O dönemin imkansızlıklarını sizlere daha iyi anlatmak için de bir olay anlatmak istiyorum;
Yıl 1969, o yıllarda, Mehmet Tangün başkan, rahmetli babam Adnan Kantarcı’da, Malatyaspor ‘da yönetici idi. Sezon açılışı için hazırlıklar yapılıyordu. Hazırlık dediysem, öyle şatafatlı sezon açılışları zannetmeyin.
Nasıl mı?
Tavacı Talib’e üç beş tane tava siparişi verildi. Beşiktaş fırınından açık ekmekler yaptırıldı.
Ha karpuzu unutuyordum. Bir kaç tane de karpuz alındıktan sonra yöneticiler, futbolcular ve ben Kantarci turizm firmasına ait otobüse atlayıp nereye gittik biliyor musunuz?
O dönemin ünlü mesire yeri Kapılığa.
Şimdiki sezon açılışlarına ne kadar benziyor siz karar verin..!
Ayrıca Hac dönemlerinde otobüs bulmak çok zorlaşır ve deplasmanlara minibüslerle gidilirdi.
O yıllardan anılarımda kalan elim bir olaydan daha bahsedip tekrar konumuza döneyim.
Malatyaspor’un önemli futbolcularından biri olan Gaziantep’li Ökkeş, motosiklet tutkunu biriydi. Sık sık o dönemin en iyi motosikletlerinden olan Java marka motosikletiyle gezintiye çıkardı. Laf aramızda sürat yapmayı da çok severdi. Yine böyle sürat yaptığı bir gün, beylerderesinde takla attığını duyduk. Durumunun çok kritik olduğu söyleniyordu. Eski adı Sigorta hastanesi olan hastaneye giderken merak içerisindeydik. Ökkeş’in yattığı odaya girdiğimizde ben dahil herkes şok olmuştu. Vücudunda sağlam kemik kalmamıştı. Bütün vücudu sargılar içerisinde, iki ayağı askıyla asılmış sadece gözleri açık bir halde yatıyordu. Herkesin morali bozulmuştu. Ekmeğini futboldan kazanan birini bu halde görmek gerçekten üzüntü vericiydi. Özellikle takım arkadaşı Feyyaz Bursalı arkadaşının bir daha futbol oynayamayacağı için çok üzgündü.
Sonra ne oldu biliyor musunuz?
İki sezon sonra, Ökkeş Malatyaspor formasını terletmeye devam ediyordu...
Malatyaspor’lu oyunculardan bir gurup (yıl 1967) Soldan sağa : Kaptan Selahattin, Emin, Sabahattin Varan, Kaleci Suat, Haşim, Kivre Selahattin
Oturanlar:Küçük İbrahim, Es Es Yusuf, İbrahim, Enver, Yusuf.
Soldan sağa: Antrenör futbolcu Mikro Mustafa, Selahattin,Suat, Şahin, Baran, Burhan, Sami.
Oturanlar: Nejat, Zeki, Yusuf, Enver ve Haşim.
Soldan sağa: Büyük Yusuf, Kaptan Selahattin ve Cücük Zeki.
Yine kuruluş yıllarına dönecek olursak:
Malatyaspor kulübü profesyonel olarak ilk genel kurulunu Avukat Abdullah Kelleci başkanlığında yapmış ve kurucu başkan Avni Gebeş, görevi aynı zamanda belediye başkanlığı görevini de yürüten merhum Turgut Temelli’ye devretmişti. Yönetim kurulu üyelikleri ise İlhan Kılıçaslan, Nuri Akbez, Gazi Kabasakal, İsmet Askeran, Mustafa Kocatürk ve Kazım Saral gibi isimlerden oluşmuştu. Bu yönetimde Mustafa Kocatürk (Özel İdare müdürü) ve İsmet Askeran (Sümerbank müdürü) devlet memuru diğer isimler esnaf ve iş adamıydı.
Bu arada Malatyaspor’un doğrudan 2. Lige alınmasında büyük pay sahibi olan futbol Federasyonu Başkanı Orhan Şeref Apak’ın eşi, genel kurul kararı ile şeref üyesi yapılmış ve bu durum kendilerine telgraf ile bildirilmişti.
Kuruluştan bir süre sonra tam transferler yapılırken Başkan Turgut Temelli istifa etti. İstifadan sonra başkanlığa İsmet Askeran getirildi.
1966-67 sezonunda ikinci Lig’de mücadele eden Malatyaspor Yönetim kurulu takımın başına, Adana’lı Uğur Ersoy ‘u getirmiş ve transferler bu hocanın nezaretinde yapılmıştı. Flaş transferler yapılmasına rağmen özellikle ilk yabancı futbolcumuz Panayot Filotis(Osman Çağlı’nın Orhan Şeref Apak’la olan dostluğundan dolayı amatör olmasına rağmen Malatyaspor’a transferi gerçekleşti), Burhan, Necmi, Ömer, kaleci Erdem gibi isimler ile bu ilk sezonunda başarıyı yakalayamamış ve Kasımpaşa ve Taksim takımlarıyla birlikte üçüncü Lige düşmüştür.
30.000 TL bütçe ile yapılan transfer çalışmalarının ardından Bölge Ziraat Okulunda yapılan kamp sonrası ligler başlamış ve bugün bile çok iyi hatırladığım ilk maçımız Balıkesirspor maçı unutulmaz maçlarımız arasında yerini almıştır. O günkü coşkuyu görmenizi isterdim. İnanın yıllar sonra çıktığımız süper ligde dahi böyle coşku hatırlamıyorum. Maç biletleri kapalı tribün 5 lira, açık tribün 3 liradan satışa çıkarılmış ve saatler önce biletler tükenmişti.
Mustafa Barın ve arkadaşlarının yönettiği tarihi maça takımımız, Kaleci Erdem, Selami Aras, Yusuf Duman (Malatya’lı Büyük Yusuf), Bedri Karlıdağ, Burhan Sürer, Ökkeş Özpamuk, Vedat Sezer(Urfalı), Sami Çalışkan, Selahattin Yapa, Panayot Filotis ve Ömer Tokgöz((Elazığ’lı) kadrosuyla sahaya çıkmış fakat 20. Dakikada Kadir Gürsoy, 28. Dakikada Kamil Güvenal ve 56.dakikada Nevzat Kırceylan’ın gollerine mani olamamış ve sahadan 3-1 yenik ayrılmıştı. Tek golümüzü 26. dakikada kazanılan penaltıdan Panayot Filotis atmıştı.
O yıl gerçekten çok iyi bir takım yapılmıştı. Bunun en iyi göstergesi Ömer, Ahmet, Zeki, Panayot ve Erdem’in Genç Milli takıma çağırılmasıydı.
Kimler yoktu ki o milli takımda:
Metin Kurt, Mustafa Denizli, Zekeriya Alp, Esenali Sezen, Orhan Özselek, Yasin Özdenak, Ender Konca.
Fakat bazan, tek başına futbolcuların kalitesi başarı için yeterli olmayabiliyordu. Başarı için bir çok faktörün bir araya gelmesi gerekiyordu. Bunlardan ilki iyi bir yönetim, diğeri iyi bir hoca, bir diğeri de iyi bir futbolcu kadrosu olmasıydı. Fakat bunlardan en olmazsa olmazı ve en önemli güç iyi bir seyirciydi.
25 Şubat 1968 günü Malatyaspor Sivasspor’la Malatya’da oynayacaktı… O sezon Sivas’ta yapılan karşılaşmada puanlar paylaşılmış ve Malatyaspor ligde ilk deplasman puanını buradan getirmişti.
Malatya’da oynanacak olan Sivasspor karşılaşması Malatyaspor için adeta küme düşmemek için son ümit olarak görünüyordu…
Bu karşılaşmaya büyük bir gerilim içerisinde hazırlanan Malatyaspor’lu futbolcular 90 dakikalık mücadelede fazla başarılı olamadılar ve puanlar paylaşıldı. Karşılaşma sona erdiğinde kaybedilen puanın tüm suçu hakemde bulundu…
Malatyaspor’un fanatik taraftarlarından bir gurup ilerde takımlarının başına çok işler açacak bir eylemin hazırlığına giriştiler… Bu gurubun değişmez kanaati şuydu;
“Malatyaspor, Sivasspor’a puan kaptırmakla kümede kalma şansını büyük ölçüde yitirmiştir ve bunun da tek suçlusu hakem Ertuğrul Aybay’dır ve cezalandırılması gerekir”
25 Şubat 1968 tarihinde oynanan Sivas maçından sonra bazı seyircilerin maçın hakemi Ertuğrul Aybay (iki hafta önce Giresun maçındaki Malatyaspor’u katleden ve Malatyaspor yöneticileri tarafından federasyona, maçlarımızda bu hakemi görmek istemiyoruz diye müracaat ettikleri hakem) ve ekibini beyler deresinde durdurup tartaklamaları ve gözüne biber atmaları sonucu önce hakemler Malatyaspor maçlarına çıkmama kararı almış akabinde, sahamız süresiz kapatılmış fakat Vali Ali Rıza Aydos’un dirayetli tutumu ve itirazları nedeniyle dört ay sonra bu ceza kaldırılmıştı. Fakat takımımız bu ceza nedeniyle kendini bir daha toparlayamamış ve bunun sonucu olarak küme düşmüştü. Ve uzun yıllar boyunca bir hakem hatası olduğunda Malatya seyircisi “Hakem beylerderesini unutma” diye tempo tutmuşlardır...
Malatyaspor’un hocası Uğur Ersoy, Kütahyaspor maçı yenilgisinden sonra kendisine küfür edilmesini bahane göstererek istifa edip Adana’ya döndü. Malatyaspor antrenörsüz kalınca takımın başına eski futbolcu İbrahim Fendoğlu’nun getirilmesi düşünüldü. Otoriter ve sert mizaçlı Fendoğlu’nun hocalık fikri kısa zamanda büyük taraftar buldu. Ve Malatyaspor antrenörlük kursunu yeni bitirmiş Özkan Akbulut ve İbrahim Fendoğlu’na emanet edildi…
Başarısızlık devam edince takımın başına getirilen isim antrenör futbolcu olarak görev yapan İsmail Kurt oldu. İsmail Kurt hem hoca hem de sol bek olarak görev yaptı. O da sezonu tamamlayamadan ayrılınca Malatyaspor’un cankurtaran simidi Özkan Akbulut’la sezon tamamlandı.
Burada bir nokta koyup Malatyaspor’a çok büyük emekleri olan teknik direktör Özkan Akbulut’tan bahsetmek istiyorum;
Malatyaspor’un zor zamanlarında her daim yanında olan Malatya’nın gururu Özkan Akbulut, Malatyaspor’un kuruluşundan itibaren alt yapının oluşturulması ve yapılandırılması için büyük çabalar sarfetmiş. Malatyaspor genç takımını kurarak bir çok Malatyalı futbolcuyu Türk Futboluna kazandırmıştır. 1966 yılından 1989 yılına kadar Malatyaspor’un her kademesinde görev yapan, Malatyaspor’un ne zaman başı sıkışsa gel dedikleri bir teknik adam olmuştur.
Futbola 1955 yılında Adafı Gençlik Takımında başlayan Özkan Akbulut, buradan 1957’de kurulan Şekerspor’a geçti. Şekersporda Türkiye Şeker Fabrikaları Şampiyonası için antrenmanlara katılırken bir antrenman dönüşü ablasının kızı kamyonun altında kalmak üzereyken yaptığı müdahale ile onu kurtardı. Ancak kendisi yaşadığı feci kaza sonunda ağır yaralandı. Tedavi için Ankara’ya gönderildi. Dört ay hastanede, bir yıl da evinde yatmak durumunda kaldı. Artık futbolcu olma imkânı kalmamıştı ama futbol aşkı yok olmamıştı. Antrenör olmak hatta teknik direktör olmak istiyordu.
Teknik adamlar, genellikle profesyonel futbolculuktan sonra antrenör, teknik direktör olurlar. Profesyonel futbolculuk yapmadan antrenörlük kursuna katılan Özkan Akbulut, sınavlarda başarılı olarak antrenörlük hedefine ulaştı. Hedefini daha da büyüterek, teknik direktör kursuna katıldı. Kursta geçmişinde yalnızca amatör spor hayatı olan tek kişiydi. Tamer Güney, Erkan Kural, Necdet Niş, Turan Ağalday (Ali Baba) gibi futbol adamlarıyla birlikte aynı anda teknik direktör oldu. Malatya spor tarihine geçen diplomalı ilk antrenörü oldu...
Özkan Akbulut’u anlattıktan sonra biz yine konumuza dönelim...
Uzun süre 3.ligde mücadele eden Malatyaspor, daha sonraki yıllarda, Necdet Oral, Ahmet Fırat, Mehmet Tangün, Ataol Serin, Sami Nebioğlu, Hüseyin Gencer başkanlığındaki yönetimlerle 2. Lige çıkma mücadelesi verdi fakat istenen başarı bir türlü yakalanamadı.
1969 yılında kurulan, Mehmet Tangün yönetiminde babamın da bulunması dolayısıyla o yıllarla ilgili bir çok biriktirdiğim anım var.
O dönem Fenerbahçe’nin ünlü futbolcusu, adına şarkılar yapılmış, Mikro (Küçük) Mustafa lakaplı Mustafa Güven Malatyaspor’un hocası olarak görev yapıyordu. Yalnız Mikro Mustafa hocalıkla yetinmeyip aynı zamanda futbol da oynuyordu..!
Şaşırdınız değil mi?
O yıllarda var olan bir sistemdi bu . Adına antrenör futbolcu denirdi. Maçlarda hoca, Mikro Mustafa’nın oyuncu Mikro Mustafa’yı oyuna sokmasını heyecanla beklerdik. 1,57 cm boyundaki Mikro Mustafa sahaya çıkınca “Ya Mustafa ya Mustafa, kornerden gol atar kerata” şarkısı eşliğinde güzel hareketler yapar seyirciyi coştururdu.
Futbolculuk yıllarında, Hollanda ile oynanan maçta ilk defa milli olan Mikro Mustafa, kendine verilen 7 numaralı formanın çok uzun gelmesi nedeniyle formanın büyük bir kısmını şortun içine sokmak zorunda kalmış ve bu yüzden 7 numaranın sadece üst çizgisi görününce enteresan bir görüntü ortaya çıktığını anlatır ve kendi boyuyla dalga geçerdi.
Mikro Mustafa Malatya’lılar tarafı dan çok sevilmiş, o da bir o kadar Malatya’lıları sevmişti. Bu yüzden jübilesini Malatya’da yapmaya karar verip eski takımı Fenerbahçe’yi Malatya’ya davet ederek, Malatyaspor ile jübile maçı yapmış ve Can’lı, Birol’lu, Yavuz’lu, Yılmaz’lı, Şeref’li, Selim’li, Ercan’lı Fenerbahçe takımını Malatya’lılara izletmiştir.
Jübile maçında şöhretler karmasıyla Malatyaspor 3-3 berabere kalmıştı. Malatyaspor’un gollerini Enver, Şöhretler karmasının gollerini, Selim, Şeref ve Ergun atmıştı.
Mikro Mustafa’dan sonra takımın başına Fahrettin Cansever getirildi. Daha sonra yıllarca bir çok takımda hocalık yapan fakat asıl görevi atletizm hocalığı olan Selahattin Tetik hocalık görevine başladı. Yardımcılığına ise Malatyalıların Ali Baba dedikleri Turan Ağalday getirildi.
1972 yılının başlarında Necdet Oral Başkanlığındaki yönetim kurulu istifa ederek olağanüstü kongre kararı aldılar…
Yapılan kongrede Belediye Başkanı Mehmet Kırçuval Malatyaspor Başkanı oldu. Listede Avni Gebeş, Mustafa Kocatürk, Aydın Güçlüten, Aziz Ovagül, Erhan Kırçuval bulunuyordu.
Takvimler 1972 yılının 26 Haziran gününü gösterirken Malatyaspor Yönetim Kurulu Fuzuli Caddesindeki Nihat Aslankara’ya ait olan Seyhan Apartmanının bodrum katında toplantı halindeydi.
Bu esnada birkaç arkadaşıyla toplantıya gelen Nihat Aslankara şunları söyledi;
“Yönetim hemen istifa etsin ve kulübü derhal bana teslim edin, transfer için gereken harcamayı ben yapacağım”
Toplantıya sanki bomba düşmüştü!
Ve kulüp Nihat Aslankara’ya teslim edildi…
…
Ve… Malatya’lıların çok sevdiği Uğur Ersoy takımın başına tekrar geçti. Malatyaspor’un önemli futbolcularından, hemşerimiz, Malatya’lıların “gözü böyük Şahin” diye tanıdıkları Şahin Kışın, o sezon en verimli sezonlarından birini yaşıyordu. Bunun semeresini de Konyaspor’un kendine talip olması olarak gördü. Prensipte anlaşma sağlandı ancak kasım ayına kadar resmi hiç bir maçta oynamaması gerekmekteydi. Uğur Ersoy futbolcusunun bu durumuna saygılı davranıp oyuncusunu oynatmayarak Konyaspor’a transferine katkı sağlamıştır. Şahin Kışın daha sonraki yıllarda Isparta’ya transfer olmuş ve şehrimizi başarıyla temsil etmiştir...
Uğur Ersoy’un nezaretindeki Malatyaspor olaylı Karabükspor maçına kadar iyi bir performans göstermiş fakat bu maçta beş futbolcusu tedbirli, altı futbolcusu da tedbirsiz olarak ceza heyetine sevkedilince cezalar yağmur gibi yağmış ve Malatyaspor’da düşüş başlamıştır.
Bu maçtan sonra Uğur Ersoy eski futbolcusu Şahin Kışın’ı arayarak seni ve Sabahattin’i (Varan) çok aradım, siz olsaydınız belki bu kadar dayak yemezdik..! demiştir. (Şahin ve Sabahattin iyi dövüşen futbolcular olduğu için, ceza almaya aldık hiç olmazsa dayak yemez belki de atardık düşüncesiyle).
Nihat Aslankara yönetimi göreve başlar başlamaz hemen transfer çalışmalarına başladı. Doğan Gülergün ( Pehlivan Doğan), Mustafa Kocatürk, Yaşar Öztürk, Ahmet Akyüz ve Uğur Ersoy’dan oluşan transfer komitesi Nihat Aslankara’nın verdiği paralarla önce Adana’ya arkasından Ankara ve İstanbul’a gittiler…
Transfer Komitesi, Adana’dan Ersin, Ankara Toprakspor’dan Hayati, Ankara’dan Sedat Boğaz, Sivasspor’dan Yunus, İstanbulspor’dan Tuncay gibi isimleri alarak güçlü ve şampiyon olacak bir kadro meydana getiriyorlardı.
Üçüncü ligde son karşılaşmasını 24 Haziran 1973 Pazar günü Urfaspor’la yapan ve rakibiyle 1-1 berabere kalan Malatyaspor üçüncü lige veda etmiş ve 1973/74 sezonunda İkinci Lige merhaba diyen bir takım olmuştu.
Mikro Mustafa (Sol başta) ve Malatyaspor’lu futbolcular.