MALATYA’LI FAHRİ

ATİLLA KANTARCI

24-04-2025 09:51

Ölüm yıldönümünde rahmetle anıyorum

 

                 1937 yılının, Ilık ve pırıl pırıl bir İstanbul sabahı...

                 Atatürk Dolmabahçe Sarayı’nın denize bakan balkonunda sabah kahvesini yudumlarken;

                 Genç bir kayıkçı, kürekleri aheste aheste çekerek sarayın önünden geçer...   

                 Dudaklarında hazin ve yanık bir şarkı vardır...

                  Sarı kurdelem sarı

                  Dağlara saldım yari

                  Dağlar kurbanın olam

                  Tez gönder nazlı yari, yandım hey, vallah yandım esmerim

                  Ben esmeri badem ile fıstık ile beslerim.

                  Bu şarkıyı dinleyen Atatürk çok etkilenir. Şimdiye kadar hiç duymadığı bu şarkıya hayran kalmıştır. O gece Safiye Ayla’ya olanları anlatır ve bu şarkıyı söylemesini ister ve üç defa tekrar ettirir, sonra mecliste bulunan Selahaddin Pınar’a sorar;

              Bu şarkının bestekarı kimdir?

              Fahri adında bir genç paşam.

              O halde bestekarından dinleyelim bu eseri...

              ...

              ...

             Taksim Bahçesindeki programını bitiren genç müzisyen Cağaloğlu’ndaki pansiyonuna dönmüş ve dinlenmek için yatağına uzanmıştır. Kapının kırılırcasına çalınmasına uyanır ve kapıya yönelir ;

                 “Kim o”?

                 “Polis...Kapıyı aç”

                 Gecenin bu saatinde polisi buraya getiren sebep ne olabilirdi, yoksa yine bir iftiraya mı kurban gidiyorum? Düşüncesiyle kapıyı açtı.

                  “Giyin benimle gel” diyen sert komutla kendine geldi.

                    Giyinip gelen genç adam, ısrarla soruyordu;

                    “Nereye götürüyorsunuz, suçum nedir?

                     “Cinayet işlemişsin, olay yerinde tatbikat yapacağız, diye cevap verdi polis.

                      “Korktuğum başıma geldi. Demek yine bir iftiraya uğradım” diye düşündü genç müzisyen.

                      “Benim cinayetle ilgim yok, iftira atmışlar bana“ dedi ama polis onu dinlemeden motosikletin sepetine atıp gaza basmıştı bile.

                        Motosiklet hızla yol alırken, gözlerini kapayıp başına gelen bu olaydan nasıl kurtulacağını düşünürken, bir süre sonra motosikletin durduğunu hissedip gözlerini açtı.

                       Polis elinden tutup yere indirirken;

                     “Çok mu korktun”? Dedi ve ilave etti:

                      “Şaka yaptım, şaka. Haydi bakalım doğru Dolmabahçe Sarayına, Atatürk seni huzuruna istemiş. Hayırdır inşallah”

                     Genç müzisyeni alıp, Atanın  huzuruna çıkarırlar, iki elini öptükten sonra saz heyeti arasında kendine gösterilen yere oturur. Saz heyeti, Nubar Tekyay, Şükrü Tunar, Necati Tokyay, Selahaddin Pınar gibi dev isimlerden oluşmaktadır.

                     Masanın üzeri fındık, fıstık, badem doludur.

                     Atatürk; “Haydi, işte fıstık işte badem. Başla bakalım”.

                      Şarkı söylendikten sonra, Atatürk “ben olsam esmeri kaymakla beslerdim” diye latife yapar.

                      O günden sonra Atamızın övgüsüne mazhar olan ve devrin en büyük saz üstatlarının olduğu bu kadroya dahil olan genç müzisyen, sonraları Malatya’lı Fahri adıyla tanınacak olan Fahri Kayahan’dan başkası değildir...

...

                     1918 yılında Malatya’da doğan Fahri Kayahan’ın babası Gaffar Ağa’lardan Mustafa Bey, annesi Şam Kadısının kızı Şerife Hanımdır. Kız kardeşi Makbule 11 yaşında vefat edince ailenin tek çocuğu olarak büyümüştür. İlk orta tahsilini Malatya’da tamamlar. Evleri bugünkü P.T.T. binasının yerinde ve sokağın başındadır. Babası manifaturacı olduğu için babasının yanında çalışmaya başlar. Fakat tüccarlık ona göre değildir, onun aklı fikri musikidedir.

                        Önceleri bağlamaya heves eder ve bir süre bağlama çalar. Daha sonra Karaköylü Reşat Dayı’dan tambur dersleri alır. Böylece bağlamayı bırakıp tambur çalmaya başlar.

              Çocukluk ve gençlik yıllarında yakın arkadaşları Asım Kurdal, Mahmut Hoşhanlı, Diyarbakırlıoğlu Faruk, Ahmet Fırat, Mustafa Kılıçaslan… vb.’

             Cumhuriyetin onuncu yıl kutlamaları sırasında Malatya’nın ileri gelen ailelerinden Hamikoğlu Hacı Ağa’nın büyük kızı Fahriye, yanında küçük kız kardeşleri ve arkadaşıları ile şenlikleri izlemeye çıkmıştır. 

Bu esnada orada olan Fahri, bir kız görür ve hemen aşık olur...

Bu kız Hamikoğlu Hacı Ağanın kızı Fahriyedir...

              1933 yılında, Malatya’nın ileri gelen ailelerinden Hamikoğlu Hacı Ağa’nın kızı Fahriye ile evlenip Hacı Ağa’nın Kozkökü camisi civarındaki konağına iç güveysi olarak girer. Konakta akşamları meşkler yapılır, Hacı Ağa Keman çalarken damadı Fahri’de ona tamburu ve sesiyle eşlik etmektedir.

                      Evlilikleri  mutluluk ve esenlik içinde geçmektedir. Bir süre sonra bir kızları olur, adını Suade koyarlar.

                       1936 yılının ocak ayının son günü, Fahri’nin hayatını kökten değiştirecek talihsiz bir olay gerçekleşir. Çok sevdiği eşi Fahriye talihsiz bir şekilde hayatını kaybetmiştir. (Fahriye’nin ölümüyle ilgili değişik rivayetler vardır. Fakat gerçek onlarla birlikte gittiği için, onların Aziz hatıralarına saygısızlık olur düşüncesiyle, biz sadece vefat etti diyerek geçiştireceğiz.)

                        Hanımının ölümünün derin acısına dayanamaz. İki yaşındaki kızını, anne ve babasını yanına alarak Malatya’yı terkederek, İstanbul’a gelir. Geliş o geliştir, bir daha Malatya’ya dönmez.

                        İstanbul’da Selahaddin Pınar ve Artaki Candan gibi devrin önemli sanatçılarıyla birlikte çalışır. 1937 yılında Almanya’ya giderek yedi adet plak yapar ve artık iyice ünlenmiş ve Malatya’lı Fahri ismini kullanmaya başlamıştır.

                       Sarı kurdele plağının o devrin şartları göz önüne alındığında 210.000 adet satması ne kadar sevildiğinin göstergesidir diye düşünüyorum.

                     Sarı kurdelenin hikayesini soranlara,

                   ”Hazin bir aşk macerasıdır bu. Sevgili karımla lise yıllarında tanışmıştık, sarı kurdele takardı. Evet hazin ve uzun bir hikaye” diyerek keser fazla konuşmazdı.

                       Artık sesi ve sazıyla Türkiye’nin tanıdığı bir sanatçı olmuştur. Gelen film tekliflerine kayıtsız kalamamış, devrin ünlü kadın sanatçılarıyla filmler çevirmiştir. Kendisi de senaryolar yazmış ve bir çok senaryosu filme çekilmiştir.

                      İçkili mekanlarda çalıp söylemesine rağmen hayatı boyunca içki ve sıgara kullanmayan Malatya’lı Fahri hiç bir zaman aşırı davranışlarda bulunmayan hassas ve sakin biri olarak tanınırdı.

                    Bu özelliğini Yeşilay dergisinin Haziran 1947 tarihli, 174. sayısında “Bütün içkilere harp ilan ettim” diyerek açıklıyor.

Şu dörtlük de Fahri Kayahan’a aittir.

 

“Öyle bir merdim ki sanki yaydanım

 

Akan sular gibi kaynıyor kanım

 

İçkinin en büyük düşmanıyım ben

 

Sazımla sözümle Yeşilay’danım.”

 

Fahri Kayahan’ın müzik âleminden en iyi arkadaşları Safiye Ayla, Müzeyyen Senar, Hamiyet Yüceses, Bayan Neriman, Suzan Yakar, Aziz Şenses, Urfalı Cemil, Selahattin Pınar, Sadettin Kaynak, Sadi Yaver Ataman, Zeki Duygulu ve Artaki Candan’dır. Sadiye Arcıman ile de kısa bir evliliği olmuştur.

 

                      1969 yılına geldiğimiz günlerde, bir akrabasının evine akşam yemeğine davetliydi. Gece yarısına doğru evine döndüğünde evinin soyulduğunu gördü. Özel eşyaları, besteleri, plakları ve elbiseleri çalınmıştı. Bütün dünyası yıkılmış, özellikle yeni yaptığı bestelerinin çalınması Malatya’lı Fahri’yi çok üzmüştü, bu olanlar karşısında şok geçirdi ve hastaneye kaldırıldı.

                      Çileler ve sıkıntılarla geçen hayatının bu bölümünde vücut direncini kaybetmiş bir halde hastanede bir ay mücadele etti. Tüm çabalara rağmen kurtarılamayarak 22 Nisan 1969 yılında çok sevdiği Fahriye’sinin yanına göçtü.

           Cenazesi 25.4.1969 Cuma günü öğle namazını müteakip Şişli Camii’nden alınarak Zincirlikuyu Kabristanında ebedî istirahatgâhına tevdi olundu...

                        Son yıllarda Malatya’lı olduğunu gizleyen sözde sanatçılar gerçeği ortada iken, isminin başına şehrimizin güzel ismini koyarak tüm Malatya’lıları onurlandıran, hemşehrimiz Fahri Kayahan’a Allah’tan rahmet diliyorum.   

                         Bir değerimizi daha andık ve de hatırlattık...

                         Mekanı cennet olsun.

                         Selam olsun Malatya’mın güzel insanlarına…

DİĞER YAZILARI Sazcı Cafer Bakır 01-01-1970 03:00 Siyaset kurumu neden bozuldu? 01-01-1970 03:00 GASTRONOMİ ADALARI VE MALATYA RUHU 01-01-1970 03:00 TANDIR EKMEĞİ 01-01-1970 03:00 Hey gidi günler hey... 01-01-1970 03:00 BİZİM NESİL… 01-01-1970 03:00 ÇOCUKLARI ÖLÜME İTEN MASUM GÖRÜNÜMLÜ TEHLİKELİ OYUNLAR! 01-01-1970 03:00 MARKA ŞEHİR 01-01-1970 03:00 Geçmişe Özlem         01-01-1970 03:00 Çay Ocakları 01-01-1970 03:00 ÇANAKKALE DESTANI 01-01-1970 03:00 Hürriyet Aile Çay Bahçesi ve Zaza Cemil 01-01-1970 03:00 Bilge Terzi (Mehmed Said Çekmegil) 01-01-1970 03:00 HACI BİCİ  01-01-1970 03:00 PTT Bölge Müdürlüğü 01-01-1970 03:00 Battalgazi Belediyesi Ve Kültürel Etkinlikler 01-01-1970 03:00      Yukarıda gördüğünüz eski bir mahalle resmi... 01-01-1970 03:00 Çimento Fabrikaları Zararlıdır! 01-01-1970 03:00 YAMALIK            01-01-1970 03:00 Mahallem 01-01-1970 03:00 Hüseyin Karatay 01-01-1970 03:00 Kadir Eriş 01-01-1970 03:00 MEYDAN KIYIMI 01-01-1970 03:00 Hasret mektubu 01-01-1970 03:00 ÇOCUKLARA 29 EKİM  BİLİNCİNİ VERMEK ZORUNDAYIZ 01-01-1970 03:00 Rıdvan Mertöz 01-01-1970 03:00 Trump'ın ricası... 01-01-1970 03:00 HOŞ BULDUM! 01-01-1970 03:00 HASAN MEŞELİ 01-01-1970 03:00 Çöken eğitim sistemi 01-01-1970 03:00 Kadife sesli sanatçımız İlhan Kızılay 01-01-1970 03:00 ALİ ULVİ SÜLUKİOĞLU (SÜLÜKOĞLU AİLESİ) 01-01-1970 03:00 MOLOZLARIN ALTINDA KALAN KÜLTÜR 01-01-1970 03:00 YENİ MALATYASPOR 0 BURSASPOR 8 01-01-1970 03:00 EREN BALİ 01-01-1970 03:00          AĞLAMAYANA MEME YOK! 01-01-1970 03:00 UNUTAMADIĞIMIZ “ARTİZLER”İMİZ… 01-01-1970 03:00 NEDEN BU KADAR DUYARSIZSIN MALATYA! 01-01-1970 03:00 METİN SÖZEN ANISI ÖNÜNDE SAYGIYLA EĞİLİYORUM… 01-01-1970 03:00 CUMALİ ÜNALDI                              01-01-1970 03:00 YALAN MI 01-01-1970 03:00 FAHRİ ÇEKİRDEK 01-01-1970 03:00 NURETTİN SOYKAN TESİSLERİ 01-01-1970 03:00 BAŞ KİLİ 01-01-1970 03:00 SAYIŞMALARIMIZ     01-01-1970 03:00 MEHMET YUMRUTEPE 01-01-1970 03:00 ADNAN ERKUŞ 01-01-1970 03:00 YENİ MALATYASPOR’UN DOĞUŞU-2 01-01-1970 03:00 MALATYASPOR’DA KAYYUM DÖNEMİ-2 01-01-1970 03:00 UFUK ERBAŞ 01-01-1970 03:00 01-01-1970 03:00 MALATYASPOR’DA HAŞİM KARADAĞ DÖNEMİ-2 01-01-1970 03:00 40. KURULUŞ YILINDA KÜME DÜŞEN TAKIM 01-01-1970 03:00 Malatyaspor’da Hikmet Tanrıverdi Dönemi (2002-06) 01-01-1970 03:00 GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ... 01-01-1970 03:00 MALATYASPOR’DA MEHMET YAŞAR ÇERÇİ DÖNEMİ VE ŞAMPİYONLUK 01-01-1970 03:00 MALATYASPOR’DA MÜNİR ERKAL DÖNEMİ 01-01-1970 03:00 MALATYASPOR’DA İKİNCİ NURETTİN SOYKAN DÖNEMİ VE DURAKLAMA YILLARI 01-01-1970 03:00 MALATYASPOR’DA METİN KAYA ÇAĞLAYAN DÖNEMİ-2 01-01-1970 03:00 MALATYASPOR’DA METİN KAYA ÇAĞLAYAN DÖNEMİ 01-01-1970 03:00 MALATYASPOR’DA NURETTİN GÜVEN DÖNEMİ 01-01-1970 03:00 MALATYASPOR’DA TURAN ÇEViK DÖNEMi-3 01-01-1970 03:00 MALATYASPOR’DA TURAN ÇEViK DÖNEMi-2 01-01-1970 03:00 KAYSI FESTİVALİ YAPILMAYACAK MI? KRİZLER BAZAN FIRSATA ÇEVRİLEBİLİR… 01-01-1970 03:00 MALATYASPOR'DA TURAN ÇEVİK DÖNEMİ 01-01-1970 03:00 MALATYASPOR’DA NURETTİN SOYKAN DÖNEMİ-2 01-01-1970 03:00 MALATYASPOR’DA NURETTİN SOYKAN DÖNEMİ 01-01-1970 03:00 EFSANE MALATYASPOR’UN KURULUŞ ÇALIŞMALARI -5 01-01-1970 03:00 EFSANE MALATYASPOR’UN KURULUŞ ÇALIŞMALARI-4 01-01-1970 03:00 EFSANE MALATYASPOR’UN KURULUŞ ÇALIŞMALARI -3 01-01-1970 03:00 KÜLTÜR VARLIKLARIMIZI AYAĞA KALDIRMANIZ GEREKMEZ Mİ? 01-01-1970 03:00 EFSANE MALATYASPOR’UN KURULUŞ ÇALIŞMALARI -2 01-01-1970 03:00 EFSANE MALATYASPOR’UN KURULUŞ ÇALIŞMALARI 01-01-1970 03:00 İPLİKÇİ PAZARI 01-01-1970 03:00 Toprak Altında Kalan Şehir 01-01-1970 03:00 BİR KEZ DAHA YIKILDIK 01-01-1970 03:00 SEZAİ YILMAZ 01-01-1970 03:00 ÇAKIR DAYI 01-01-1970 03:00 ESKİ BAYRAMLAR 01-01-1970 03:00 CEVAT ÇOBANLI 01-01-1970 03:00 "Ayneye girmek" 01-01-1970 03:00 SİNEMA CADDESİ - BEŞ KONAKLAR 01-01-1970 03:00 ESKİ RAMAZANLAR 01-01-1970 03:00 Yunusemre Caddesi-Diğer Kanalboyu 01-01-1970 03:00 Kanal Boyu - Kernek Mahallesi 01-01-1970 03:00 ESKİ FOTOĞRAÇILAR 01-01-1970 03:00 Bir Varmış Bir Yokmuş… 01-01-1970 03:00 SAATLİ MAARİF TAKVİMİ 01-01-1970 03:00 ALTERNATİF KAYSI ÜRÜNLERİ 01-01-1970 03:00 Krizin Fırsata Çevrilemediği Şehir! 01-01-1970 03:00 KRİZİN FIRSATA ÇEVRİLEMEDİĞİ ŞEHİR! 01-01-1970 03:00 YENİ YIL 01-01-1970 03:00 NOSTALJİ 01-01-1970 03:00 ELİZA SURHANTAKYAN (ZEHRA BİLİR)(TÜRKÜ ANA) 01-01-1970 03:00 SELAHATTİN ALPAY 01-01-1970 03:00 SOKAK SESLERİ 01-01-1970 03:00 MAHALLEM… 01-01-1970 03:00 BAKKAL AMCA     01-01-1970 03:00 KEŞKE RÜYA OLMASAYDI… 01-01-1970 03:00 CUMHURİYET BAYRAMI 01-01-1970 03:00 Kayısı ve dünya 01-01-1970 03:00 Mış Gibi Yapanlara! 01-01-1970 03:00 MIŞ GİBİ YAPANLARA!…  01-01-1970 03:00 Fastfood 01-01-1970 03:00 Yırtık Pırtık… 01-01-1970 03:00 Ahilik Haftası Kutlu Olsun 01-01-1970 03:00 Malatya Erkekler Hamam Kültürü 01-01-1970 03:00 Malatya Kadınlar Hamam Kültürü 01-01-1970 03:00 Haceli 01-01-1970 03:00 Adı Fatih Soyadı Kaydı 01-01-1970 03:00 MUCİTLER 01-01-1970 03:00 Arpacızade Mehmet Rıfat Efendi 01-01-1970 03:00 Otorite Boşluğu Yok mu? 01-01-1970 03:00 Fevzi Yener 01-01-1970 03:00 Levent Numanoğlu 01-01-1970 03:00 Kayısı Festivali için Öneriler… 01-01-1970 03:00