşan bir yerleşim yeri değildir…
1870-1880 yılları Malatya’nın büyüme ve gelişme yıllarıdır. Yüzyılın son çeyreğinde Yeni Malatya artık önemli bir Osmanlı taşra şehrine dönüşmüştür.
Çarşılar, hanlar, hamamlar, camiler ve yeni mahalleler, gelişmiş ticari hayat özellikle kayısı, meyve, tarım ürünleri ve bölgesel ticaret etrafında gelişmeye başlamıştır.
Şehrin nüfusu da artmış, Müslümanlarla birlikte Ermeni nüfusu da şehir hayatında önemli bir yer tutmaya başlamıştı. Malatya'nın ticari ve zanaatkâr yapısında farklı toplulukların birlikte yaşadığı, birbirlerinden etkilendikleri, çok kültürlü bir şehir hayatı oluşmuştu.
1871 yılında ilk defa Belediye Reisiyle tanıştı Malatya. İlk Belediye Reisi Ahmed Bey ve Belediye Azaları Kasım Ağa, Mehmet Efendi, Sadık Bey, Ohannes Efendi, Halil Ağa, Serkis Efendi, Kirkor Efendi şehrin büyümesi için elbirliği ile çalıştılar. 1875 yılında Ömer Efendi, 1878 yılları ile 1883 yılları arasında görev yapan Belediye Reisimiz Sıddık(Sadık) Efendi ve Daha sonraki yıllarda (1883-1885)Belediye Başkanlığı görevi yapan hemşehrimiz Feyzullah Efendi, Malatya’nın kalkınması İçin çaba gösterdiler.
1889 yılındaki büyük Çarşı Yangını sırasında Belediye Reisi olan Ali Efendi ve 1893 depreminde Belediye Reisi olan Hacı İbrahim Efendi, şehrin tekrar imar edilmesi için çok büyük gayret göstermişlerdir.
1889 yılı ve sonrasında gelen beş yıl Malatya için çok şanssız ve yıkıcı yıllar olmuştur. 1889 yılındaki büyük çarşı yangını ardından 1890 yılında ikinci büyük bir yangın vuku bulmuş, 1893 yılında büyük deprem sonrasındaki yıllarda kolera salgını ve çekirge istilası başlamıştı.
Belediyeler tarafından isimleri dahi anılmayan adı geçen başkanlarımıza ve daha sonraki yıllarda görev yapan Mehmet Ali Efendi, Haşim Bey (Fırat), Azizlerin Mustafa Ağa, Arpacızade Mehmet Rıfat Efendi, Abiş Ağa ve Keşşaf Efendi’ye şehrim adına teşekkür ediyorum.
Mekanları cennet olsun…
Selam olsun Malatya’mın güzel insanlarına…
