Hayat dediğimiz bu uzun ve bazen yorucu yolculukta, insanın kendini en güvende hissettiği, sevinçlerini kat kat artırıp acılarını hafifleten, varlığıyla güç ve huzur bulduğu en önemli yapı taşıdır aile. Yaşamın her döneminde, her adımında insan, farkında olsa da olmasa da, kalbinin bir köşesinde ailesinin sıcaklığını, o tanıdık sesi, o bildik kokuyu arar.
İnsan ne kadar büyürse büyüsün, hangi makamda, hangi şehirde, hangi ülkede olursa olsun, annesinin yaptığı yemeğin tadını, babasının nasihatini, kardeşiyle ettiği masum kavgayı, dedesinin dizinin dibinde dinlediği eski hikâyeleri unutmaz. Çünkü aile, sadece soyadı ya da aynı evde yaşamak değildir. Aile, ruhun evidir. Çocukluk anılarının, gençlik hayallerinin, yaşlılık özlemlerinin saklandığı derin ve sıcak bir sığınaktır.
Aile olmak, birbirine sadece iyi günlerde değil, zor günlerde de omuz vermek, acıyı paylaşmak, sevince ortak olmaktır. Bayram sabahları erkenden uyanıp birlikte kahvaltı hazırlamanın, iftar sofrasında en sevilen yemeği paylaşmanın, dededen kalma bir duayı aynı anda "amin" diyerek bitirmenin, yağmurlu bir günde soba başında edilen sohbetlerin adıdır aile olmak.
Ne yazık ki modern çağın hızla akan temposu, teknoloji bağımlılığı ve bireyselleşme eğilimi, aile bağlarını her geçen gün biraz daha zayıflatıyor. Aynı çatı altında yaşayan ama birbirine yabancılaşan aile bireylerini sıkça görür olduk. Cep telefonlarının, tabletlerin, televizyon ekranlarının arasına sıkışan sessizliklerde, aile olmanın ruhunu kaybediyoruz. Oysa ki bir araya gelip iki kelime sohbet etmek, bir çay eşliğinde günün yorgunluğunu atmak, çocuklarımızın gözünün içine bakarak "günün nasıl geçti?" diye sormak bile, ruhumuza iyi gelen, bizi biz yapan küçük ama kıymetli anlar.
Aile; çocuk için güven, genç için yön, yaşlı için sığınaktır. Küçük bir çocuğun yaptığı resmi ilk annesine göstermesi, genç bir insanın hayat yolunda yolunu bulmak için babasının nasihatine kulak vermesi ya da yaşlı bir insanın hastalandığında ilk evladını araması, işte o bağı tarif etmeye yeter de artar bile.
Aile, sadece kan bağı değildir. Sevgiyle kurulur, sabırla büyür, saygıyla yaşar. Birbirinin duygusunu anlamak, hatasını affetmek, güzel anıları çoğaltmak, kötü anıları iyileştirmekle mümkündür aile olmak. Kimi zaman annenin sessizce yaptığı bir dua, kimi zaman babanın omzuna koyduğu el, kimi zaman kardeşin beklenmedik bir tebessümü hayatın en zor anında insana güç verir.
Bu yüzden ailemize sahip çıkmalı, kırgınlıkları büyütmeden affetmeli, sevdiklerimizi ertelemeden değerlerini bilmeliyiz. Çünkü zaman çok hızlı akıyor. Hayat, sevdiklerimizi bir gün alıp uzaklara götürebiliyor. Ve geriye keşke dememek için, şimdi elimizdekilerin kıymetini bilmek gerek. Ertelenen bir ziyaret, söylenmeyen bir sevgi cümlesi, tutulmayan bir söz insanın gönlünde derin yaralar bırakabiliyor.
Unutmayalım ki "Aile, hayattaki en kıymetli sığınaktır." Bu sığınağı güçlü kılmak, korumak ve yaşatmak ise bizim elimizde. Çünkü aile sadece bizim değil, geleceğimizin de teminatıdır. Güçlü bir aile, güçlü bir toplum demektir. Ve güçlü toplumlar, içinden sevgi dolu, merhametli, değerlerine sahip çıkan nesiller yetiştirir.
Bugün, ailemizle biraz daha fazla vakit geçirelim. Büyüklerimizin ellerini öpelim, küçüklerimizin başını okşayalım. Bir çay demleyip sohbet edelim. Çünkü hayat kısa, zaman hızlı ve sevgi, paylaştıkça çoğalan tek şeydir.
Sevgiyle kalın, ailenizle kalın…