6 Şubat depremlerinin ikinci yıl dönümünde gerçekleştirilen etkinlikler Malatya'da sadece bir tarihsel anımsatıcıdan ibaret değildi. Aynı zamanda, bir yıkımın, bir acının ve bir halkın yeniden hayatta kalma mücadelesinin ikinci yıl dönümünü simgeliyordu. Malatya’daki birçok kurum, kuruluş ve sivil toplum örgütü tarafından gerçekleştirilen anma programları, 6 Şubat 2023’teki büyük depremde hayatını kaybeden binlerce insanı, kaybolan evleri, yıkılan yaşamları anma amacı taşıyordu. Ancak bu anmaların ve yıl dönümü törenlerinin ardında derin bir soru yatıyor: Bu kadar büyük acılar yaşandıktan sonra gerçekten bir değişim yaşanacak mı, yoksa yine başka yıllarda, başka felaketlerde aynı acıları mı yaşayacağız?
17 Ağustos 1999’dan Bugüne
17 Ağustos 1999’da Gölcük depremi, Türkiye’nin tarihindeki en büyük felaketlerden biri olarak hafızalarda yer etmişti. 17 bin 480 kişinin hayatını kaybetmesine, binlerce insanın evsiz kalmasına, şehirlere ve kasabalara büyük zararlar gelmesine neden olan o felaketten sonra her yıl düzenlenen anma törenleri, hem devlete hem de topluma "unutmayın, hatırlayın" mesajı veriyordu. Ancak, 6 Şubat 2023 depremi sonrası gelinen noktada, 17 Ağustos'un üzerinden geçen onca yılda hiçbir ciddi dönüşüm yaşanmadığını görmek acı verici bir gerçektir. Eğer her yıl anmalar yapmak bir çözüm olsaydı, 6 Şubat’ı yaşamazdık.
Bunun en temel sebebi, depremlerin birer “doğa olayı” olmaktan çok, yaşadığımız çevredeki “insan kaynaklı” sorunların bir sonucu olduğudur. Binlerce insanın canını alan bu felaketlerin arkasında tek bir temel sebep vardır: Hazırlıksızlık. Zayıf yapı stokları, yetersiz denetimler, imar planlarındaki eksiklikler, şehirleşme anlayışındaki yanlışlıklar... Bu nedenlerin uzun yıllardır konuşulmasına rağmen hiçbir ciddi değişim gerçekleştirilememiştir. 1999 Gölcük depremi, 6 Şubat depremi ve diğer benzer felaketler, bu körlüğün ve sorumsuzluğun kurbanlarıdır.
Anmalar Nereye Kadar? Gerçek Çözüm Nerededir?
Anmalar elbette önemlidir, çünkü geçmişin hatalarından ders çıkarma niyeti taşır. Ancak sorulması gereken temel soru şu: Bu anmalar bir sorunu çözebiliyor mu? Birçok kişi, 17 Ağustos'un her yıl yapılan anmalarını anlamlı buluyor olabilir, ancak bu yıllık törenlerin yarattığı etki, büyük depremlerin meydana geldiği gerçek yerlerdeki insanlar için hiçbir zaman yeterli olmamıştır. 6 Şubat ve 17 Ağustos’u anmak bir sorunu çözmektense, sorunun daha da büyümesine neden olan sebeplerin üzerini örtmektedir.
Anma törenlerinde, depremde kaybedilen canlar anılıyor, afetzedelere yardım kampanyaları düzenleniyor ve bir anlık saygı duruşları yapılıyor. Ancak depreme dayanıklı şehirler, sürdürülebilir ve güvenli yapılar inşa etmek, insan hayatını öncelemek gibi uzun vadeli çözümler için bir adım atılmıyor. Hangi alanda olursa olsun, gerçek çözümler anmalarla değil, aksiyonla mümkündür.
Depremle mücadelede atılacak ilk adım, binaların güvenliği ve denetimleri konusunda ciddi bir reforma gitmek olmalıdır. Ülke çapında yaygın ve etkili bir yapı denetim sistemi oluşturmak, her şehre yönelik afet risk haritaları çıkarmak, modern mühendislik yöntemlerini yaygınlaştırmak... Tüm bu adımlar, sadece hatırlamakla değil, doğrudan müdahale ile gerçekleştirilmelidir. Ayrıca, deprem gerçeğiyle yaşamanın önemli bir parçası olan afet eğitimlerinin zorunlu hale getirilmesi ve toplumsal bilinç oluşturulması da kritik bir rol oynar.
Toplumsal Hafıza ve Gerçekten Dönüşüm Sağlamak
Toplumlar, acılarını hatırlayarak değil, onları doğru şekilde ele alarak iyileşebilir. Bir deprem olduğunda bir araya gelmek, yardım kampanyaları düzenlemek ve kısa vadeli yardımlarla afetin üstesinden gelmek bir çözüm değildir; çünkü bu tür yardımlar, yalnızca geçici bir çözüm sunar. Asıl çözüm, bu tür felaketlere karşı dirençli bir toplum inşa etmek, yani her bireyi, her kurumu, her belediyeyi deprem hazırlığı konusunda bilinçlendirmek ve güçlü, sağlam bir yapılaşma inşa etmektir.
Anmaların bir işe yarayabilmesi için toplumsal hafızayı güçlendirmesi ve toplumu harekete geçirmesi gerekir. Depremlerle anılmak yerine, deprem sonrasındaki yaşamları daha güvenli hale getirecek çalışmaların yapılması gerekir. 6 Şubat 2023’teki depremin ardından bir yıl geçti ve birçok depremzedeye hala kalıcı barınma çözümleri sunulamamışken, bu acıyı bir daha yaşamamak için geç kalınmış bir çözüm aranmalıdır.
Gerçek Çözüm, Gerçek Değişimdir
6 Şubat’ı ve 17 Ağustos’u her yıl anmak, bizlere deprem gerçeğini hatırlatıyor olabilir. Ancak bu anmaların ardında ne kadar derin bir değişim sağlanabilir? Asıl sorulması gereken, bu anmaların bizi gerçek bir dönüşüme, sistematik bir değişime yönlendirip yönlendirmediğidir. Depremler, birer doğal felaket değil; bizlerin yaşam tarzımız, şehirleşme anlayışımız ve inşaat uygulamalarımızla şekillenen felaketlerdir. Bu felaketlerin tekrar yaşanmaması için gerekli adımlar atılmadıkça, her yıl bir kez daha anmak, acıyı sadece taze tutar ama çözümü getirmez.
Anmaları, çözüm yolunda atılacak adımların ve gerçekleştirilecek reformların önüne geçirecek birer engel değil; aksine, bu adımları hayata geçirecek bir motivasyon kaynağı haline getirmek, en önemli amacımız olmalıdır.