Bahar, doğanın uyanışını simgeler; ağaçlar yeşerir, çiçekler açar, kuşlar cıvıldar ve insanlar uzun bir kış uykusundan uyanır. Ancak her yeniliğin, her güzel mevsimin bir bedeli vardır. Bahar, sadece doğanın taze başlangıcını değil, aynı zamanda insan vücudunun ve ruhunun uyandığı, alıştığı kışın yorgunluğundan kurtulmaya çalıştığı bir süreçtir.
Bu süreçte, baharın habercileri devreye girer. Her biri farklı şekilde kendini gösterir ama hepsi aynı anda başlar: Polene alerjisi olanlar, montunu elinde taşıyanlar, güneş gözlüksüz yapamayanlar ve her tarafı saran kedi yavruları…
POLENE ALERJİSİ OLUP DEVAMLI HAPŞIRANLAR
Baharın en belirgin etkilerinden biri, polenlerin havada süzülmeye başlamasıdır. Özellikle polene alerjisi olanlar için bu durum tam anlamıyla bir kabusa dönüşebilir. Gözler kaşınır, burun akar, hapşırıklar kesilmez… İnsanlar dışarı adım atar atmaz bu semptomlarla karşılaşır ve her nefes alış bir hayli zorlaşır. Ama ne yapalım, bahar böyle geliyor. Alerji ilaçları, burun spreyleri ve göz damlaları devreye girer. Ancak, her bir hapşırık, baharın ne kadar canlı olduğunu, doğanın uyandığını ve artık kışın soğuk günlerinin geride kaldığını hatırlatır. Bir yandan polenle boğuşurken, diğer yandan doğanın taptaze kokusunu almak, insanın içini ferahlatır.
MONTUNU ELİNDE TAŞIYANLAR
Bahar, hava durumunun kararsız olduğu bir dönemdir. Özellikle şu günlerde Malatya’daki gibi. Güneş sıcak, ama sabahları ve akşamları rüzgar serindir. Malatyalılar, "Bugün güneşli bir gün, montu evde bırakabilirim" diyerek evden çıkarlar. Ancak bir süre sonra, özellikle öğleden sonraları hava aniden soğuyabilir. Ne yaparsınız? Montu elinizde taşımak zorunda kalırsınız. Bahar, "şimdi giysem mi, giymesem mi?" ikilemini başlatır. Bir yanda güneşin sıcak ışıkları, diğer yanda rüzgarın soğuk etkisi. Bu yüzden her bahar, montunu elinde taşıyanlar kendini bulur. İnsanın elindeki mont, bir yandan soğuğa karşı savunma aracı, diğer yandan baharın belirsizliğini simgeler.
GÜNEŞ GÖZLÜKSÜZ YAPAMAYANLAR
Baharın en keyifli yanlarından biri, güneşin daha uzun süre yüzünü göstermesidir. Ancak, güneş ışınları da bazen fazlasıyla parlayıp gözleri rahatsız edebilir. Özellikle gözlerinde hassasiyet olanlar için güneş gözlüğü, baharın olmazsa olmazlarından biridir. Güneş gözlüksüz çıkmak, sanki bir eksiklik hissi yaratır. Gözler, güneşin sert ışıklarına karşı korunmazsa, baş ağrıları ve göz sulanması kaçınılmaz olur. Baharın habercisi olan bu gözlükler, sadece gözleri korumakla kalmaz, aynı zamanda stilinize de şıklık katar. Herkesin farklı tarzda güneş gözlüğü tercih etmesi, baharın renkli ve dinamik atmosferine tam anlamıyla uyum sağlar.
HER TARAFI SARAN KEDİ YAVRULARI
Bahar, aynı zamanda sokaklarda, parkta, hatta evlerde yeni doğmuş kedi yavrularının görünmeye başladığı zamandır. Minik patileriyle koşan yavrular, birçok kişiyi sevimlilikleriyle kendilerine çekmeye başlar. Her köşe başında bir kedi yavrusu görmek, baharın kesin işaretlerinden biridir. Kediler, baharın doğayla buluştuğu anın simgeleridir; masumiyetin, neşenin, keşfetmenin sembolüdür. Bir yanda polen alerjileriyle boğuşanlar, diğer yanda sokaklarda koşup oynayan bu minik canlılarla baharın neşesi dört bir yana yayılır. Kedi yavruları, baharın hayatı neşelendiren küçük ama etkili habercileridir.
Bahar, doğanın uyanışıyla beraber bize sunduğu pek çok sürprizi de beraberinde getirir. Her polen tanesi, her güneş ışığı ve her minik kedi yavrusu, baharın neşeli, taze ve umut dolu yüzünü gösterir. Her ne kadar bu dönem, bazen alerjiler ve mont taşımalarla zorlu olsa da, bir şekilde baharın ritmiyle uyum sağlamayı öğreniriz. Bahar, sadece mevsimsel değil, aynı zamanda duygusal bir yenilenmedir. İşte bu nedenle, her türlü zorluğa rağmen, baharın habercilerini sevinçle karşılar, onlara "hoş geldin" deriz.