Mehmet Yaşar Çerçi (Dönemin Belediye Başkanı)
Sansasyonel yıllar, lig üçüncülüğü, Balkan kupası, Brezilya’lı ünlü futbolcuların gelişi ve televizyonda top sektirmeli görüntülerle tüm Türkiye’nin gündemine oturan Malatyaspor bu güzel günlerden sonra bir çöküş dönemine girmiş 1989- 1990 sezonunda ikinci lige düşen takım tam 11 yıl bu lig’de kalmış ve bir türlü birinci lige çıkmayı becerememişti.
Geçen 11 yıllık süre zarfında onlarca başkan, yüzlerce yönetim kurulu üyesi görev yapmış fakat hiç biri şampiyonluk başarısını yakalayamamıştı.
Mahmut Suat Uzun’dan yönetimi devralan, Oral Çelik döneminde takım daha da kötüye gitmiş ve Malatyaspor 3. Lige düşme korkusu yaşamaya başlamıştı.
1999’da Belediye Başkanı seçilen Mehmet Yaşar Çerçi, çok geç olmadan, Oral Çelik’i toplantıya davet ederek görevi bırakması için ricada bulundu. Oral Çelik, şu kadar masrafım oldu bu parayı almazsam görevi bırakmam deyip çok uçuk rakamlar istediyse de, Başkan Çerçi söylenen rakamın çok altında bir rakama razı ederek, meseleyi çözdü.
Tam 11 yıl süren bu çöküş dönemi Mehmet Yaşar Çerçi ile sona erdi.
O dönem Belediye Başkanlarının, kulüp başkanlığı yapmasında yasal bir engel olmadığı için 26.09.1999 tarihinde yapılan olağanüstü kongrede 115 üyenin oylarıyla başkanlığa Mehmet Yaşar Çerçi getirildi.
Yönetim kurulu: Ahmet Yalınkılıç, Ali Helvacı, Yaşar Öncan, Mahmut Cücemen, Doğan Ağzıtemiz, M.Zeki Akıncı, Fahrettin Eserdi, Suavi Nebioğlu, Ünal Sarıcı, Celal Berktaş, Hasan Özhan, Necdet Ayaydın ve Necati Çelebi’den oluşuyordu.
Futbolu çok iyi bilmeyen fakat yönetme kapasitesi yüksek olan Çerçi, o günlerde gazetelere şöyle beyanat veriyordu; “Malatyaspor için 3 yıllık bir program hazırladık. İlk yıl için hedefimiz kümede kalmak, İkinci yıl ilk beş içinde yer almak, üçüncü yıl için ise hedef şampiyonluk”.
Bu 3 yıllık program o kadar güzel yönetildi ki, ilk yılın hedefi tutturulup kümede kalındı, ikinci yıl üst sıralar için oynandı ve 3 yıla kalmadan Play-off başarısı yakalandı.
Şampiyonluk hedefi olmayan, mütevazı bütçeyle kurulan, başında bu ligin kurt hocası Yücel İldiz’in bulunduğu, kaptan Hayati Palancı’nın güzel bir abilik örneği gösterdiği, kaleci Hakan, Metin, Ayhan Şirin, Resul Değe, Levent, Cemal, Selçuk, Hüseyin, Mehmet Aksu, Fazlı Ulusoy’dan oluşan bu takım şehirde çok kimsenin final maçına kadar, inanmadığı büyük bir başarıya imza atıyorlardı.
Batmanspor, Diyarbakırspor, Elazığspor, ve İskenderunspor gibi o dönemin güçlü takımları arasından 2.Lig 5. Klasman gurubundan play of bileti kapan Malatyaspor, Antalya’daki finallere katılma hakkı elde etmişti. Fakat yöneticiler dahil kimse takımın şampiyon olacağına inanmıyordu.
Fakat bu mütevazı kadro, Antalya’da müthiş taraftar desteğini de yanına alarak adeta devleşmiş ve futbol şansının da yanlarında olmasıyla: Akçaabat Sebatspor’u 4-1, Kayserispor’u 1-0, yenerek finale kalmıştı.
Malatyaspor’un finaldeki rakibi güçlü Sakaryaspor’du. Rakibini penaltılara kalan maçta deviren Sarı kırmızılı takım, 03-06-2001 tarihinde normal süresi ve uzatmaları 0-0 sona eren karşılaşmayı penaltı atışları sonucunda kazanıp, Göztepe ve Diyarbakırspor’un ardından Süper Birinci Lig'e yükselen son takım Malatyaspor oldu.
Sarı kırmızılı takım, Ekstra Play-Off'un final maçında, Sakaryaspor'u penaltı atışları sonucunda 4-2 yendi.
42. dakikada Sakaryaspor ceza alanındaki karambolde Metin, topu ağlara gönderdi. Ancak hakem Metin Tokat, pozisyon sırasında Fazlı'nın faul yaptığı gerekçesiyle golü saymadı.
İlk yarı 0-0 sona erdi. 80. dakikada Murat çaprazdan boş kaleye vurdu. Meşin yuvarlak, takım arkadaşı Mohammet'e çarparak dışarı çıktı. Normal süre 0-0 bitti. Uzatma dakikalarında da gol olmayınca penaltı atışlarına geçildi.
Malatyaspor'da Hüseyin, Resul, Ayhan ve Fazlı ard arda kullandıkları penaltıları golle sonuçlandırdı. Sakaryaspor'da ise ilk iki penaltıya atan Benhur'la Murat atışları gole çevirirken Volkan'ın vuruşunu kaleci Hakan önledi, Koray ise topu dışarı atınca Malatyaspor Süper Birinci Lig'e çıkan son takım oldu: 4-2.
Takımın Antalya dönüşü karşılama töreni görülmeye değerdi. Rahmetli Hemşerimiz Cumhurbaşkanımız Turgut Özal ın vefatından sonra motivasyonu azalmış ve sanki kendi kabuğuna çekilmiş bir şehir havasına bürünmüş Malatya halkı, On binler sokaklara dökülmüş, “Şampiyon Malatya” sloganıyla şehri inletiyordu. Dolayısı ile bu coşku sadece bir spor başarısının ötesinde bir şeydi.
Büyük Başkan sloganlarıyla karşılanan Belediye Başkanı Mehmet Yaşar Çerçi, yaptığı konuşmada “Bu sonucun ben değil biz demenin dolayısı ile bütün herkesin, şehrin başarısı olduğunu söylüyor ve Malatyaspor’un süper Lig’de kalıcı olması için ellerinden geleni yapacaklarının sözünü veriyordu”.
Süper Ligde kalıcı olmanın ekonomik yönden güçlü olmaya bağlı olduğunu bilen Başkan Mehmet Yaşar Çerçi, güçlü bir yönetim kurulu oluşturmak için çalışmalara başladı. Uzun bir süreden beri Malatyaspora küstürülmüş bulunan İstanbul kanadını da ikna ederek İstanbul’da yaşayan bir çok iş adamı ile görüşüp listeye girmelerini sağladı.
Bir süre sonra 16.07.2001 tarihinde, Belediye Konferans Salonunda yapılan ve tek listeyle gidilen olağan genel kurulda geçerli 49 oyun tamamını alan Belediye Başkanı Mehmet Yaşar Çerçi, yeniden başkanlığa getirilirken, yönetimi şu isimlerden oluşuyordu:
Ahmet Yalınkılıç, Ahmet Aslan, Ali Cengiz, Ali Helvacı, Ali Tosik, Azmi Barut, Celal Berktaş, Cemal Kırıcı, Cemil Çolak, Erdal Göçmez, Fatih Ilıcak, Hikmet Tanrıverdi, Hüseyin Süzer, İlhan Kavuk, M. Zeki Akıncı, Mahmut Cücemen, Mehmet Ayhan Akyol, Mevlüt Aslanoğlu, Mustafa Başdemir, Mustafa Kömürel, Naci Dönertaş, Necip Olgun, Orhan Savaş, Osman Yurdakul, Rıza Ateş, Selahattin Karagözlü, Şaban Karaaslan, Yaşar Öncan ve Şaban Taçyıldız.
Yücel İldiz ile devam etme kararı alan ve Hocanın istekleri ve ekonomik şartlar doğrultusunda transferler yapan yönetim, süper ligin ilk haftalarında iyi sonuçlar alınamayınca Takımın başına teknik sorumlu olarak Malatyaspor’a daha önce futbolcu olarak da hizmeti bulunan Erdoğan Arıca’yı getirdi.
Şampiyon olup süper lige çıkan takım
Bu arada, şehirde başlatılan yardım kampanyaları amacına ulaşmış ve Malatya halkı takımına sahip çıkmıştı. Bu çerçevede, TEDAŞ ve DSİ den yapılan yardımlar heyecan yaratmıştı. TEDAŞ Müdürü Yaşar Karataş, personelden toplanan 6 milyar (yeni para ile 6 bin) lirayı, DSİ şube müdürü Ali Yıldız’da toplanan 7 milyar (7 bin) lirayı törenle Belediye Başkanına teslim ettiler.
Fakat lig başlayalı altı hafta olmasına rağmen Malatyaspor bir türlü başarıyı yakalayamamış ve küme düşme söylentileri çıkmıştı. Bunun üzerine istediği futbolcuların alınmadığını bahane eden Erdoğan Arıca henüz 2 ayını bile doldurmadan istifa ederek Malatya’dan ayrıldı. Yerine Ziya Doğan Teknik sorumlu olarak göreve başladı.
23.09.2001 tarihinde yapılan olağan kongrede, Çerçi yeniden Başkan seçiliyor ve yönetim kurulu, Ümit Özerol, Hikmet Tanrıverdi, Necip Olgun, Şaban Taçyıldız, M.Şerif Olgun, İlhan Kavuk, Taner Yıldırım, Hacı Bice, Süleyman Karaman, Osman Bozkurt, Ali Tosik ve Mustafa Kömürel’den oluşuyordu. Kongrede konuşan Başkan Çerçi, Malatyaspor’un kesinlikle küme düşmeyeceğini belirterek umutları tazeliyordu.
Süper Ligde ekonomik durumunuzla başarı her zaman doğru orantılı olmuştur. Malatyaspor’a gelir getirmek için her yolu deneyen Çerçi, bir eşya piyangosu düzenlemeye karar verdi. 200 bin adet bastırılan ve 5 milyon liradan (yeni para ile 5 lira) satılması planlanan piyango biletlerinin satışından masraflar çıktıktan sonra 850 milyar lira ( 850 bin lira) gelir hedefleniyordu.
Sonuç mu?
Her zaman olduğu gibi hedeflenen rakamın çok altında bir satış gerçekleşti.
Bu hengâmede ilk yarı sona ermiş ve Malatyaspor ilk yarıyı puan cetvelinin en altında tamamlamıştı. Mutlaka yeni transferler yapılması gerekiyordu. Fakat ekonomik durum buna izin vermiyordu.
Başkan Çerçi, 20 bin dolar verecek 100 kişiyi “Şeref Üyesi”, Bin dolar verecek 1.000 kişiyi ise “Onur Üyesi” yapma kampanyası başlattı. Böylece bundan elde edilecek gelirle takıma ihtiyaç duyduğu güce eriştirecek transferler yapmayı hedefledi.
Maalesef, ancak sekiz kişi Şeref Üyeliği hakkına kavuştu. Bu isimler, Ersun Bener, Hikmet Tanrıverdi, Necip Olgun, Selahattin Karagözlü, M. Zeki Akıncı, Cemal Kölük, Ahmet Çalık, M. Ali Aydınlar idi.
O yıllarda Malatya’da 70 adet kaysı ihracatçısı, onlarca tekstil ihracatçısı bulunduğu ve yukarda belirttiğim isimlerin de İstanbul’dan olduğu düşünülürse Malatya’ daki ilgisizliğin ne boyutta olduğu anlaşılır sanıyorum...
Bu arada, TBMM ne bir kanun teklifi sunulmuştu ve Belediye Başkanlarının kulüp yöneticiliği yapamayacağı kararı alınması söz konusuydu. Hem bu sebeple ve hemde Başkanın siyasi kimliğinden dolayı bazı iş adamlarının Malatyaspora destek yapmıyor olma ihtimaline karşı Başkan Çerçi genel kurul kararı alarak yönetimi o sırada 2. Başkan olan Hikmet Tanrıverdi ye devretti. Böylece ligin 2. Yarısına yeni Başkan ve yönetimi ile girilmiş olacaktı.
Ayaktakiler soldan sağa: Hayati, Hakan, Selçuk, Metin, Atilla, Hüseyin
Oturanlar: Mehmet, Sezgin, Deniz, Serkan, Ferhat
Bu güzel dönemi sizleri gülümsetecek bir anıyla noktalayalım.
Başkan Çerçi, Play-off karşılaşmalarının oynanacağı Antalya şehrine giderken, makam arabasına Mıh Osman’ı da alarak beraber gitmişlerdi.
Bundan sonrasını dilerseniz Mehmet Yaşar Çerçi’nin kendi ağzından dinleyelim:
“Playoff maçları için çok sayıda taraftar Antalya ya gitmeye başladı. Bizde akşam yola çıkmak için hazırlanıyorduk. Osman amca (Mıh Osman) aklıma geldi. Götüren olmuş muydu acaba? Telefonla aradım. Ve Osman amca açtı telefonu “Osman amca siz gitmediniz mi Antalya ya” dedim. “Yoğh Reis beg, kim götüre ki bizi” diye hüzünlü ve sitemli cevap verince. “Hazırlan öyleyse 15 dakika sonra evin önünden alalım” dedim. Çok sevindi ve “ben hazırım zaten” dedi. Gerçekten 15 dk sonra Vilayet Binası arkasındaki sokakta evinin önüne geldiğimde; Jilet gibi ütülenmiş Kahverengi Takım elbisesi, kıravatı, fotörü, elinde küçük bir valizi ile heyecanla bekler buldum. Hatice teyzemizde kapıda elinde bir tas su ile uğurlamaya bekliyordu. Osman amcamız hem arabaya biniyor ve hemde “Hanım hanım ben sana demedimiydim bu Reis benim bildiğim reis ise beni almadan gitmez” Teyzemiz arkamızdan suyu da döktü ve dualarla yola çıktık.
Darende’ye geldiğimizde hem yatsıyı kılmak ve hem de Somuncubaba Hazretlerini ziyaret etmek üzere külliyeye girdik. Makam şoförümüz ve koruma ile birlikte abdestlerimizi aldık ve cemaatle namaza durduk. Selam verdiğimizde bir de baktı ki Osman amcamız da cemaate katılmış. Çok memnun olduk, duamızı ettik, ziyaretimizi yaptık ve yola çıktık. (Osman amca daha sonra arkadaşlara “Bağhtım cemaat olup namaza durdunuz hoşuma geldi bende size uydum. Abdestte yoğudu ama inşallah Allah kabul etmiştir”)
Daha sonra yolumuz üzerinde bulunan Evliya türbelerini ziyaret ede ede Antalya ya vardık ve Takımın kaldığı Dedeman Otele yerleştik. Aynı otelde Başkanlığını Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki nin yaptığı Kayserispor da kalıyordu. Ve iki takımın rengide sarı kırmızı olduğu için otel binasına büyükçe bir sarı-kırmızı bayrak sarkıtılmıştı.
Malatyaspor, Akçaabat Sebatspor ve Kayserisporu yenerek finale kaldı. İkindi namazı için otelin mescitine indim ve baktımki akşam sahaya çıkacak bütün futbolcularımız mescitteler. Kalecimiz Hakan imam oldu, Resul müezzin ve hep birlikte farza durduk. Büyük bir huşu ile namazımızı kıldık ve dua yapıldı, hep birlikte amin dedik. Bu anları hiç unutmuyorum.
Stadyuma geçtik. Kapalı tribün Malatya taraftarlarına, karşı taraf ise Sakarya seyircilerine tahsis edilmişti. Stat karşılıklı tezahürattan inliyordu. Her iki kulüp Başkanı olarak sahaya indik ve elele tur atarak seyirciyi selamladık. Maç çok heyecanlı olarak beraberlikle sonuçlandı ve iş penaltılara kaldı. Sakarya Belediye Başkanı ve yanında eşi ile birlikte maçı izliyorduk. Penaltı atışları sonrasında kazanan Malatyaspor oldu. Hepimiz çok sevindik. Sakarya Başkanı bizi tebrik etti ve eşi kocasına sitemle; “Bugün kandil gecesi, senin taraftarın -bu gece barda… gönlüm hovarda çalsın sazlar... diye bağırıyorlar, Malatya taraftarı ise –Ya Allah, Bismillah, Allahuekber- diye tezahürat yapıyor. Elbette Allah bunlara verecek”
Maçı Dr. Bülent Topaloğlu ve Veli Ağbaba ile şeref tribününde izleyen Osman amcamız maç penaltılara kalınca oldukça heyecanlanmış. Bundan sonrasını Bülent beyden dinleyelim; “son penaltı atılacağı zaman baktım Osman amca bayıldı ve yere yığıldı. Ben hem penaltı atışına bakıyorum bir yandan da sehpadaki bardak suyu uyandırmak için elimle Osman amcanın yüzüne serptiriyorum. Penaltı lehimize sonuçlandı ve maçı kazanıp şampiyon olduk. O sırada Osman amca uyandı ve “Doğhtor beg ne yapmışsın bir sitil suyu üstüme dökmüşsün, varı yohu bi tağhım elbisemiz vardı, Halis Sarıcı’ya yeni tiktirmiştim hele bağh golları nası çekmiş” o plastik bardağı gösterdim “Vallah sadece bu kadar su döktüm Osman amca ne sitili ne suyu” dedim.
Sonra hep birlikte sahaya indik ve takımı kutladık. O sırada Osman amcamız yanıma geldi ve bana sarıldı ve “Malatya dan gelirken yol boyu onca mübarek Evliya ziyaret ettiydik dahadamı şampiyon olmayağh” dedi sevinçle.
Osman Amcamızın içerisinde hep ukde olarak kalmış bir arzusu vardı, onca spor hizmetlerinde bulunduğu memleketinde bir spor tesisine adının verilmesini arzuluyordu. Nihayet, Hikmet Tanrıverdi nin başkanlığı esnasında yapılan bir Malatyaspor kongresinde bu gündeme geldi. Hikmet bey kürsüde konuşma yapıyor ve bende Osman amca ile yan yana oturmuşuz konuşmaları dinliyoruz. Konuşmanın bir yerinde “Bu güne kadar bir türlü gerçekleşmeyen Osman amcamızın arzusunu yerine getireceğimizi bu vesile ile arzetmek istiyorum” dedi. Baktım Osman amcanın yüzüne, oldukça sevindi, onurlandı. “Yönetim kurulu olarak Büyüğümüzün adını Orduzu Pınarbaşında yeni düzenlediğimiz antrenman sahasına vermeye kararlaştırdık” deyince o ana kadar coşkulu olan Osman amcamızın yüzünün düştüğünü gördüm. Daha sonra kürsüden konuşmak üzere söz istediler. “Şehrin bu kadar möhüm adamları burada. Şimdi diyilerki Osman Çağlı nın adını bir tesise verdik. Şimdi bula bula yazının başında bir tarlayamı layıh gördünüz bizi! Ben demiyimki Atatürk ün ismini indirip Kapalı salona beni yazın veya İnönü nün ismini indirip şehir stadına benim adımı verin. Aha orada yüzme havuzu var o ne güne duruyu. Yazıhlar olsun, şehrin akıllıları bele yaparsa delileri ne yapmaz” dedi ve kürsüden indi herkesi neşelendirdi.
Nitekim işaret ettiği üzere bilahare Osman Çağlı ismi Yüzme havuzuna güzel bir tabela yazılarak asıldı. Allah rahmet eylesin muhterem büyüğümüze”…
Ayaktakiler soldan sağa: Mustafa, Kenan, Ali, Hüseyin, Metin, Murat
Oturanlar: Hayati, Sezer, Serkan, Ferhat, Ali