Nurettin Soykan ve ekibinin görevi bırakmasından sonra 1986- 87 sezonunda Turan Çevik başkanlığındaki aralarında benim de bulunduğum yönetim iş başına geldi. Bu dönem Malatyaspor tarihinin en başarılı sonuçlarının alındığı bir dönemdi. Turan Çevik, Mesut Parlak, Fuat Alacahanlı, Ömer Işınman, Halit Koç, Yüksel Çengel, Cesim Alagöz, Erol Güven, Necdet Narin, Bülent Topaloğlu, Tahsin Turgut, Adnan Aksoğan, Orhan Akbulut, Kahraman Derinpınar, Temel Yılmaz ve Atilla Kantarcı’dan oluşan yönetim cansiperane bir çalışma göstererek, Malatyaspor’un bir sezon 3. diğer sezon averajla Fenerbahçe’nin ardından 6. olması gibi büyük bir başarıya imza atmıştır.
Bir hakkı teslim etmek gerekir diye düşünüyorum. O dönem görev yapan tüm yönetim kurulu üyelerini alkışlamak gerekir. Nedenine gelince kulüp gelirleri şu anki kulüp gelirleriyle kıyaslandığında yok denecek kadar azdı. O dönemde, şimdiki gibi, naklen yayın gelirleri yoktu, Federasyon’un verdiği yardımlar, galibiyete, beraberliğe verdiği pirimler yoktu, forma satış gelirleri hiç yoktu, sponsorluk nedir bilinmiyordu, Belediyelerden yardım almak mümkün değildi. Tüm takımın yükü yöneticilerin omuzlarındaydı desek yalan söylemiş olmayız.
Bir istisna olarak, rahmetli Turgut Özal Malatyaspor’a bir milyarlık bir yardım çeki vermiş, hatta çek alınırken, Prof.Dr Mesut Parlak’ın bir yönetici arkadaşımızın kulağına eğilerek:
”Çeki kontrol ettirin hele karşılığı var mı yok mu?” Diye espri yapması hala hafızalardadır.
Daha futbol siyasallaşmamıştı o yıllarda..!
Yalnızca, forma reklamı bulabilirseniz oradan gelen gelir, spor toto dan gelen belli bir miktar ve TRT nin maç yayınından gönderdiği belli bir miktar ki zaten ancak üç büyüklerle oynadığınız maçlarınızı naklen yayınlarlardı. Bunun haricinde seyirci hasılatından gelen bir miktar dışında, kulübün bütün harcamaları Başkan ve ekibi tarafından karşılanırdı.
Üstüne üstlük, kongrelerde borçsuz bir kulüp teslim edilirdi. Biz Malatyaspor tüzüğüne, yönetimler borç devredemez diye bir madde koymuştuk. Fakat daha sonra gelen başkanlar bu maddeyi iptal ederek, bir nevi Malatyaspor’un sonunu hazırladılar.
Yapılacak bir kongre öncesi tüm borçları ödediğimizi zannediyorken, Necdet Narin’in, Kasap Ali’ye (Ali Aslan) bir miktar borcumuzun kaldığını onu da ödeyip borçları sıfırlamamız iyi olur demesiyle, Kasap Ali’ye olan borcumuzu da ödeyip borçsuz bir şekilde kongreye gittiğimizi hatırlıyorum.
O dönem muhasiplik yaptığım için çok iyi bildiğim bir olayı paylaşayım sizlere:
Malatya belediyesi ile görüşerek, kulübümüze bir gelir kaynağı olur düşüncesiyle, belediyenin bazı birimlerinde (su, imar vs gibi) makbuzlara yapıştırılmak üzere birer liralık bandrol yaptırmıştık. Maalesef bu küçük gelir bile çok görüldü, eleştirildi ve iptal etmek zorunda kaldık. Malatya Belediyesinden, deplasman için otobüse konacak mazotu zar zor alırdık...
Feridun Özütok, FB maçında İsmail ile mücadelesi.
###
Malatyaspor Yönetimi ilk iş olarak rahmetli Nurettin Soykan’ın temelini attığı ve belli bir noktaya getirdiği tesisleri bitirmek, iç teşrifini ve çim sahanın yapımını gerçekleştirmek oldu. O dönem çim saha yapmanın zorluğunu hala unutamıyorum. Bin bir zorlukla Hollanda’dan getirttiğimiz çimleri kullanmıştık.
Tarihe not düşmek adına, şunu belirtmemde yarar var sanıyorum. Malatya’ya deplasmana gelen takımlara tesislerimizi gezdirdiğimiz zaman gıpta ile baktıklarını hatırlıyorum. O dönem bu çapta bir tesis Anadolu kulüpleri için söylüyorum, sadece Trabzonspor da vardı. Maalesef daha sonra Malatyaspor duraklama dönemine girince diğer iller tesis yönünden bizi fersah fersah geçtiler. Çok üzüldüğüm bir şeyi de yeri gelmişken belirtmek istiyorum. Tesislerin projesinde Pınarbaşı gölüne bakan taraftaki çok büyük kapalı alan kondisyon merkezi olarak planlanmıştı. Biz bu şekilde tefriş etmiş ve kullanmıştık. Daha sonra gelen, üzülerek söylüyorum, vizyonsuz yönetimler burayı gazino haline çevirip kiraya verdiler. Düşünebiliyor musunuz, tesislerinizin bir bölümünde davul zurna eşliğinde halaylar çekiliyor, diğer yanda yarın oynanacak maç için futbolcular dinlenmeye çalışıyor.
Şaka gibi değil mi?
Ama maalesef böyle günler yaşandı.
Konumuza dönersek:
Turan Çevik yönetimi 1986-87 sezonunda teknik direktörlük görevine Romen Octavian Popescu ile başlamayı uygun görmüştü. Popescu ile çalışan bir yönetici olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki futbolcu sağlığı ve beslenmesi konusunda tanıdığım en bilgili hocalardan biriydi. Ondan, bir çok konuda doğru bildiğimiz yanlışları öğrendiğimizi itiraf etmem gerekir.
Konumuza kısa ara verip, kamuoyunda çok konuşulan bir olayı size anlatayım:
Göreve gelmemizin üzerinden bir hafta ya geçmiş ya geçmemişti. Salı günü antrenman izlemeye stada gitmiştim, bazı futbolcuların konuşmasına şahit oldum, onlar beni görmedikleri için rahat konuşuyorlardı.
-"Yahu bunlar in mi cin mi, bu kadar önemli futbolcular aldılar, bu kadar para harcadılar ama dur bakalım paramızı alabilecek miyiz"?
Diye endişelerini dile getiriyorlardı. O zaman futbol federasyonunun, futbolcu ve antrenör alacakları konusunda bir yaptırımı yoktu. Futbolcular bir bakıma yöneticinin ahlak ve insafına bırakılmıştı.
Bunu duyunca İstanbul 'dan yönetici Fuat Alacahanlı ‘yı aradım, futbolcuların bir güven problemi var, haklılar tabi henüz bizi tanımıyorlar, bu sorunu çözmemiz lazım diyerek olayı anlattım...
Ben olayı tamamen unutmuş halde, Perşembe idmanı için yine stada gittim ve idman izliyorum, birden telefon ettiğim Fuat Alacahanlı ve o zamanki Türk Hava Yolları müdürü Alaaddin beyi namı diğer fırtına Alaaddin'i elinde bir çuvalla geldiklerini gördüm. Sarıldık, öpüştük, hal hatırdan sonra o çuvalda ne var diye sordum, Fuat bey de para var dedi.
Çocuklara idmandan sonra dağılmamalarını, konuşacağımızı ilettik ve soyunma odasında şöyle bir konuşma geçti; ha bu arada futbolculara alacaklarına mahsuben belli tarihlere çek verildiğini söylemeyi unuttum.
-"Arkadaşlar Malatyaspor'dan vadesi geldiği halde alacağını alamayan var mı?" diye sorduk, soyunma odasında çıt yok, futbolcuların nefesi duyuluyor…
Akabinde bir çuval parayı oraya boşalttık ve
-"Alacağı olan gelsin alsın"
dedikten sonra biz futbolcuları paralarla başbaşa bırakıp dışarı çıktık. Ortamı bir düşünün lütfen, ortada rakamını bilemediğim büyük bir para, etrafında olanı biteni anlamaya çalışan futbolcular .......
Tahmin ettiğiniz gibi hiçbir futbolcu o paraya el sürmedi, bizde futbolcuların bazılarında oluşan güven problemini bu şekilde çözmüş olduk........
O günlerde Kamuoyunda çuvalla para geliyordu diye bir şehir efsanesi dolaşıyordu ya ... İşte o çuval bu çuvaldı ... Geldiği gibi geri gitti. Bir daha da çuval falan gelmedi...
Ama bu karşılıklı güven neticesinde üçüncülük gibi bir başarı yakaladık…
O yıl bu üçüncülük başarısının gelmesi için tüm parametreler tam hakkıyla kullanıldı. Bunlardan biri belki en önemlisi Futbol Federasyonu ile iyi ilişkiler kurulmasıydı. Bu konu ile ilgili olarak iki arkadaşımızı Ankara’ya gönderdik. O dönem milletvekili olan İlhami Kösem’in öncülüğünde Futbol Federasyonu Başkanı Erdenay Oflaz’la bir görüşme yaptılar. Bu arkadaşlarımız Necdet Narin ve Tahsin Turgut’du. Başbakan Turgut Özal’ın Malatyaspor’un arkasında olduğunu haklarımızın yenilmemesi ve hakem hatalarının asgariye indirilmesi konusunda görüş birliği sağladılar.
Ayrıca o dönem tüm Türkiye’deki hakem dernekleriyle çok iyi ilişkiler kurulup gecelerine mutlaka bir temsilci veya en kötüsü çiçek gönderilirdi.
Neyse biz yine konumuza dönelim:
Bu teorik bilgilere sahip Popescu, maalesef pratikte çok başarılı olamıyordu. Malatyaspor, Popescu ile 4 maç oynamış, bir beraberlik ve 3 yenilgi almıştı. Hiç unutmam sevgili Popescu bu başarısızlığı hep kendinin şanssızlığına bağlardı.
Yönetim bu başarısızlığa daha fazla tahammül edememiş ve Popescu ile yolları ayırmıştı. Yeni anlaşılan hoca dönemin en önemli isimlerinden olan Özkan Sümer’di. Bu isim şehirde büyük bir heyecan yaratmıştı. Taraftar çok memnundu. Ne de olsa ligin en büyük hocası Malatya’ya geliyordu. Özellikle futbolcular çok sevinçliydi. Hiç mübalağa etmiyorum, bir çok futbolcunun yanıma gelip, Özkan Sümer gibi bir hoca ile çalışma fırsatı verdiğiniz için size çok teşekkür ederiz dediğini bu gün gibi hatırlıyorum.
Tabi bu sevincin çok uzun sürmeyeceğini ben dahil kimse bilemezdi..!
Özkan Sümer’le birlikte orta sahayı güçlendirmek için Galatasaray’ın önemli futbolcusu Adnan Esen’i (Sarı Adnan) de transfer eden yönetim ve tüm Malatya Bu iki önemli ismin Malatya’ya geleceği günü dört gözle bekliyordu.
O gün bu ikiliyi almak için hava alanına giden kişi bendim. Gerçekten şehirdeki heyecan bende de vardı. Uçaktan inişte bile otoriter bir yapısı olduğu her halinden belliydi. Otomobille şehre gelirken havadan sudan konuştuk, hocaya şehrimizi ve futbol sevgisini anlattım. Tesislere geldiğimizde futbolcular heyecanla bizi bekliyorlardı. Onlara kısa bir konuşma yapıp sözü Özkan Sümer’e verdim. Özkan Sümer’de bir şeyler söyledikten sonra antrenman saatinin iki olduğunu, saat tam iki de soyunma odasında olacağını o saatte ayakkabısını bağlayan dahi olsa canını yakarım, yani saat iki de her şeyinizle hazır oturmuş soyunma odasında beni bekliyor olacaksınız dedikten sonra konuşmasını bitirdi.
Merakla o saati bekliyordum. Futbolcular Özkan Sümer’in dediklerine ne kadar riayet edeceklerdi, hazır ve nazır hocalarını bekler durumda olacaklar mıydı?
Hocayla birlikte soyunma odasına girerken merakım son haddine ulaşmıştı.
İçeri girdiğimizde şok olmuştum. Futbolcular bir kolej öğrencisi disipliniyle her şeyleriyle hazır, oturmuş, sessiz bir halde hocalarını bekliyorlardı.
Özkan Sümer’in gelişi etkisini göstermişti.
Özkan Sümer, yardımcı antrenör olarak Almanya’dan yeni gelmiş, genç bir hoca getirmişti. Bu isim de sonradan çok meşhur olacak Yılmaz Vural’dan başkası değildi.
Özkan Sümer’e kanal boyunda bir ev tutmuştuk orada kalıyordu. Benim evime de yakın olduğu için akşamları kahve içmeye gider, memleket meseleleri ve futbol konuşurduk. Zaten hoca çok dışarı çıkan biri değildi, çok okuyan kendini iyi yetiştirmiş entellektüel biriydi. Bir özelliğini de belirtmeden geçemeyeceğim, ki o da çok iyi ve kaliteli giyinmesiydi.
Hiç unutmam bir akşam bir kaç arkadaşı yemeğe çağırmıştı. Hatırladığım kadarıyla, yemekte ben, Bülent Topaloğlu, Necdet Narin, Tahsin Turgut, Kahraman Derinpınar vardı. Hoca bizi kapıda kibarca karşıladı, biz oturup sohbete başlamıştık ki kapı çalındı. Biz kim acaba? diye merak ederken hocanın o davudi sesi duyuldu;
“Sen nasıl misafirlerimden sonra gelirsin, sen nasıl bir insansın, ayıp değil mi?......”
Gelen Yılmaz Vural’dı...
Yılmaz Vural’ın o akşam bize yaptığı salatanın tadı hala damaklarımdadır...
Malatyaspor tarihinde, ilk defa kulüp idari menecerliği de bu dönemde Özkan Sümer’in gelişiyle başlamıştı. Erdoğan Turgay adında Trabzonspor’lu biriydi ilk profesyonel idari menecerimiz. Basın tarafından çok eleştirilen bu sistemin (işin doğrusu ben de işin başında karşıydım) profesyonel yönetilmesi gereken bir takımda olmazsa olmaz bir uygulama olduğunu sonraları tecrübe ile çok daha iyi anladım...
Soldan sağa: Yaşar Tutar, Bünyamin Süral, Eren Talu, Cavit Kurucu, Fuat Akyüz, Feyzullah Küçük.
Oturanlar: Oktay Çevik, Levent Numanoğlu, Adnan Esen, B. Metin Yıldız, Feridun Özütok.
Özkan Sümer
Soldan sağa: Fevzi Yener, Özkan Sümer, Necdet Narin, Ali Aladağ, Remzi Hayta
Malatya’da oynanan Trabzonspor maçı için sahaya çıkarken. Hakem Yusuf Namoğlu.
Yıl 1985, Bünyamin, Sarı Adnan, Mustafa ve kaleci Yaşar görülüyor.
Özkan Sümer’in gelişi takım üzerinde olumlu bir hava yaratmış ve kaybedilen puanlar bir bir toplanmaya başlamıştı. Dört maç üst üste kazanılmış ve moraller yerine gelmişti.
O dönem daha tesisler tam olarak bitmediği için maç haftasında futbolcular Köy Hizmetleri Bölge Müdürlüğünün misafirhanesinde kampa alınırdı. Kamp akşamlarını görmenizi isterdim, yöneticilerin bir kısmı, futbolcular, hocalar hep bir arada yemekler yenir, çaylar içilir, masa tenisi oynanır, king, pis yedili gibi oyunlar oynanır maçın havasından uzaklaşılırdı. Necdet Narin, Futbolcumuz Feyzullah ve Eren’le birlikte Özkan Sümer’i king oynarken üzerine oynayıp az çıldırtmamıştık. Bazan kasten yenildiğimiz de olmuyor değildi..!
Yenilgiye hiç tahammül edemezdi çünkü Özkan Hoca.
Böyle samimi bir ortamda başarının gelmemesi düşünülemezdi.
Feridun Özütok, (GS maçında bir enstantane)
1986-87 sezonu. Yaşar Duran, Fuat Akyüz, Zeynel Limoncu, Eren Talu, Bünyamin Süral, Feyzullah Küçük
Feridun Özütok, Levent Numanoğlu, Sinan Ünal, MuzafferAtacan, Metin Yıldız