Metin Kaya Çağlayan’ın, büyük mücadeleler sonucunda şikeyi ispat etmesine rağmen, Federasyonun tazminat (4 milyar TL) talebini kabul edip ikinci ligde mücadele etmeyi kabul eden Nurettin Soykan ve yönetimi de beklenen başarıyı sağlayamamış ve Malatyaspor’u Birinci lige çıkaramamışlardır...(Nurettin Soykan, tazminatı kabul ettiği için ben de dahil olmak üzere çok kişi tarafından haklı olarak eleştirilmiştir. Fakat kulübün içinde bulunduğu ekonomik durumu çok daha iyi bilen Soykan, bu zor şartlarda, Birinci Lige çıkılsa dahi küme düşmenin kaçınılmaz olacağını düşünerek böyle bir karar alındığını belirtirdi)
Nurettin Soykan başkanlığındaki yönetimde, Osman Çağlı, Cahit Kurdal, Nurhan Taştepe, Kemal Deniz, Naci Şavata, Ali Dinçarslan, Turgut Sesli, Keşaf Kodaman gibi isimlerin yanında bendeniz de bulunuyordu.
Doğu’nun Kaplanları olarak anılan Malatyaspor çok acı bir dönemden geçiyordu. Şike mağduru olarak ligden düşmek ağırlarına gidiyor, diğer yandan da içine girdiği mali krizden kurtulmaya çalışıyorlardı.
Üstelik Ünal gibi kaliteli bir oyuncuyu da Trabzon’a satmalarına rağmen kulübü döndürecek gücü bir türlü bulamıyorlardı.
Bu arada yeniden Birinci Lige dönebilmek için onurlu bir mücadele vermenin gayreti içerisindeydiler. Fakat savaşılan cephe o kadar fazlaydı ki. Bu dönem atlatılırsa Malatyaspor’un sırtı yere gelmezdi.
İkinci Lig C gurubunda var olma savaşı veren Malatyaspor’un bu ligdeki en büyük rakipleri Adanademirspor ve Mersin İdman Yurdu gibi güçlü iki takımdı. Üstelik Adanademirspor’un bir özelliği vardı ki o da şike ile Malatyaspor’u düşüren takım olmasıydı.
Malatyaspor’un, ilk yarıyı lider tamamlamasına rağmen, dananın kuyruğunun ikinci yarıda kopacağına herkes hem fikirdi. Malatyaspor ilk darbeyi Şubat 1991 yılında Adanademirspor’a 2-1 yenilerek aldı. Bundan iki hafta sonra diğer güçlü rakibi Mersin İdman Yurdu ile berabere kalınca zirveden uzaklaştı. Mart ve Nisan ayları şampiyonluk yolunda yaşanan çetin mücadelelerle geçti. 23 Nisan 1991 tarihine gelindiğinde bir maç eksiğine rağmen lider olan Adanademirspor’un 63 puanı vardı. Mersin İdman Yurdu ise maç fazlasıyla 63 puanla ikinci durumdaydı. Malatyaspor ise bir maç eksiği ve 58 puanla üçüncü durumdaydı. Tek umut rakiplerin kendi aralarında oynayacağı maçta Mersin İdman Yurdu’nun rakibini yenmesiydi. Ama istenen olmadı. 28 Nisan 1991 tarihinde oynanan maçta Adanademirspor rakibini 3-2 yenerek puan farkını açmıştı.
Bitime iki hafta kala şampiyonluğunu ilan eden takım Adanademirspor olmuştu. Malatyaspor’u şike yaparak düşüren takımın şampiyonluğu, Malatyaspor için çok ağır bir darbe olmuştu.
####
Takımın başında Fethi Demircan gibi milli takım kariyeri olan bir hoca vardı. Fethi Demircan Elazığlıydı ve Malatya’da olmaktan büyük bir zevk duyuyordu. Çok iyi ilişkilerimin olduğu Fethi hoca, birbirimizin dilinden iyi anlıyoruz diyerek Malatya’da olmaktan mutlu olduğunu her fırsatta dile getiriyordu.
Fethi Demircan
Bir gün Fethi Hocayla birlikte Diyarbakır’a futbolcu izlemeye gittik. Yanımızda Nurhan Taştepe’de vardı. İşlerimizi bitirdikten sonra Fethi hocanın (Fethi Hoca eski bir askerdi) hem askeri hem de talebesi olan, ikinci lige çıktığımız sene Rizespor’a golü atıp bizim şampiyon olmamıza katkı sunan Diyarbakır’ın efsane futbolcularından Boğa Emin bizi misafir etti. Hoş beşten sonra Fethi Hoca:
“Ula Emin, askerdeki olayı söyleyim mi?”
“Yav, gomitanım Allahi seversen söleme ha”
“Ula Emin, ne var ki oğlum, söyleyem ha”
Söylersin, söylemezsin derken bizim ısrarlarımız da etkili oldu ve hoca yıllar önce yaşanan o olayı anlattı.
Fethi Hoca askerde Boğa Emin’in komutanıdır. Çavuşluk sınavına girecek olan Emin’e belki bir yardımım olur diyerek, arkadaşlarına rica eder ve Boğa Emin’in sorularını kendisi sorar.
Askerlik yapanlar bilirler, eskiden saçtan yapılma barakalar vardı. Sınav bu barakaların birinde yapılmaktadır.
Boğa Emin, barakadan içeri girer ve selamını verdikten sonra sınav heyetinin karşısına gelir ve Fethi hocayı görünce boncuk boncuk terlemeye başlar.
Sınav başlar, Fethi hoca futbolcusunu tanıdığı için soruları ona göre seçer ve mutlaka bileceği soruları sorar:
-"Söyle bakalım evladım, Türkiye'nin başkenti neresidir?
Emin cevabından emindir ve gür sesle,
-"İstanbul'dur gomitanım" der.
-"İyi düşün oğlum"
Emin, şöyle bir kafasını kaşıdıktan sonra, gülümseyerek,
-"Angaradır gomitanım"
-Aferin oğlum, bildin. İkinci sorun, futbolcusun mutlaka bilirsin, kaç çeşit çim vardır?"
Emin, düşünür ama nafile sorular çalışmadığı yerlerden gelmektedir, ama bir cevap vermek zorundadır.
-"Üç çeşit gomitanım, gıssa çim, orta çim, uzun çim"
Fethi Hoca, gülsem mi ağlasam mı diye kendini yerken bu kolay sorularda dahi zorlanan Emin’e daha kolay ne soracağını düşünür ve bulur. Emin, bu soruyu mutlaka bilecektir.
“Oğlum sana son bir soru soracağım bu soruyu bilirsen sınavı kazanacaksın”
-" Söyle bakalım evladım, Diyarbakır'ın nesi meşhurdur"
Emin’in gözleri ışıl ışıl olmuş halde bağırarak:
-" Garpuzi menşürdür gomitanım"
-Aferin oğlum geçtin, çıkabilirsin"
Emin barakadan dışarı çıkar ama yürüyüşü bile değişmiştir. Kolay mı artık çavuş olmuştur. Barakanın köşesini dönünce, sınav sırası bekleyen arkadaşları merakla sorarlar;
"Ula Emin sorular nasıldı"
Emin, göğsünü gere gere, galip gelmiş komutan edasıyla
"Ula gahpe analiler, eyle zor sorilar sordiler ki amma Allah şahit hepini bilmişem"
Emin’in ardından barakadan çıkan Fethi hoca tabi ki bu söylenenleri duymuştur ve hiç bir şey yapmaz sadece seslenir:
“Ula Emin eyle mi”..!
Aradan yıllar geçmesine rağmen Emin bu olayın utancını hala taşıyordu.
Cevaz Koca’nın başkanlığı döneminde Malatyaspor.
Soldan sağa: Masör Kadir Devre,Muhammed Dilaver, Mustafa Taşar, Zeynel Limoncu, Muharrem Vezir, Erkan Avseren, Kaleci RecepSolmaz.
Oturanlar: Levent Numanoğlu, Suat, Semih, ....., Feridun Özütok.
###
Kulüplerde devletler gibi yükselme, duraklama ve çöküş dönemleri yaşamışlardır. Malatyaspor’da, 1983-84 sezonunun namağlup şampiyonluğu, 1986-87 ve 1987-88 sezonlarında yaşanan üçüncülük ve Fenerbahçe’nin ardından altıncılık gibi muhteşem yükseliş dönemlerinden sonra 1990 sonrasında duraklama dönemine girmişti...
Nurettin Soykan’dan sonra kulüp başkanlığına 1991- 1992 sezonunda Malatya’lı iş adamı Cevaz Koca gelmiş, fakat hep bahsettiğim maddi imkansızlıklar nedeniyle bu dönemler çok başarılı geçmemiştir. İki dönem görev yapan Cevaz Koca yönetiminde, Nurhan Taştepe, Kemal Deniz, Zafer Kırçuval, Coşkun Ünal, Hayri Ürkmez gibi yöneticiler görev almıştı. Teknik Direktör İsmail Tekin liderliğinde o yıl yeni uygulanmaya başlanan play-off sisteminde, play-off a çıkma başarısı gösteren Malatyaspor, Cevaz Koca’nın görevi bırakmasından sonra yine bir duraklama dönemine girmiştir. Cevaz Koca başkanlığındaki Malatyaspor’a hemşerimiz, FB kulübü başkanlığı da yapan Merhum Emin Cankurtaran’ın yaptığı maddi yardımları da bir vefa gereği belirtmemiz gerekir.
Çok cevval ve çalışkan bir başkan profili çizen Cevaz Koca kulübün sağlıklı bir yapıya oturtulamadığı ve sürekli bir gelir kaynağı bulunamadığı için maalesef görevi bırakmak zorunda kalıyordu.
1993 yılına gelindiğinde başkanlık koltuğuna bu kez Coşkun Ünal oturuyordu. Coşkun Ünal, Malatya amatör liglerinde futbol oynamış daha sonra gittiği Ankara’da başarılı bir iş adamı olmuş Malatya sevdalısı bir hemşerimizdi. Yönetiminde Akif Üstündağ ve Hayri Ürkmez gibi isimler vardı. Coşkun Ünal, Malatyaspor’a bir kimlik kazandırmak için işini gücünü bırakmış, Ankara, İstanbul, Malatya arasında mekik dokuyordu. Sezon başlamasına az bir süre kala görevi alan Coşkun Ünal, sezon başı kampı için yer bulamayınca imdadına Malatya Valisi Saffet Arıkan Bedük yetişmiş ve ağırlığını kullanarak Kızılcahamam Özel İdare tesislerinde Malatyaspor’a yer ayarlamıştır. Yine de çok iyi bir hazırlık dönemi geçiremeyen Malatyaspor ligi orta sıralarda bitirme başarısı göstermiştir.
Coşkun Ünal
Evini, işini, çocuklarını ihmal ederek tüm mesaisini Malatyaspor için harcayan ve Malatya’ya geliş ve gidişlerinde konvoylarla karşılanan Coşkun Ünal, görevi bıraktıktan sonra Ankara’ya dönmek için, hava alanına giderken yanında sadece bindiği taksinin şöförü vardı..!
Coşkun Ünal’da maddi sıkıntılar sebebiyle görevi bırakınca yönetim kurulunun değişmemesini ve başkanlığa Hayri Ürkmez’in gelmesi yolundaki telkinlerinden sonra başkanlığa Hayri Ürkmez getirildi. Hayri Ürkmez, Doğanşehir’in Polatdere köyündendi. Uzun yıllar yurt dışında çalışmış ve kazandığı paralarla memleketine yatırımlar yapmış bir tekstilciydi.
1995-96 sezonuna gelindiğinde, Malatyaspor’da tehlike çanları çalmaya başlamıştı. Başkanlık için aday bulunamıyordu. Vali Atilla Osman Çelebioğlu ve Belediye Başkanı, Münir Erkal toplanarak buna bir çözüm bulmaya çalıştılar. Buldukları çözüm, Valilik ve Belediye destekli bir geçiş yönetimiydi. Ve böyle bir yönetimi hayata geçirdiler. Yapılan toplantıda başkanlığın Belediye’de olması istendi fakat Münir Erkal, bir Vali Yardımcısının başkanlığında oluşacak yönetimin daha uygun olduğunu belirterek, Vali Yardımcısı Cengiz Cantürk’ün başkanlığı da bir liste hazırlandı.
Yönetimde şu isimler bulunuyordu:
Başkan, Cengiz Cantürk, Asbaşkan Kemal Deniz, Valilikten Halil İbrahim Kılıç, Belediyeden, Yusuf İzzettin Cengiz, TSO dan Hasan Hüseyin Erkoç, ASKF den Fahrettin Eserdi .
Bu geçici yönetim tarzı fazla yürümeyince iş Belediye Başkanı Münir Erkal’e düştü...
Yıllarla değişen Malatyaspor logoları